
Ödül töreninde açıkladı
Festivalin ödül töreninde sahneye çıkan Kazım Öz, kısa bir konuşma yaptı. Paris'te, 9 Ocak 2013'te Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'in katledilmesi karşısında Fransız hükümeti ve Avrupa devletlerinin duyarsız kaldığını vurgulayan Öz'ün konuşması, dünyanın birçok ülkesinden gelen konuklar tarafından yoğun ilgi gördü. Festival yetkilileri de, otuz altıncısı düzenlenen festivalde ilk defa böyle bir protestoyla karşılaştıklarını belirttiler. Öz'ün protestosuyla birlikte, "He bû Tune bû"nun kütüphanelerdeki gösterimi de askıya alınmış oldu. Festivalde ödüle layık görülen filmler Fransız Kültür Bakanlığı tarafından satın alınıyor ve bütün kütüphanelerde gösteriliyordu.
'Alırsam ortak olacağımı hissettim'
Protestoya ilişkin, "İnsan bazen öyle kararlarla karşı karşıya kalır ki, ya aklının, ya kalbinin sesini dinlemesi gerekir" diyen Öz, şunları söyledi: "Ben burada kalbimin sesini dinledim. Çünkü Paris Katliamı, gerçekten de, hem Kürtler açısından hem de Avrupa sistemi açısından turnusol kağıdı işlevi görüyordu. Tüm Avrupa'nın gözü önünde üç Kürt kadını, vahşi bir biçimde katledildi. Şu ana kadar yaşanan sessizlikle ise buna ortak olunmuş oldu. Bunu düşündükten sonra ödülü alırsam, bu sessizliğe ortak olacakmışım gibi hissettim. Yani, bir tavır koymamış olsaydım, bu tavra ortak olacakmışım gibi hissettim."
'Büyük oranda destek gördüm'
Kararını açıkladıktan sonra salonda bir şok etkisinin yaşandığını belirten Öz, şöyle devam etti: "Beklemiyorlardı. Kısa bir konuşma yaptım. Konuşmayla birlikte olay tam olarak anlaşıldığında, büyük oranda destek gördüm. Festival yetkilileri de, 'Eğer bu sesinizi duyurmanızı sağladıysa iyi bir şey' biçimde değerlendirdiler. Bu festival, uluslararası bir festival. Dünyanın dört bir yanından yönetmenler, oyuncular ve gazeteciler vardı. Aldığım kararla birlikte orada bulunanlar bu olayı konuşmaya başladı. Tartışıldı. Paris katliamı nedeniyle aldığım bu kararın basit, sansasyonel bir eylem olmadığı, aksine bir tutum olduğu anlaşıldı. Yaşanan tartışmalarla birlikte orada bulunanların çoğunun desteğini aldığımı düşünüyorum."
Kararının politik bir karar olduğunun altını çizen Öz, "Festivalde benim filmim de tüm kütüphanelerde gösterilmek üzere seçilmişti; ancak benim kararımla artık gösterilmeyecek. Bu anlamda hayat bir bütündür. Çok politik bir hayat yaşarsınız; sanatın konusu olur. Çok estetik bir hayat yaşarsınız; bu politikanın konusu olur" dedi.
Filmi hakkında da bilgi veren Öz, şunları kaydetti: "He bû Tune bû'nun ilk festivaliydi ve ödül aldı. Gösterimlerin tamamı da dolu geçti. İyi tartışmalar oldu. Bu anlamıyla film misyonunu oynadı. Aslında film, Sakinelerin verdiği mücadelenin arka planını anlatan bir film. Kürt sosyal ve ulusal gerçekliğini anlatmaya çalışan bir film. Türkiye'de milyonlarca insan mevsimlik işçilik yaparak ülkenin sebze üretimini gerçekleştiriyor. Bunların büyük kısmı Kürt. Sigortasız, çocuk yaşlardan itibaren ve inanılmaz, insanlık dışı koşullarda çalışıyorlar. Açık ve net biçimde ifade edebiliriz ki, modern kölelik. Kürt problemi dediğimiz şey de biraz da bu sosyal çelişkilere dayalı olarak devam ediyor. Mesele sadece yeni siyasi görüşmelerle çözülebilecek bir mesele değil. Ulusal, sınıfsal ve cinsiyete dayalı çelişkiler aşılmadan, kabul edilebilir hale gelmeden, Kürt meselesinin çözümü de imkansız. Film bu bağlamda, mevsimlik işçilik yapan bir ailenin dramını anlatıyor."
Kazım Öz'ün ret konuşması
Yönetmenliğini yaptığım film ‘He bû Tune bû’ (Bir Varmış Bir Yokmuş) festivalinizde değerli bir ödüle layık görülmüştür. Ancak üzülerek belirtiyorum ki bu ödülü kabul edemeyeceğim. Hepinizin bildiği gibi geçen yıl Avrupa’nın göbeğinde, Paris’te, şehrin ortasında üç siyasetçi Kürt kadını güpegündüz vahşi bir şekilde katledildiler. Bu katliamın üzerinden uzun vakit geçmesine rağmen Avrupa hükümetleri ve yargı kurumları maalesef yeterli bir duyarlılık gösterip olayı hala aydınlatmadılar. Bu olay ile birlikte, Kürtler ve ezilen diğer halklar açısından, Avrupa’nın demokratik, adil ve hümanist değerleri anlam yitimine uğramıştır. Avrupa’nın aydınları, sanatçıları, siyasetçileri bu olaya karşı yeterince ses çıkarmayarak üzerlerine düşen sorumluluklardan kaçınmışlardır. Bu karar, uzun yıllardır büyük bir emek ile sürdürülen festival ve değerli çalışanlarına karşı alınmış bir karar değildir.
SELMA AKKAYA/PARİS