21 ve 28 Mart tarihleri arasını kapsayan hafta, uzun yıllardır Kürt halkı tarafından Kahramanlık Haftası olarak tanımlanıyor. Kahramanlık Haftası Kürdistan’ın dört parçasında ve Kürtlerin yaşadığı her yerde çeşitli etkinlik ve anmalarla geçiyor. Buna rağmen bu haftanın dünü, bugünü ve anlamı hakkında halen birçok bilinmeyen mevcut. Bu bilinmeyenleri ve birçok soruyu PKK kurucularından Duran Kalkan’a sorduk.
Kahramanlık olgusunu ve Kürtler açısından önemini masaya yatırdığımız söyleşide Duran Kalkan, 21 Mart ve 28 Mart tarihlerinde yaşamlarını yitiren PKK kadroları Mazlum Doğan ve Mahsum Korkmaz’ın kişilikleri hakkında da önemli değerlendirmelerde bulundu. Kahramanlık çağının kapandığına ilişkin iddialara yanıt veren KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan’a göre Kürtlerin kahramanlık çağı daha yeni başlıyor.

Ulusal Kahramanlık Haftası ne zaman ve neden ilan edildi? Böyle bir hafta ilanındaki amaç neydi?

Öncelikle ulusal kahramanlarımız Mazlum Doğan ve Mahsum Korkmaz yoldaşları ve bu yoldaşlar şahsında tüm kahraman şehitlerimizi bu vesileyle bir kere daha saygı ve minnetle anıyorum. Anılarını yaşatmaya dair sözümüzü bir kere daha yineliyorum.
21 Mart Newroz günü ve bayramı zaten Kürt halkının tarihten gelen bir kahramanlık günüdür. Demirci Kawa’dan bu yana 2624 yıldır bu gerçeklik böyle anılıyor. 1982 yılı Newroz’unda 12 Eylül faşizmine karşı Amed zindanında geliştirdiği direnişle Mazlum Doğan, Demirci Kawa kahramanlığını bir kere daha canlandırmış bulunuyor. Dolayısıyla Önder Apo bu direnişçiliği Çağdaş Kawa direnişçiliği olarak tanımladı.
1986 yılının Ekim ayı sonunda gerçekleştirilen PKK 3. Kongresi ise Mahsum Korkmaz yani Agit yoldaşın şahadet günü olan 28 Mart’ı Ulusal Kahramanlık Günü olarak kararlaştırıp ilan etti. Mahsum Korkmaz Botan’ın Gabar dağında 12 Eylül faşist askeri rejimine karşı geliştirdiği gerilla direnişiyle çağdaşlaştırıp silinmez kıldı. Zindan direnişini dağa, gerillaya taşıyarak Kürt halkının varlık ve özgürlük yolunu açtı. Dolayısıyla da PKK 3. Kongresi bu gerçeğin ifadesi olarak bu büyük gerilla komutanının şahadet günü olan 28 Mart’ı Kürt halkının Ulusal Kahramanlık Günü olarak tanımladı. Dolayısıyla da bu iki büyük kahramanlık günü, direnme günü ulusal direniş ve özgürlük günü arasındaki bir haftalık süreç 21 Mart’tan 28 Mart’a kadar geçen dönem, süre Ulusal Kahramanlık Haftası olarak tanımlandı ve ilan edildi.

Kürt halkı bu kararı nasıl karşıladı? Bu haftanın ilanı Kürtler açısından ne anlama geliyor?

Çağdaş Kawa Mazlum Doğan ile ölümsüz gerilla komutanı Mahsum Korkmaz’ın şahadet günleri arasındaki bir haftalık süreyi 1986’dan sonra Kürt halkı hep Ulusal Kahramanlık Haftası olarak tanımladı, andı, yaşadı, yaşattı. Halk, Mazlum Doğan ve Mahsum Korkmaz şahsında hep kendini var eden ve özgürlük iradesini ortaya çıkartan kahraman şehitlerini andı. Bu büyük kahramanlar şahsında insanlar kendilerini sorguladılar. Toplum sorguladı. Bu kahramanlık çizgisinin neresinde olduğunu, onlara ne kadar uygun ve denk yaşadığını sorgulayarak varsa eksiklik ve hataları onları düzelten doğru bir özgür yaşam çizgisine kendisini çeken bir gelişmeyi yaşadı.

‘Kahramanlık çağı kapandı’ şeklinde değerlendirme ve iddiaların yoğunlaştığı bir süreçte ulusal kahramanlık haftası ilanı ne anlama geliyor?

Kahramanlık çağı kapandı türünden iddialar anlamsız ve boş sözden başka bir şey değildir. Böyle bir iddianın geçerli bir anlamı olmadığı gibi iddia olarak doğru da değildir. Çünkü kahramanlık çağı diye bir çağ yoktur. Her olgunun kahramanlık çağı yani kahramanlık zamanı, kahramanlık dönemi vardır. Her insanın kahramanlık dönemi vardır, her toplumun kahramanlık dönemi vardır, her ulusun kahramanlık dönemi vardır. Her halkın kahramanlık çağı vardır. Yani kahramanlık zamanı vardır.
Dikkat edilirse toplumsal olgular o toplumların niteliğini en üst düzeyde temsil eden kahramanlıklarla varlık buluyor ve tanımlanıyorlar. Dolayısıyla kahramanlık ile toplumsallık iç içe geçmiş bulunuyor. Birbirinin olmazsa olmazı gibi bir içerik taşıyor. Bu nedenle toplumlar var oldukça ve özgür olma iradesini ve iddiasını sürdürdükçe kahramanlık çağı yok olmaz.

Kürtlerde ulusal kahramanlık nasıl şekillendi?
Özellikle partileşmeden, Kürt olgusunun kendi varlığını kesinleştirdiği, inkar ve imhanın artık kendini savunamaz duruma getirdiği 2000’lere kadarki dönem Kürt halkının ulusallaştığı dönem oluyor. Dolayısıyla bu dönemi temsil eden, sembolize eden olaylara, dönemlere, kişiliklere ulusal kahramanlık çağının sembolleri deniyor. Yani ulusal kahramanlar deniyor. Dolayısıyla bu dönemin bütün şehitleri ulusal kahramanlık şehitleridir. Bu şehitlere öncülük eden, onu sürükleyen öncü şahadetler ulusal kahramanlığı temsil ederler.

Bu öncü kişiliklerden söz edebilir misiniz biraz?

Örneğin Haki Karer kişiliği böyle bir öncü, kahramanlık sembolü niteliğindedir. Nitekim şahadet günü Kürt ulusu açısından şehitler günü olarak tanımlanmıştır. Örneğin Mazlum Doğan böyle bir sürükleyici, öncü kişiliktir. 12 Eylül faşist rejimini ideolojik olarak yenilgiye uğratıp Kürt ulusal varlığını en zor koşullarda bile yaşamını ortaya koyarak temsil etmiştir. Mahsum Korkmaz kişiliği kahramanlık kişiliğidir. 12 Eylül faşist rejiminin her türlü askeri, siyasi gelişmeyi önleyerek soykırımı tamamlamak istediği dönemde böyle bir soykırım rejimine karşı gerilla direnişini örgütleme, eğitme, geliştirme, ona öncülük etme, komutanlık etme iradesini, gücünü göstermiştir.
Beriwan kişiliği, Beritan kişiliği, Zilan kişiliği hem ulusal hem de kadın cinsi açısından kahramanlık kişiliğidir. Kadının ulusal dirilişteki rolünü, öncülüğünü yarattığı gibi her türlü köleliğe karşı toplumun yarısı olan özgür kadını yaratma gücünü, iradesini göstermiştir. Elbette bütün bunların yaratıcısı olarak Önder Apo bir kahramanlık kişiliğidir. Çünkü bütün bu kahramanlık örnekleri ruhlarını, duygularını, düşüncelerini, davranışlarını, kahramanca var oluşlarını Önder Apo gerçeğinde buldular. Oradan aldılar. Dolayısıyla Önder Apo kişiliği büyük kahramanlık kişiliği, sembol kişilik olmaktadır.

Kürt halkı bu kişileri nasıl ele alıyor?

Bütün bu kişilerle Kürt halkı her türlü sömürgeci ve soykırımcı saldırıya karşı varlığını koruma ve özgür yaşama iradesi ve iddiasına sahip olduğunu ortaya koydu. Her türlü saldırıyı kırma iradesine ve gücüne sahip olduğunu bir kere daha kanıtladı. Böyle bir direniş ile uluslaşacağını, bir ulusal topluluk haline geleceğini herkes gösterdi. O nedenle Kürt uluslaşmasının kahramanlık dönemi kahramanlık çağı PKK ile yaşandı. Bütün PKK şehitleri bu kahramanlık çağının temsilcileri, sembolleri oluyorlar.
Tarih boyunca Kürt uluslaşması bu büyük kahramanlarla anılacak, tanımlanacak, sembolize edilecektir. Dolayısıyla Kürtler için ulusal kahramanlık çağı geçmemiştir. Tersine daha yeni başlamış durumdadır. Şimdiye kadar savaş kahramanlığı olarak ortaya çıktı. Bundan sonra özgür toplum yaşamının diğer bütün alanlarında sanatta, siyasette, sporda, üretimde her alanda kendi öncü sürükleyicilerini, sembollerini, kahramanlarını ortaya çıkartarak bu ulus demokratik bir toplum olarak gelişme ve yaşam gücü gösterecektir.

Bildiğim kadarıyla siz Mazlum Doğan ve Mahsum Korkmaz ile birlikte kaldınız. Bu kişilerinin yarattığı kültür hakkında neler söylenebilir?
PKK’nin ölçü ve özelliklerini de en yüksek düzeyde Mazlum Doğan ve Mahsum Korkmaz kişilikleri temsil ediyorlar. Önderlik çizgisinin, Apocu çizginin en iyi anlayanı ve en güçlü uygulayanı oluyorlar. Birisi ideolojik cephede, diğeri gerilla direnişi alanında 12 Eylül faşizmini ve onun gerisindeki sömürgeci soykırım rejimini yenen iki büyük direniş çıkışına imza atıyorlar. Dolayısıyla da aslında kahramanlık çağının sembolü haline geliyorlar.
Onları bu duruma getiren kuşkusuz yüce bilinçleridir. Önder Apo’nun dehasını herkesten önce görmeleri, anlamaları ve ona en yüksek düzeyde katılmalarıdır. Mazlum ve Mahsum kişiliklerinin temsil ettiği yüce değerlerdir ki bugün bir bütün toplumu yediden yetmişe kucaklamış ve yeni bir yaşam kültürü yaratmış bulunuyor. Bu kültür politik ve ahlaki toplum kültürüdür. Bu en yüce sorumluluk duygusudur. En derin bilinçtir. En büyük cesarettir. En derin fedakarlıktır. En güçlü örgütlülüktür. Cesur eylemliliktir. Örgütlenme ve eylemin bir toplumu var edecek ve kanıtlayacak düzeydeki en ileri temsilidir. Aslında bu kahramanlar öncülüğünde Kürt toplumunda yaşananın büyük bir kültür devrimi olduğu ortadadır. Geleneksel devletçi sistemin ve kapitalist modernitenin her türlü kültür erozyonuna, kültür dejenerasyonuna karşı halk kültürünü, ülke sevgisini, demokratik kültürü, vatan sevgisini, insan sevgisini yaratan işte bu kültür olmaktadır.
Böyle bir mücadeleyi var eden, ona öncülük eden, bu mücadelenin değerlerini yaratan çekim gücü olan da onun Önderliğidir. Yani Önder Apo ve şehitler gerçeğidir. Mazlum Doğan’lar, Mahsum Korkmaz’lar, Haki Karer’ler, Kemal Pir’ler, Hayri Durmuş’lar, Beritan’lar, Beriwan’lar, Zilan’lar, Adil’ler, Nûda’lar, Rüstem’ler, Şilan’lar, Xebat’lar, Çiçek’ler, Alişêr’ler gerçeğidir. Herkes bu gerçeği iyi bilmek, iyi anlamak durumundadır.

Ulusal kahraman unvanı alan ve sözünü ettiğiniz kadrolar aynı zamanda döneminin gençlik öncüleriydiler. Bugün açısından gençlik öncülüğünün durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kahramanlık ile gençlik arasında daha başat ve bütünlüklü bir ilişkinin olduğu tartışmasızdır. Bir anlamda kahramanlık çağı demek her olgu için gençlik çağı demek anlamına gelir. Bir insanın kahramanlık çağı neresidir diye sorsak, hiç kuşkusuz gençliktir diyebiliriz. Yoksa çocukluk çağı bu kişinin kahramanlık çağıdır denemez. Yine yaşlılık çağını hiç kimse onun kahramanlık çağı olarak tanımlamaz. İşte yeniyi yaratma, yeniyi temsil etme de kendisini kahramanlıkta ifade ediyor. Dolayısıyla kahramanlığı gençlik temsil ediyor. Gençlik demek kahramanlık anlamına geliyor.
Bir toplum savaşmak durumundaysa o savaşı yürütecek, dolayısıyla savaş kahramanlığını yaratacak olan gençlikten başkası elbette değildir. Yine demokratik gelişme çağındaysa bir toplum o toplumun demokratik gelişimine yaşamın her alanında öncülük edecek, nitelik kazandıracak, çıkış yaptıracak olan yegane kesim gençlik kesimidir. Demek ki kahramanlık gençliğin bir ürünüdür, gençliğin yarattığı bir değerdir. Gençliği ifade eden, temsil eden bir durumdur.

Kahramanlık haftasının anlamı ve önemi gençler açısından tam olarak anlaşılıyor mu?

Gençliğin kendi gerçeğini her zaman bilmesi, anlaması, bu gerçeğine uygun davranmayı bilmesi gerekir. Bunun yüksek sorumluluğu, bilinci, örgütlülüğü ve eylemi içerisinde olması gerekir. Böyle olursa ancak o gençliğe gerçekten gençlik denebilir. Kahramanlık yarattığı ölçüde yani toplumu yeniliklere taşıdığı, icatlar geliştirdiği, topluma yeni adımlar attırdığı ölçüde o kuşağa yeterli gençlik kuşağı denebilir. Dolayısıyla kahramanlık görevlerini başarıyla yerine getiren gençlik olabilir.
Bütün toplumlar açısından olduğu gibi Kürt toplumu açısından da gençliğin elbette böyle bir anlamı, tanımı, yeri vardır. Kürt gençliğinin de kahramanlık gerçeğini böyle ele alması, algılaması gerekir. Kürt halkının ulusal diriliş devrimini yaratan ulusal kahramanların hepsi aynı zamanda birer gençlik kahramanıdır, gençlik sembolleridir. Haki Karer de bir gençlik önderiydi. Mazlum Doğan da bir gençlik önderiydi. Kemaller, Hayriler, Ali Çiçekler, Akifler gencecik yaşlarında ulusal onurun, ulusal kahramanlığın sembolü haline geldiler. Agitler, Beriwanlar, Beritanlar, Zilanlar gencecik yaşta kahramanlık eyleminin sahibi oldular. Dikkat edelim PKK’nin kendisi bir gençlik partisi. PKK’nin yarattığı bütün kahramanlar aslında aynı zamanda birer gençlik kahramanları. Hepsi gençlik çağında bu kahramanlık mertebesine ulaşma gücünü gösterdiler.
Bütün bu kahramanlıkların bileşkesi olarak Önderlik çıkışı bir gençlik çıkışı oldu. Bir gençlik önderliği olarak çıktı. Gençlik hareketi olarak kendisini örgütledi. PKK’yi bir gençlik partisi olarak kurarak Kürt toplumuna öncü yaptı. O halde ulusal kahramanlık, öncülük bir gençlik duruşudur. Bütün gençlerin her dönemdeki genç kuşağın bu gerçeği anlaması, genç kuşak olmanın yegane tanımının bu temelde gerçekleşmeyi ifade ettiğini bilmesi gerekir. Bu bakımdan gençlik, kahramanlık çizgisinde yürümeyi bilmek, kahramanlığın ifade ettiği yüce sorumluluğu, örgütlülüğü, cesaret ve fedakarlığı, politik ve ahlaki toplum gerçeğini en üst düzeyde temsil eden yaşatan olmak durumundadır.

Sahiplenme düzeyi sizce nasıl olmalıdır?
Bu anlamda gençliğin sürekli bir tartışma, eğitim, eleştiri özeleştiri içinde olması şarttır. Böyle olmazsa faşist sömürgeciliğin, soykırım rejiminin, kapitalist modernitenin şu veya bu düzeydeki etkileri altında kalması, sağa sola savrulması gerçekleşebilir. Bu tehlike her zaman vardır. Bu tehlikeleri önleyebilmek, boşa çıkartabilmek için de sürekli bir tartışma, bilinçlenme, eğitim, örgütlülük, arayış söz konusu olmak durumundadır. Böyle yaptığı ölçüde gençlik bu tehlikelerden kendisini kurtarır. Kürt gençliği bir düzeyde bunu yapabilmektedir. Tabii bu düzeyi çok daha ileriye götürme, bütün Kürt gençliğine yayma görevi de Kürt gençlik örgütlerinin omuzundadır. Bu örgütler kendileriyle yetinmemek, bütün gençlik kitlesine ulaşarak onları faşizmin, sömürgeciliğin kapitalist modernitenin ayartıcı etkilerinden kurtararak ulusal kahramanlarımızın temsil ettiği yüce ulusal demokratik değerler temelinde eğitip, örgütlemeyi bilmek durumundadır.

Kahramanlık haftasının içinden geçilen süreç açısından önemi konusunda neler söyleyebilirsiniz?

15 Şubat’ta özgürlük hareketimiz uluslararası komploya karşı Önder Apo’ya özgürlük mücadelesinin startını verdi.
8 Mart’ta Kürt kadınları böyle bir tarihi mücadeleyi sahiplenerek on binler halinde sokakları doldurup Önder Apo’ya özgürlük istedi. On binler halinde kadınlar Önder Apo’ya özgürlük dediler, soykırıma son dediler. Kürdistan’a özgürlük dediler. Kadına özgürlük dediler. Bunların hepsini de İmralı sisteminin parçalanmasında ve Önder Apo’nun özgürlüğünde gördüler. Newroz’da aynı iradeyi yediden yetmişe tüm Kürt toplumu gösteriyor. Kürdistan’ın dört parçasında ve dünyanın dört bir yanında Kürtler ayağa kalkarak meydanları dolduruyor. Her yerde Önder Apo’ya özgürlük sloganları çınlıyor. Zindanlarda, dışarıda bunun için açlık grevine giriyor, ölüme yatıyor. En ağır ve zor direniş biçimlerine yöneliyor. Gençlik, kadınlar sokaklarda bu taleplerini insanlığa duyurabilmek için gece gündüz demeden sürekli bir demokratik mücadele yürütüyor. Böylece 2012 Newroz’unda Kürt halkı da gerçek tutum ve iradesini daha şimdiden ortaya koymuş bulunuyor. Bu tutumun Önder Apo’ya özgürlük istemi olduğu tartışmasızdır.
Çok açık ki Kürt toplumu artık İmralı sistemiyle birlikte yaşamak istemiyor. Önder Apo’nun özgürlüğü temelinde Kürdistan’ın, halkı, kadını özgürlüğünü istiyor. Bölge halklarının ve insanlığın özgürlüğünü istiyor. Bu istem ve eylemsel tutumu nettir. Hiç kimsenin muğlaklaştırmaya, çarpıtmaya gücü yetmeyeceği kadar nettir. Bu temelde 2012 yılının ulusal kahramanlık haftasına giriyoruz. Şimdiye kadarki direnişlere öncülük eden gençliğin ulusal kahramanlık haftasını her yıldan daha güçlü savunacağı ve bu temelde ulusal demokratik direnişi, her cephede çok daha güçlendireceği şimdiden anlaşılıyor. Gençlik, serhildanla bunu yapacak. Gençlik, gerillayla bunu yapacak. Öyle anlaşılıyor ki ulusal kahramanlık haftasıyla birlikte giderek adım adım gençlik öncülüğündeki serhilldanların ve gerilla direnişinin devreye girişi gerçekleşecek. Kadın ve halk direnişi, serhildan ve gerillayla birleşecek. Bu da 2012 yılının büyük özgürlük mücadelesinin en güçlü hamle düzeyinde gelişmesine yol açacak.

‘AKP ölmemek için çırpınıyor’

Newroz’la başlayan serhildanların daha da yayılması karşısında devletin tavrı nasıl olacaktır?
Şimdiden bunun işaretleri her alanda görülüyor. Kürt halkı ve dostları bunu daha şimdiden derinden hissediyor. Bu mesajla doluyor, coşuyor, Newroz, özgürlük bayramını kutluyor. Kürt halkının düşmanları, faşist, soykırımcı güçler ise bu gerçeği gördükçe kahroluyor. Adeta bunu nasıl önleyeceğinin hummalı arayışı, çılgınca saldırıları içine giriyor. Ölmemek için çırpınıyor. Fakat derler ya korkunun ecele faydası yok. Mevcut haliyle de sömürgeci soykırım rejiminin, onu sürdürmeye çalışan AKP iktidarının artık korkması da boşuna. Çünkü o korkunun ecele faydası yoktur. Kendi yıkımını önlemesi mümkün değildir. Ne yaparsa yapsın, ne kadar saldırgan olursa olsun, ne kadar çılgınlık yaparsa yapsın döktüğü kanda, geliştirdiği zulümde boğulacağı tartışmasızdır. Tarih bunu böyle yazıyor. Kürt özgürlük direnişi tarihin hükmünün böyle olacağını net bir biçimde gösteriyor.

Peki, 2012 yılı bu aşamadan sonra nasıl geçecek?

Gençlik ilk eylemiyle PKK’yi kurdu, ilk ulusal kahramanları yarattı. Özgürlük iradesini ortaya çıkardı. İkinci büyük hamleyle ulusal diriliş devrimini gerçekleştirdi. Agitlerin, Zilanların devrimi oldu ulusal diriliş devrimi.
Şimdi üçüncü büyük hamleyle de özgürlük devrimini zafere götürmek için her türlü gücünü ortaya koyuyor. Zafer yolunda adım adım ilerliyor. Kürt gençliğinin ve kadınlarının öncülüğünde demokratik toplum, özgür Kürdistan şiarı altında büyük özgürlük devrimi, Ortadoğu halklarını etkileyip demokratik devrime çekecek düzeyde bölgesel düzeyde bir karakter kazanarak zafer yolunda adım adım ilerliyor. Biz inanıyoruz bu büyük yürüyüş 2012 yılında en büyük zaferini kazanacak. 2012 yılı Önder Apo’ya ve Kürdistan’a özgürlük yılı olacak. Kürt sorununun özgürlük temelinde demokratik özerklik çizgisinde kesin kalıcı çözüme kavuştuğu yıl olacak.
15 Şubat’ta başlayan, 8 Mart ve Newroz’da doruklanan ulusal kahramanlık haftasında ise en güçlü direniş değerleri kazanan bu büyük yürüyüşün 2012 yılında „Êdî Besê, An Azadî An Azadî“ şiarı temelinde kesin zafer çizgisinde yürüyerek kalıcı sonuçlar yaratacağı kesin görünüyor. Gelişmenin yönü bu temeldedir. 2012’nin mücadele hedefi böyle çizilmiştir. Atılan mücadele adımları bunu gerçekleştirecek düzeydedir. Gerisi bunun yaşanmasına ve kazanılmasına kalıyor. Onu da gençlik ve kadın öncülüğünde her türlü cesaret ve fedakarlığa sahip bilinçli ve örgütlü olarak direnen Kürt halkının iradesi, gücü, mücadelesi kesinlikle yaratacaktır.

SİNAN CUDİ - ANF/BEHDİNAN