M. ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG   Cizîra Botan Belediyesi Eşbaşkanı Leyla İmret, görevini yürütürken hakkında açılan davalar nedeniyle şu anda vatandaşı olduğu Almanya’da bulunuyor. “Kalbimin yarısı Cizre’de kaldı” diyen İmret’in en büyük çabası, Cizîra Botan’da yaşanan vahşeti kamuoyuna duyurmak. 1987’de Şirnex’ın Cizîr ilçesinde doğan İmret, 7 yaşındayken babası Türk devlet güçleri tarafından katledilir. Ardından önce Mersin’e oradan da dayısı ve ailesiyle birlikte Almanya’ya gelir. 13 yılın ardından 2008’de ilk kez ülkesine döner ve geride bıraktığı annesi ve kardeşleriyle buluşur. Beş yıl sonra ise kesin dönüş yapar. 2014 yılında Cizîr’de belediye eşbaşkanlığı için adaylığını koyar ve kazanır.   Almanya’ya ikinci sürgün DBP’li belediyelere yönelik baskılar ve kayyum uygulamasından nasibini alan Cizîr Belediye Eşbaşkanı Leyla İmret, birçok kez gözaltına alınır, hakkında açılan davalar nedeniyle ülkesini bir kez daha terk etmek zorunda kalır. 3 Eylül 2016’da belediyeye kayyum atanınca gözaltına alınan, 4 günlük gözaltı ardından ‘adli kontrol’ şartıyla serbest bırakılan Leyla İmret, “Tekrar gözaltına alınmak istendim. Türk mahkemelerinin ne kadar yanlı ve hukuktan yoksun olduğunu biliyorum. Adil bir yargılanma beklemiyorum” diyerek, Almanya’ya geri döndüğünü belirtiyor.   Mücadeleye devam  Alman vatandaşı olan ve yaklaşık 7 aydır Almanya’da bulunan İmret, halkın demokratik iradesiyle seçilmiş biri olarak halka karşı olan sorumluluklarını her koşulda yerine getirmek istediğini belirtiyor. “Çalışmalarıma burada da devam ediyorum, mücadelemi sürdürüyorum” diyen İmret, çok sayıda panel, söyleşi ve konferansta Cizîr’de hukuk dışı uygulamaları anlatıyor, özellikle de vahşet bodrumlarındaki katliama dikkat çekiyor.   Vahşet bodrumunu anlatıyor Almanya’da sivil toplum örgütleri tarafından düzenlenen panel ve seminerlere katıldığını ve bölgedeki gelişmeleri aktarmaya çalıştığını belirten İmret, “Rosa Luxemburg Vakfı” tarafından düzenlenen iki panele katıldığını, Hollanda’da düzenlenen “Ortadoğu‘da Savaş Suçları” konferansında  öz yönetim direnişleri sırasında Cizre’de yaşanan vahşeti tüm çıplaklığıyla anlattığını ifade ediyor. Kendi hayatını konu alan “Dil Leyla” isimli filmin gösterimlerine de katılmaya çalışan İmret, “Bu etkinliğe sanat, siyaset ve sivil toplum kuruluşlarından birçok insan katılıyor. Ben de dilim döndüğünce halkımızın yaşadığı acıları bu insanlara aktarmaya çalışıyorum” diye ekliyor.

  Kayyuma AK’de şok Yaklaşık 2 ay önce Avrupa Konseyi‘nde (AK) düzenlenen yerel yönetimler kongresine katıldığını belirten İmret, DBP’li belediyelere yönelik zulmü anlatırken, Cizîr Belediyesine kayyum atanan kişi de salondadır. İmret yaşananları şöyle anlattı: “Partimizin yerel yönetimlerinden sorumlusu Dersim Belediye Eşbaşkanı Nurhayat Altun tutuklu bulunduğu için ben katıldım. Burada yaptığım konuşmada bölgemizde yaşanan hak ihlallerini, devletin terörünü ve hukuksuz bir şekilde yapılan kayyum atamalarını dile getirdim. Ben tüm bu olan bitenleri anlatırken Türk delegasyonu içerisinde benim belediye başkanlığım sırasında Cizre’de kaymakam olup daha sonra belediyeye kayyum olarak atanan Ahmet Adanur da hazır bulunuyordu. Beni görünce adeta şok oldu. Zira, nihayetinde halkın bana verdiği makamı zorla gasp eden biriydi.”   Kardeş belediye projesi Almanya’da vekiller ve yerel yönetimlerle ilişkilerini sürdürdüğünü de aktaran Leyla İmret, rehin belediye başkanlarıyla dayanışmayı büyütmek için de çaba sarfediyor: “Tutuklu bulunan belediye başkanlarımızla dayanışmanın güçlendirilmesi için başlatmış olduğumuz ‘Kardeş Belediye’ projemiz için yoğun bir çalışma içerisindeyim. Burada bulunan yerel yöneticilerin kayyumlardan ziyade halkın özgür iradesi ile seçilmiş vekilleriyle diyalog halinde olması gerektiğine inanıyoruz. Yine bu insanları belediye başkanlarımız hakkında açılmış olan davalara gönderiyoruz. Buradaki yerel yönetimlerle bölgedeki belediyeler arasında dayanışmacı duyguların güçlendirilmesi için köprü rolü oynuyoruz.”   Umudumuzu diri tutalım Sohbetimiz boyunca bir yandan buradaki çalışmalarını anlatırken diğer yandan da Cizîr’e, oranın toprağına ve insanına olan özlemini sık sık dile getiren Leyla İmret, “Buradayım ama kalbimin yarısı Cizre’de kaldı“ diyor. İmret, koşullar düzeldiğinde ve OHAL kalktığında en büyük arzusunun bir an evvel tekrar Cizîr’e dönmek ve görevine kaldığı yerden devam etmek olduğunu söylüyor ve şu mesajı veriyor: “21 sene boyunca hasretini çektiğim ana toprağıma kavuşmuşken adil olmayan bir şekilde terk etmek zorunda kalmamı içime sindiremiyorum. Ne olursa olsun umudumuzu diri tutmak gerektiği kanaatindeyim. Bizler halk tarafından hizmet için seçildik. Ama yapmak istediğimiz hizmetlerin çoğu yarıda kaldı. Umarım bir gün yollar açılır ve yaşadığımız coğrafyaya barış gelir ve bizlerde kaldığımız yerden devam ederiz…”