ERSİN ÇAKSU / ŞOREŞ BENEK  / KERKÜK 


Irak ordusu ile ona bağlı Heşdî Şabî güçlerinin Kerkük’e başlattığı saldırılar sonrası, HPG, YJA-Star, gönüllü halk ve çekilmeyi kabul etmeyen bazı pêşmergeler tarafından Kerkük’ün merkez mahallelerinden Feylaq’ta kurulan savunma hattı, KDP’nin çekilmesiyle kırıldı.

Saldırıların başlamasından sonra sabah saatlerinde HPG’den yapılan özsavunma çağrısı üzerine yüzlerce yurttaş silahlarıyla birlikte savunma hattının oluşturulacağı bölgelere akın etti. Ayrıca çekilmeyi reddeden onlarca Pêşmerge de gerilla ve halk ile birlikte savunma hattında katıldı.

Savunma hattının oluşturulması hazırlıkları devam ederken saat 10.30 sularında KDP pêşmergeleri Feylaq Kavşağı‘nı asayişlerinin bulunduğu binayı ve kavşağı bıraktı. KDP güçlerinin ağır silahlarının alarak bölgeden uzaklaşmadan önce havaya ateş açarak Heşdî Şabî’nin saldırıya geçtiğini belirtmesi dikkat çekti.

Bulundukları bölgeyi terk eden KDP pêşmergelerine halk büyük tepki gösterirken, üst geçidin üzerine çıkan bazı yurttaşlar ağır silahlarıyla bölgeyi terk eden KDP güçlerine tepki olarak havaya ateş açtı.


Aş betal

KDP güçlerinin bölgeden ayrılmasıyla silahlanan halkta büyük moral düşüklüğü yaşanırken, bazıları silahlarını bırakıp “Onlar o kadar ağır silah ve tankla direnmeyip gidiyorsa, biz bir kalaşnikofla nasıl direnelim” demesi dikkat çekti.

Öte yandan evlerinden çıkarak güvenli hatta geçmeye çalışan birçok yurttaşın ise 1975 yılında Cezayir anlaşmasından sonraki silah bırakma (aş betal) olayına dikkat çekerek bulunarak “Kaka aş betal e, aş betal e, em firotin (Kardeşim aş betaldir, aş betaldir, bizi sattılar)” demeleri kameralarımıza yansıdı.

HPG, gönüllü pêşmerge ve silahlanan halk ise Feylak kavşağı ve civarında ferdi silahlarıyla bir süre direndikten sonra bölgenin tanklarla vurulmasının ardından yeni bir savunma hattını oluşturmak için kentin iç mahallelerine çekilmek zorunda kaldı.


Halk savunmasız bırakıldı

Irak ordusu ile Heşdî Şabî’nin Kerkük’ü işgal saldırıları sırasında evlerini terk etmek istemeyen yurttaşlar, merkezi bir direniş kararı olmaması üzerine göç etmek zorunda kaldı.
Irak ordusu ile ona bağlı Heşdî Şabî’nin Kerkük’e başlattığı saldırılar sonrası, savunmasız bırakılan halk, kenti terk etmek zorunda kaldı.
Saldırıların başlamasından sonra kentin güney ve batı mahallelerinde yaşayan yurttaşlar önce şehir merkezine daha sonra ise şehrin kuzey ve doğu mahallelerine çekildi.
Irak ordusu ve Heşdî Şabî’nin büyük bir direnişle karşılaşmadan ilerlemesi üzerine kuzey ve doğu mahallelerine çekilen yurttaşlar, olası bir katliam tehdidine karşı Çemçemal, Teqteq, Hewlêr ve Süleyemaniye’ye doğru göç etti.


Büyük öfke

Olası bir katliama karşı çocuklarını kentten çıkaran yurttaşların bir bölümünün ise daha sonra silahlanarak kente dönmeleri dikkat çekti. Merkezi direniş kararının olmaması halkta büyük öfkeye neden olurken, savunmasız bırakılan yurttaşlar da kentten çıkmak zorunda kaldı.
Kürtlerin büyük bölümü kentten çıkarken, Arap ve Türkmenlerin yaşadığı mahallelerde ise göç yaşanmadı. Ancak bazı Sünni Türkmenlerin de katliam tehdidine karşı evlerini terk ettiği görüldü.
Göç etmek zorunda kalan yurttaşlar Teqteq ve Çemçemal’da yurttaşlar tarafından karşılandı. Teqteq ve Çemçemallilerin büyük bölümü yollara çıkarak Kerkük’ten göç etmek zorunda kalan halkı evlerinde ağırlamak için gece boyunca yollarda kaldı.




Barzani’ye ağır darbe


 Kürt liderliği tahmin edildiğinden daha bölünmüş durumda, Irak silahlı güçleri daha kuvvetli ve Barzani geleneksel müttefiklerini kendinden uzaklaştırdı.



PATRİCK COCKBURN


Independent yazarı Patrick Cockburn yazısında Kerkük’te yaşananların Kürtlerin siyasi liderliğinin tahmin edildiğinden daha fazla bölünmüş olduğuna dikkat çekti.

Independent’ın deneyimli Orta Doğu muhabiri ve yazarı Patrick Cockburn’in yazısı şöyle:

Elit Irak askeri birlikleri, Pazartesi günü Kerkük merkezindeki Kürt hükümet binalarını ele geçirdi ve Irak Başbakanı Haydar El Abadi, Irak bayrağının Kerkük’e ve diğer tartışmalı bölgelere çekilmesi için emir verdi. Irak Petrol Bakanlığı’ndan bir yetkili, Irak ordusunun “çok kısa süre içinde” Kerkük eyaletindeki tüm petrol sahalarını ele geçireceğini yazdı.


Ağır yenilgi

Irak askeri güçlerinin petrol zengini Kerkük eyaletini geri alması ve bu surada Peşmerge savaşçılarından pek az direnişle karşılaşmasıyla beraber, yüz yıllık Kürt bağımsızlık hareketi ağır bir yenilgi aldı. Bazı Kürt yetkililer, iki ana Kürt partisinden biri olan Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne (KYB) bağlı Peşmerge güçlerini, Irak taaruzuna karşı koymayıp “ihanet” etmekle suçluyor.


Özerklik sınırlanabilir

Iraklı Kürtlerin gerçek bir bağımsızlık kazanma düşü, şimdi muhtemelen sonsuza dek yitirmiş oldukları Kerkük kentinin petrol zenginliğini kontrol etmelerine bağlıydı. Şimdi halihazırda sahip oldukları özerklik de sınırlanabilir; Türkiye, Irak Kürdistanı’yla olan sınır kapısının kontrolünü Bağdat’taki merkezi hükümete devredeceğini açıkladı.

Irak hükümetinin operasyonu Pazartesi günü erken saatlerde başladı; askeri güçler hızla iki büyük petrol sahasını ve Kuzey Petrol Şirketi’nin genel merkezini ele geçirdi. Bağdat’ın iyi eğitimli ve deneyimli -Musul’un geri alınmasında da başı çekmiş olan- Terörle Mücadele Gücü’ne bağlı bir zırhlı araç konvoyu, Kerkük’te valilik binasının ve diğer idari binaların olduğunu semte herhangi bir dirençle karşılaşmadan girdi.

Bağdat’taki Iraklı yetkililer, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden yetkililerin petrol işçilerini dışarı çıkartarak üretimi kesmeye çalıştığını, ancak üretimin kısa sürede yeniden başladığını açıkladı. Kürtler Kerkük kentini 2003 yılında ABD işgali sırasında ele geçirmiş ve 2014’te Irak ordusu IŞİD tarafından yenildiğinde kontrol ettiği alanı genişletmişti.


Önceden organize edilmişti

Pazartesi sabahı Kerkük kentinin sokakları boştu, çünkü insanlar ya evlerine çekilmişti ya da daha kuzeydeki KBY bölgesine doğru kaçıyordu. Şu ana kadar çok sınırlı silahlı çatışma oldu, çünkü peşmerge önceden organize edilmiş gibi görünen bir şekilde geri çekildi. 

Şehrin bir milyonluk nüfusu, Kürtler, Araplar ve Türkmenlerden oluşuyor; Arap ve Türkmenler Kürt yönetimine karşı. Bir Kerkük sakini, Türkmenlerin hükümet güçlerinin kontrolü ele almasını kutlamak için havaya ateş ettiğini belirtti.


Abadi’yi güçlendirecek

Abadi devlet televizyonundan yaptığı açıklamada, güvenlik güçlerine “kentin halkıyla ve Peşmergeyle işbirliği içinde Kerkük’te güvenliği sağlama” talimatı verdi. Peşmergeye, federal yönetim altında, Irak silahlı güçlerinin bir parçası olarak hizmet etme çağrısında bulundu. Temmuz ayında dokuz aylık bir kuşatmadan sonra Irak ordusunun Musul’u geri almasının ardından, Kerkük’ü sonuna kadar savunma sözü vermiş olan Kürt komutanlara karşı sağladığı zafer, Abadi’yi politik olarak güçlendirecek.


Barzani’ye ağır darbe

Irak askeri saldırısının hızı ve başarısı, ayrıca şu ana kadar çok az dirençle karşılaşması, mevcut krizi tetikleyen Başkan Mesut Barzani için ağır bir darbe oldu. Barzani’nin 25 Eylül’de Kürt bağımsızlığı için düzenlediği referandum, Iraklı Kürtlerce coşkuyla karşılanmıştı. Ancak Irak merkezi hükümeti, İran, Türkiye ve Kürtlerin geleneksel müttefiklerinden ABD ve Avrupalılar referanduma karşı çıkmış, bu da Barzani’yi daha büyük güçler karşısında yalnız bırakmıştı.


Referandum politik bir hata

Referandum, onu başta destekleyenlerin birçoğu tarafından dahi, Barzani’nin ciddi bir hesap hatası olarak görülüyor. Geçen hafta ölen Irak Başkanı Celal Talabani’nin özel kalem müdürü ve Kürt yazar Kamran Kardagi, “Kürt liderliği referandumun bu tür sonuçları olacağını beklemiyordu” diyor. Eski tüfek Kürt liderlerden Ömer Şeyhmus, referandumdan önce, bunun Irak tarihindeki klasik hesap hatalarından biri olabileceğini ifade etmiş ve Saddam Hüseyin’in 1980’de İran’ı, 1990’da Kuveyt’i işgal kararlarına benzetmişti. Şeyhmus’un kaygısı, Kürtlerin politik müttefiklerini uzaklaştıracağı kesin olan referandumun, benzer felaket sonuçlara yol açacak bir politik hata olacağı şeklindeydi.


Derin yarılma

Kürt güçlerinin geri çekilmesi son tahlilde, Kürt liderler ve partileri arasındaki derin yarılmaların bir yansıması; aralarındaki rekabet hep yoğun olagelmiştir. İki büyük politik parti, yani Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Celal Talabani tarafından kurulup on yıllarca yönetilen Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) her zaman ayrı silahlı güçlere, istihbarat servislerine, ve politik idareye sahip olageldi. Irak Kürdistanı’nın batısında daha güçlü olan KDP, doğuda güçlü olan YNK ile 1990’larda şiddetli bir iç savaşa tutuştu. Kerkük her zaman YNK toprağı olarak görülmüştü, ancak YKB mensubu olan Kerkük valisi Necmeldin Kerim kısa süredir Barzani’nin politikalarına daha yakın duruyordu.


YNK bölünmüş halde

Lideri Celal Talabani’nin inme geçirip komaya girmesinden beri bölünmüş halde bulunan YNK’nin bir kanadı, bağımsızlık referandumuna karşı çıkıyordu, çünkü bunu Barzani’nin kendisini büyük Kürt milliyetçi önderi olarak sunma manevrası olarak görüyordu. YNK’nin Bağdat’ta bulunan parlamento grubunun lideri olan Ala Talabani, amcası ve eski Irak başkanı Celal Talabani’nin geçen Cuma gerçekleşen cenazesinde, tabuttaki Irak bayrağının kaldırıldığını ve sadece Kürt bayrağının bırakıldığını görünce öfkelenmişti.


İran teşvik etmiş olabilir

ABD, gerek Irak’taki gerek Suriye’deki Kürtlerle bir ittifak ilişkisi içinde olsa da, bağımsızlık referandumuna karşı çıktı ve bunu provokasyon ve ayrışma potansiyeli taşıyan bir adım olarak gördü. Washington, “bütün taraflara derhal askeri hamleleri durdurma ve huzuru sağlama,” çağrısı yaptı; Irak’taki tüm tarafların gerçek düşmanının IŞİD olduğunu ve onu yok etmeye odaklanmalarını gerektiğini ifade etti.

Geçen Cuma günü Başkan Trump’ın, İran’la [Obama döneminde imzalanmış] nükleer program anlaşmasını uzatmayı reddetmesi nedeniyle, İran -ki geleneksel olarak YNK’yi desteklemiştir- Irak hükümetini Kerkük’e saldırmaya teşvik etmiş olabilir. İranlılar her zaman, Irak Kürdistanı’nın ABD güçlerince üs haline getirilmesi ve buradan kendilerine karşı saldırılar düzenlenmesinden çekinmiştir.


Kürt liderliği bölünmüş durumda

Yaşananların daha basit bir açıklaması şöyle olur: Kürt liderliği tahmin edildiğinden daha bölünmüş durumda, Irak silahlı güçleri daha kuvvetli ve Barzani geleneksel müttefiklerini kendinden uzaklaştırdı. Kürt liderleri Pazar günü yapılan bir toplantıda arabuluculuk ve krize barışçıl çözüm çağrısı yaptıysa da, artık çok geç kalınmıştı.




Almanya’dan U dönüşü!


Almanya, Irak hükümeti ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasında yaşanan gerginlikten ötürü Peşmerge güçlerine verdiği askeri eğitimi askıya aldı.

Spiegel dergisine göre, Almanya Genelkurmay Başkanı Volker Wieker, bölgede artan gerilim sebebiyle Güney Kürdistan’da Peşmerge’ye verilen eğitimin geçtiğimiz cuma günü askıya alındığını teyit etti.

Kararın gerekçesi olarak, bölgede artan gerilimin askeri boyuta taşınması ve belirsiz siyasi ve askeri durum gösterildi.

Almanya, 2014 yılında Bakanlar Kurulu’nun kararıyla, DAİŞ’le mücadele eden peşmergelere eğitim vermesi için bölgeye yaklaşık 100 kişilik eğitim birliği gönderme kararı almıştı.

Alman ordusu 2014 yılından bu yana ABD öncülüğünde IŞİD’e karşı kurulan koalisyonun bir parçası olarak peşmerge güçlerini eğitiyordu.

200 civarında olan Alman eğitmenlerin büyük bir çoğunluğu Hewler kentinde konuşlu. Spiegel Online haberinde Erbil’de durumun durağan olması sebebiyle Alman askerlerinin tehdit altında olmadıklarını, ancak yetiştirdikleri peşmergelerle şehirden güneye doğru hareket etmiş olan münferit eğitmen gruplarının tehlike altında olduklarını belirtti.




Batı Kerkük operasyonuna alkış tuttu


Kerkük’ün hiçbir direniş gösterilmeden Irak ordusu ile İran destekli Heşdi Şebi güçlerine teslim edilmesi uluslararası basında öne çıkan konu oldu. İngiliz Times gazetesi analizinde, Kürtlerin Batılı müttefiklerinin, Irak güçlerinin Kerkük’e girmesini desteklediğine dikkat çekti.


Gizli anlaşma

Times, YNK’nin Kerkük’le ilgili gizli bir anlaşma yaptığından şüphelenildiğini de belirtti. Analizde, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden YNK lideri Celal Talabani’nin oğlu Bafel Talabani’nin, Hewler’in 25 Eylül’deki bağımsızlık referandumu öncesindeki girişimleri aktarılıyor.

Times’a göre Bafel Talabani gelişmelerden kaygılıydı ve 23 Eylül’de, referandumun iptal edilmesi ya da en azından tartışmalı bölgelerde yapılmaması yönünde bir çağrı hazırladı.

Ancak onun bu çabaları hem KDP lideri Mesud Barzani hem de YNK’nin yarısı tarafından kenara itildi.


Bafel Talabani’nin anlaşması

Bunun üzerine Bafel Talabani’nin hasta babası için Hewler’den ayrıldığının belirtildiği analizde şu ifadeler dikkat çekti: “Bu çağrı geri çekildi ve Talabani bir sonraki uçağa binerek babasını görmek için Berlin’e gitti. Babası 10 gün sonra öldü. Irak siyasetinde hiçbir şey sonsuza kadar sürmüyor. YNK’nin Talabani kanadı şimdi, her halukarda bir anlaşma yapmakla suçlanıyor.

Dün, erken saatlerde yaşanan çatışmaların ardından Kerkük’teki, Talabanilere bağlı Peşmerge güçleri mevzilerini terk etti. YNK, Barzani’nin onları olanaksız bir konuma koyduğunu, bundan dolayı başa çıkılamaz, beklenmedik durumlarla karşılaştıklarını söylüyor. Kürdistan’ın en büyük partisi, Barzani liderliğindeki KDP ise bu duruma büyük tepki gösterdi ve hatta ihanet suçlaması yaptı.


Alkış tuttular

Times, Kürtlerin ABD ve İngiltere’nin olaydaki rolüne yönelik bir hoşnutsuzluk duyduğu aktarılıyor. Times’a göre bunun nedeni ise Kürtlerin Batılı müttefiklerinin reel politika çerçevesinde onların değil karşı tarafın yanında yer alması: “ABD ve İngiltere Kürtlerin özgürlüğünü 1990’ların başında garanti altına alan ilk ülkelerdi. Suriyeli Kürt dün şöyle diyordu: ‘Kürtler, Amerikalıların ve İngilizlerin bir Arap şehri olan Rakka’yı ele geçirmesine yardım etmek için canlarını veriyor’.

Ancak Batılı müttefikler; Arapların, yarısı Kürt olan ve Kürtlerin anayurt olarak gördükleri Kerkük’e doğru ilerlemelerine seyirci kaldı ve onlara alkış tuttu.

Bunların hepsi reel politikayla ilgili. Kerküksüz bir Irak felaket olur ki Irak Başbakanı Haydar El-İbadi de artık ayakta kalamaz.

Amerikalılar ve İngilizler için, git gide daha fazla İran’ın kontrol ettiği bu ülkede, etkilerini sürdürmeleri açısından tek umut o. Gelecek yıl seçimler yapılacak. Kerkük ödemeye değer bir bedeldi.




Frankfurter Rundschau:

Barzani petrolden vazgeçmek istemiyor

“Irak’taki merkezi hükümet ile kısmi özerkliğe sahip Kürtler arasındaki askeri gerginliğin küçük bir çatışmadan ibaret kalmasını umut etmekten başka yapacak birşey yok.  Ancak o zaman Mezopotamya’da yeni bir savaş önlenebilir. Irak Başbakanı Haydar El İbadi ülkenin bütünlüğünü korumayı ve petrol gelirinden sağlanan geliri güvence altına almayı istiyor. Kürtlere yönelik taaruzu az çok İran ya da Türkiye tarafından destekleniyor. IKBY lideri Barzani petrol gelirinden vazgeçmek istemiyor. Bunun yanı sıra IŞİD’e karşı sağlanan zaferin ardından kazanılan toprakları güvence altına almayı ve bağımsızlık referandumunun ardından siyasi etkisini de genişletmeyi istiyor. Ancak iki taraf gelecekte birlikte yaşamayı birbirlerine karşı mücadele ederek şekillendiremeyeceklerini kabul ederlerse hedefe daha uygun olur.”



Badische Zeitung:

Almanları silahları ne olacak?


“Almanya da bir ikilemle karşı karşıya. Kürtler Alman silahlarıyla Irak askerlerine ateş edebilir. IŞİD tehdidinin çok yoğun olduğu bir dönemde alınmış askeri yardım kararı otomatikman yanlış denemez. Ancak şu an varolan çatışmayı engellemek için herşeyin yapılmış olup olmadığı sorusu da sorulmak zorunda.”



Süddeutsche Zeitung:

IŞİD’ten sonra bir plan yok


“Amerikalılar, IŞİD’le mücadelede müttefikleri olan Kürtler ve Iraklıların birbirlerine karşı savaşmaları sorunuyla karşı karşıya. Washington’un Barack Obama döneminde de Donald Trump‘ın Başkanlığı döneminde de IŞİD’in bölgede yenilmesinden sonra ne olacağı konusunda bir planı yok. İşte şimdi bunun acısı çıkıyor.  Avrupalılar çok geç olmadan Amerikalılarla birlikte arabuluculuk etmeyi denemeli.”