SUNA ALAN / LONDRA


“Kalbim’’ isimli yeni albümü ile müzikseverlerle yakın zamanda buluşan sanatçı Canan Sağar, açlık grevindeki akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’ya destek amaçlı bir beste yaptı. Toplumsal sorumlulukların ürünü olan yeni albümü ‘’Kalbim’’ ve yakın zamanda bestelediği ‘’Yüksel Caddesi’’ şarkısına dair sanatçı Sağar gazetemizin sorularını yanıtladı.


Öncelikle ‘’Yüksel Caddesi’’ isimli bestenizden bahseder misiniz? 

İki eğitimci KHK’yle yoktan yere mesleğinden ihraç edildiği için aylardır direniyor; bu direnişi açlık greviyle devam ettiriyor ve koca bir ülke susuyor. On binlerce ihraç edilen insan var ve çok az insan adalet için hakkını aramaya çalışıyor. Yaşanan sessizliğe karşı onların haksızlığa karşı bu duruşu beni oldukça etkiledi. Bir kaç gün evvel lirik ve melodi kendiliğinden aktı gitti. Bir nebze ses/soluk olabilsin diye sosyal medya ağlarında paylaştım ve Yüksel Caddesi’ne kadar ulaştı.


Yüksel caddesindeyiz

Bura bizim evimiz

Saldırma bize polis

Hiçbir yere gitmeyiz


Bilmiyorlar ki onlar

İnsanlık onuru var

İşçiyiz emekçiyiz

Meydanda direniş var 


Yoktan ihraç ettiniz

Bunlar susar dediniz

Susmak bir yana dursun

On binlerin sesiyiz


Çoğu söz ve müziğin size ait olduğu bu albümdeki bestelerin esin kaynağını nedir, nereden besleniyor? 

Albümde altı şarkının sözleri ve beş şarkının müzikleri bana ait. Yine kıymetli dostlarım Alp Murat Alper, Cemil Gülüm ve Dostali Yaşar’a da ait söz ve müzikler var. Gerek kendi yaşadığım mevzular, gerek tanıklık ettiğim olaylar ya da yakından takip ettiğim konular beni ciddi derecede etkiliyor.  Çoğu zaman yazarak-beste yaparak biraz nefes alabiliyorum. Örneğin, taş atan çocukların hikayelerini ve o dönem bu sebepten ötürü ceza alan araştırmacı gazeteci insanları yakından takip ettim. Bu konunun o kadar çok etkisi altında kaldım ki bir şarkı yapma gereği duydum. Çocukların güvenilir ve savaşların olmadığı ortamlarda büyümesini önemsiyorum. 


‘Kalbim’ albümünüzde yeralan eserler ve bunların hikayelerinden bahsedebilir misiniz? Ve kimlerle çalıştınız? 

“Kalbim”de yer alan birçok şarkının hikayesi ve yaşanmışlığı var. Gezi’den Suruç’a, taş atan çocuklardan dost yarasına kadar bir çok konuyu işledik. Albüme adını veren “Kalbim” isimli eser, aşkı ve ayrılığı anlatan bir şarkı, özellikle vurguladığı ise insan ne yaşarsa yaşasın zaman geçiyor, herkes gidiyor ve yalnızlık başucunda bekliyor. 

“Bir Başka Haziran” Gezi olayları, “Oyuncaklarım” Suruç ve “Taş Atma Çocuk” taş attığı gerekçesiyle ceza alan çocuklar için yazıldı. “Yan Koca Dünya” adı gibi dünyaya çatan ve sorgulayan bir şarkı. “Kayıp” yaşadığımız çağın en büyük sorunlarından biri olan ruhsal çöküşleri ve kişinin kendini aramasını sorguluyor. “Yavrucak” karanlık günlerin biteceğini ve yeniden güneşin doğacağını vurgularken umut veriyor. “Dost Yarası” bütün insanların günün birinde muhakkak yaşayacağı dostundan göreceği acının ne denli olabileceğini anlatıyor. 

Bu albümün kayıtlarını çoğunlukla Tamer Süerdem ve İlker Yurtcan yaptılar, yanı sıra Okay Barış, Nihad Jamsher ve Ali Bayar da üç şarkıya can verdi. 


Bir toplumsal sorumluluğun ürünüdür bu çalışma diyebilir miyiz? 

Bertolt Brecht der ki; 

- Karanlık dönemlerde peki,

Şarkı da söylenecek mi?

- Elbette şarkılar da söylenecek

Belgeleyen karanlık dönemleri.

Bu sözler yürüdüğüm yolda edindiğim çizgimdir, öyle kıymetlidir. Politikadan çok anlayan biri olarak nitelendirmiyorum kendimi fakat eşit ve adaletli bir dünya, sınıfsız toplumlar istediğimi biliyorum. Muhalif olduğum bir çok konu var. Bu yüzden, müzikte de inatçıyım. 

Her şeyin hızla tüketildiği bir çağda yaşıyoruz, müzik de çoğunluk olarak popüler kültüre hizmet ediyor, ne tutarsa herkes onu yapmaya çalışıyor fakat sanatın bir dili, söylemek istediği ve yaşadığı çağı biraz olsun yansıtabilmesi gerekiyor. 

İlk albümüm “13” ülkemiz ve dünyada gitgide artan içimizi kanatan cinsel taciz, tecavüz ve çocuk gelinlere (pedofili) dokunmuştu.


Önümüzdeki süreçe ilişkin çalışmalarınız, projelerinizden bahseder misiniz? 

Kendi Youtube kanalımdan paylaşacağım yeni bestelerin kayıtlarını yapıyoruz. O kadar çok şarkı birikti ki hepsini albümlerde toplamam zorlaşacağı için bu şekilde dinleyici ile buluşturmak istiyorum. 2017’nin başlarından bu yana etkinlik ve konserlerde sahne aldım. Önümüzdeki günlerde çeşitli mekanlarda dinleti yapacağım, fakat henüz tarihler belli değil. 


Canan Sağar kimdir?

Aslen Sivaslı olan sanatçının müziğe olan ilgisi, babasının ona 13 yaşındayken aldığı bağlama ile başladı. Sonraları gitara ilgi duydu, müzik dersleri aldı. Gitar, armoni, melodi, söz yazarlığı gibi konuları içeren derslerin verdiği birikimle uzun yıllar sahne müziği yaptı. Sahne repertuvarında özgün, türkü, nostaljik pop ve soft rock karakterinde eserler yer aldı. Londra Birbeck Üniversitesi’nde bestecilik üzerine eğitim aldı ve yine “Beşeri Bilimler ve Müzik” okudu. Kendi şarkılarından oluşan ilk albümü “13”, 2015 yılında çıktı.