PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, açlık grevlerinin aslında makul çözüme davet niteliğinde bir mesaj da olduğunu ama 6 ay geçmesine rağmen muhatabı olan Türk devleti ve AKP-MHP iktidarının doğru ele almadığını söyledi. Kalkan, “Gerilla harekete geçiyor, geçecek. Başka yolu kalmadı. Anladıkları dilden konuşulacak” dedi.
Açlık grevleri temelli direniş hamlesinin, “Gerillayı, PKK’yi, Kürt’ü yok edeceğiz, ezeceğiz” diyen, ancak başaramayan TC devleti ve AKP-MHP yönetimi için “O halde işler bu kadar acılı olmasın, daha fazla kan akmasın, gerçeği görün ve makul çözüme gelin” mesajını da taşıdığını söyleyen PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, “Fakat 6 ay geçti ve görüldü ki, çok fazla laftan anlar durumda değiller. Gözleri kararmış, egoları patlamıştır. Önderlik, Hareket ve halk olarak fırsat ve şans verdik ama anlamamazlıktan geldiler. O halde başka çare yok. Gerilla bundan sonra çok daha aktif olarak her yerde olacak. Sadece dağda, sadece askere karşı da olmayacak. Bütün faşist katillerden, polis çetelerden, ajan ihbarcı yapıların hepsinden hesap soracak. Hepsi burunlarından getirilecek. Belli ki faşizm, sömürgecilik, soykırım zihniyeti başka dilden anlamıyor” dedi.
PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, Medya Haber TV’de yayınlanan Ülkeden programına katılarak soruları yanıtladı. Kalkan’ın, zindan ağırlık açlık grevi direnişinin domine ettiği hamle ve devletin tavrı ile yapılması gerekenler konusundaki yanıtlarından bazı bölümleri paylaşıyoruz:
Topyekun bir direniştir
Bu hamle, 6. ayını dolduruyor. Önemli gelişmelere sahne oldu, ciddi kazanımlar ortaya çıkardı, bir düzey de tutturdu. Kuşkusuz bu hamle, topyekun bir direniştir. Toplumsal, siyasi ve gerilla hareketi var. 7’den 70’e bir toplum dostlarıyla birlikte direniyor fakat bu hamlenin geçen 6 aylık sürecine damgasını vuranın açlık grevleri olduğu çok nettir. Leyla Güven öncülüğünde 7 Kasım’da başlayan Büyük Açlık Grevi Direnişi, Kürdistan’da, bütün zindanlarda dünyanın dört bir yanında sürüyor.
Bir halk, direniş halindedir. İmralı işkence ve tecrit sistemini kabul etmiyor. Tecride yol açan faşist-soykırımcı zihniyet ve siyasetin son bulmasını istiyor. Bunu yıkmak için mücadele ediyor.
Mücadele sadece açlık grevi değil, topyekun bir direniştir. Gerilla savaşıyor, halk direniyor. Yayılıp kitleselleşmiş çok yönlü bir eylemdir. Açlık grevleri temel oluşturuyor, başattır. Bu süreç Leyla Güven’in açlık greviyle başladı, giderek açlık grevi kitleselleşti, açlık grevleri direniş hamlesinin omurgası, temel eylem biçimi haline geldi.
Diğer yandan açlık grevleri zindanlarla sınırlı değildir. Onu da hatırlatmak istiyorum. Dört parça Kürdistan’da, dünyanın dört bir yanında sürüyor. On bine yakın insan değişik biçimlerde açlık grevindeler, hatta o sayıyı da aştı. Açlık grevleri her alandadır, her yerdedir.
Baskı altında sürüyor
Zindanlarda faşist baskı ve terör altında bu direnişi sürdürüyorlar. Hiçbir bakım imkanına sahip değiller; ağır baskı, hatta işkence altındalar. Zindanlardaki açlık grevi direnişi hem kitlesel olarak hem de bu karakterinden dolayı açlık grevine damgasını vuruyor. Bu da önemli bir düzeye geldi. Zaten direnişçiler kendi sözlerini kendileri söylüyor, anlamlarını ortaya koyuyor. Vicdanlı olmak, anlamak ve sahiplenmek kalıyor. Biraz vicdan, biraz demokratik zihniyet varsa bu mücadeleye katkılar sunmak için çaba harcamak, ondan yana olmak, güç vermek, katılım göstermek gerekiyor.
Tecrit zihniyeti kırılacak
Seçim süreci önemli bir rol oynadı. Seçimden sonra da toplumun başta tutsak yakınları ve anneleri olmak üzere önemli bir mücadele gelişimi var. Şimdi açlık grevleri, hamleyi çok daha güçlü geliştiriyor. Daha çok kitleselleştiriyor, daha güçlü çekim merkezinde zirveye taşıyorlar. Zaten 31 Mart seçiminde AKP-MHP faşizmi ciddi bir darbe yedi ve yenilgi aldı. Şimdi sıra tecridi kırmada. Önümüzdeki günler ve haftalarda tecride yol açan faşist zihniyet ve siyasetin kırıldığı süreç olacaktır. Dikkat edilirse büyük bir kararlılık içerisindeler, gerçekten de insan erdemini ortaya çıkardılar. İnsanın özgür yaşama, demokrasiye, toplumsallığa, birliğe ne kadar bağlı olduğunu, bunsuz var olamayacağını gösteriyor. İnsan ahlakını, toplum ahlakını oluşturuyor. Bunu görüp anlamak lazım. Öyle yoksa kolay bir durum değil, basit bir şey kesinlikle değildir. Herkes için çok öğretici çok anlamlıdır.
Direniş, faşist-soykırımcı zihniyet ve siyaseti ciddi bir biçimde kuşatmış ve çöküşün eşiğine getirmiş durumdadır. Kuşkusuz zorluklar var, baskı-şiddet çok ama direniş de çok görkemli, çok anlamlıdır. Mayıs şehitler ayı topyekun görkemli direnişle karşılanıyor ki, Önderlik ve şehitler karşısında görev ve sorumluluklarımıza sahip çıktığımızı ortaya koyuyoruz. Bu, bizi daha güçlü, iradeli, iddialı, ahlaklı, samimi ve tutarlı kılıyor.
Analar yiğitçe direniyor
Tutsak yakınları, ailelerinin örgütlenmesi eylemi önemliydi. “Sonuna kadar, zafere kadar mücadele” diyorlar. Her türlü baskı, terör, şiddet ve hakarete karşı kahramanca direniyor, yiğitçe yürüyorlar. Her yerde gerçekten de yiğitçe direniyorlar.
12 Eylül faşist askeri cuntasının zindanlarının kapılarını Kürt anaları kırdı. AKP-MHP faşizminin zindanlarının kapılarını da kırıyorlar ve daha fazla da kıracaklar.
Gerçekten de annelerin sahiplenişi öne çıktı. Nöbet tutuyorlar, yürüyüş yapıyorlar, kızlarının ve oğullarının amaçlarına sahip çıkıyorlar. Fedaileşmiş bir halk, fedaileşmiş bir kadın gerçekliği en somut bir biçimde annelerimizin direnişinde görülüyor.
Analara saldırı alçakçadır
Türk devlet güçlerinin analara saldırısı vahşidir, ahlaksızcadır, alçakçadır. Güya hakaret ederek Kürt toplumunun bam teline basıyor, iradesini kırmak istiyorlar. Üç-beş annenin bir araya gelip çocuklarının direnişine sahip çıkmasından korkuyorlar. Önemli olan budur. Üç kadın bir arada durmayacak diyorlar. Neden? Çünkü üçü durursa etrafına 13’ü gelir, bir 300’ü gelir, bir kitle hareketine dönüşür korkusundalar. Bu kadar korkar hale gelmişler, bu kadar çöküş içerisindeler. AKP-MHP faşizminin yaşadığı durum budur. Bunu net görmemiz gereklidir.
Öfkemizi büyütsün
Yapılanlar alçakça ve ahlaksızcadır ama zaten faşizmdir, soykırımdır. Bununla ilk defa karşılaşmıyoruz. Buna karşı mücadele ile bu hale geldik, bu kadar bilinç edindik. Bütün bunlar bizim mücadele azmimizi daha çok geliştirecek. Dar ve duygusal yaklaşmamalıyız. İdeolojik, örgütsel ve siyasal yaklaşımı esas almalıyız ama öfkemizi ve kinimizi de büyütmeliyiz. İntikam ruhumuz, mücadeleciliğimiz gelişmelidir. Bu tür hakaretler bizde daha fazla mücadele azmini, iradesini, öfkesini, kinini biriktirmelidir.
Tek tek hesabı sorulacak
Faşist saldırganlar bilsinler ki, geçmişte yapanlar da cezalarını çektiler, hala da çekiyorlar ve hepsi de çekecektir. İntikamları alınacak, alınıyor. Gerilla ‘madem böyle yapıyorsanız biz de böyle yaparız’ dedi ve yeniden harekete geçti. Hepsinden tek tek yaptığının hesabı sorulacak. Hiç kimse sanmasın ki, yaptıkları yanlarına kar kalacak. Yapılanlarının hepsinin hesabı gün gelecek kesinlikle sorulacak.
Hakarete karşı misilleme
Son gerilla eylemleri, analara yöneltilmiş hakarete karşı intikamdır, misillemedir. Böyle görülmelidir. AKP-MHP faşizminin yaptığı hiçbir şey yanına kalmayacak. Katliam, işkence, terör misliyle cevabını bulacak. Yaptıklarının hepsinin intikamı alınacak. Bunu karargah açıkladı. Zaten mesaj herkesçe de anlaşıldı. Öyle tam zamanında oldu, bu anlaşılmaz değildir. Bu bakımdan Serhat’ın eylemciliği, Xakurkê-Bradost sahasının eylemciliği, Zap-Çukurca hattının eylemciliği önemli oldu.
Başka yolu kalmadı
Gerilla harekete geçiyor, geçecek. Bunun başka yolu kalmadı.
Açlık grevleri temelli direniş hamlesi, biraz da mesaj içeriyordu. “Gerillayı yok edeceğiz, PKK’yi yok edeceğiz, Kürt’ü yok edeceğiz, ezeceğiz” diye saldırıyorsunuz ama yapamadınız. O halde işler bu kadar acılı olmasın, daha fazla kan olmasın, gerçeği görün ve makul çözüme gelin, diye aslında açlık grevleri bir mesajdı. TC devleti ve AKP-MHP yönetimi için bir mesajdı fakat 6 ay geçti görüldü ki, çok fazla laftan anlar durumda değiller. Gözleri kararmış, egoları patlamıştır. Mesajı doğru ele almadılar. Sanki bir zayıflık gibi görüp gereğini yapmadılar ve 6 ay geçti. İnsanlar 6 aydır hücre hücre eriyorlar. Belli ki anlamadılar. Madem anlamıyorsanız sizin anladığınız dilden konuşuruz, diyor. Gerillanın yaptığı da budur. Bunu herkes böyle bilmelidir. Gerilla yapacak, şimdiye kadar aslında yapılan bir mesajdı. Daha fazla kan yerine gerçekleri görün ve bu iş daha çok kan dökmeye, acıya gitmesin, diyeydi. Karşı taraf bunu istiyor, dayatıyor, diretiyor, bu kadar analara hakaret ederek alçaklık gösteriyorsa hepsinin hesabını gerilla soracak.
Gerilla her yerde olacak
Gerilla bundan sonra çok daha aktif olarak her yerde olacak. Sadece dağda, sadece askere karşı da olmayacak. Bütün faşist katillerden kim olurlarsa olsunlar, o polis çetelerden, ajan ihbarcı yapıların hepsinden hesap soracak. Demek ki, artık hesap sorma devri geldi. Biz öyle diyoruz. Böyle olmasını istemedik. Bunu herkes anlamalıdır. Hareketimizin, halkımızın tutumundan doğru görüp ders çıkartmalılar fakat karşı taraf başka dilden anlamıyor. Bunu dayatıyor, böyle olsun istiyor. O halde istediğinin karşılığını bulacak. Yaptığının hesabını verecek, hepsi burunlarından getirilecek. Bu böyle bilinmelidir. Her an gerillanın gürzü enselerinde patlayabilir. Rustemê Zal’ın gürzü gibidir, vurduğunu devirir. O düzeyde bir hazırlığı ve gücü de vardır. Belli ki faşizm başka dilden anlamıyor. Sömürgecilik, soykırım zihniyeti başka dilden anlamıyor. Vampir gibi kanla besleniyorlar.
Kimse kabahati bizde bulmasın. Kabahat bizde değildir. Önderlik, Hareket ve halk olarak fırsat ve şans verdik ama anlamamazlıktan geldiler. O halde başka çare yok; gerilla direnişi gelişecek.
BEHDİNAN