
15 AÐUSTOS ATILIMI 2. bölüm
15 Ağustos Eruh ve Şemdinli eylemleri, 12 Eylül faşist askeri rejimine karşı Kürt ulusal silahlı direnişinin başlangıcını ifade ediyor. Buna bilim insanları “ilk kurşun” dedi. Aslında 15 Ağustos, zindanda ideolojik zafer kazanan direnişçiliğin dağa, gerillaya taşınması anlamına geliyor. Zindan zaferini dağda gerilla zaferi haline getirmeyi hedefliyor. Bu bakımdan 15 Ağustos Atılımı’nın yankısı ve etkisi her bakımdan çok büyük olmuştur.
Her şeyden önde örgütümüz içerisinde etkisi, yankısı büyük oldu; gerillaya büyük güç ve moral verdi; ülkeye yeniden dönüşü anlamlı hale getirdi. Bütün kadro ve savaşçı yapısına neyi nasıl yapması gerektiğini gösterdi. Kürdistan’da Zorun Rolü’nde ifade edilen silahlı direniş çizgisinin pratiğe geçirilmesi ve eyleme dönüşmesi oldu. Bu anlamda militan yapı coşku ve heyecanla savaş görevlerine sahip çıkarken, çok cüzi olan oportünist tutumlar da ayrıştı, böylece örgütte militanlaşma ve militan çizgide netleşme gelişti.
Botan gençliği gerillaya yöneldi
15 Ağustos eylemlerinin halk üzerindeki etkisi de büyük oldu. Eylemlerin gerçekleştiği Botan-Hakkari alanlarında halk içinde yankısı, etkisi hızla yayılarak sonuçlar vermeye başladı. Eylemlerden hemen sonra Botan gençliği giderek artan oranda gerillaya katılmaya başladı.
Esas etki Avrupa’da oldu
Eylemlerin esas etkisi Avrupa’da, yurtdışındaki Kürt kitleleri içinde görüldü. Diğer alanlarda uzun süre eylemler kitleden gizlendi. Halk ne olup bittiğini, yeterince bilemedi, anlayamadı. Ama partinin propaganda imkanının olduğu Avrupa’nın her alanında bulunan Kürt kitlesi, Kürdistan’da ne olup bittiğini en erkenden ve yeterli oranda görme imkanına sahipti. O nedenle de büyük bir coşkuyla PKK önderliğinde birleşip mücadeleye tam bir seferberlik ruhuyla katılım gösterdi. Bununla birlikte diğer Kürt örgütlerinin tabanları da onlardan koparak 15 Ağustos eylemlerini sahiplendiler ve PKK’ye katılım gösterdiler. PKK, hızla yurtdışının en büyük Kürt örgütü haline gelerek bir kitle hareketine dönüştü, büyük bir coşkuyla yurtdışındaki kitleler hem maddi yönden hem de savaşçı olarak gerillayı giderek artan oranda desteklemeye yöneldi.
Güneybatı Kürdistan
Benzer etkiler Güneybatı Kürdistan’da da görüldü. 1985 yılından itibaren Güneybatı Kürdistan gençliği adım adım PKK’ye katılım göstererek gerilla sahalarına geldi. Böylece Güneybatıda da 90’ların başında Kuzey Kürdistan’da olduğu gibi yaşanan ulusal diriliş devrimine paralel olarak PKK etrafında birleşmiş bir ulusal demokratik halk topluluğu oluştu.
Düşman her şeye kadir değil!
15 Ağustos Atılımı’nın düşman cephesi üzerindeki etkisi de köklü olmuştur. Her şeyden önce Türkiye devletini yönetenler üzerinde ürkütücü bir etki yaratmıştır. Her ne kadar Kenan Evren, “kılıç artıkları”, “çapulcular” dese de büyük korkuyu yaşamış olduğu bilinmektedir. Türkiye devletini yönetenler, halen bu eylemlerinin neden engellenemediğini anlamaya çalışıyor ve tartışıyor. Bazıları dönemin başbakanı Turgut Özal’ı suçlarken, bazıları askerin başarısız kaldığını söylüyor. Aslında 15 Ağustos eylemlerini ne Turgut Özal ne de Kenan Evren basite aldı. Fakat güçleri ancak bu kadardı, yetmedi. Daha fazlasını da yapamazlardı.
Türkiye devletinin, özellikle onu yöneten askeri kanadın kendini her şeye gücü kadirmiş gibi görmesi, büyük bir yanılgıyı ifade ediyor. 15 Ağustos Atılımı, her şeyden önce bu kof yanılgı gerçeğini ortaya çıkarmıştır. “Dünyayı yerim, yutarım”la tehdit eden Türk generallerinin gücünün ne kadar olduğunu, bir sınırı bulunduğunu, gerisinin ise bir abartı ve övünme olduğunu kendilerine de, bütün dünyaya da gösterdi. (...)
‘Mültecileşmiş’ örgütler
15 Ağustos Atılımı’nın en belirgin etkisi, PKK dışında varlık gösteren ve esas olarak Avrupa’ya taşınıp mültecileşmeye başlamış olan Türk ve Kürt örgütleri üzerinde görüldü. Bu örgütler, 15 Ağustos Atılımı‘na küfür etmekte yarışa girdiler. Kendi aralarında en büyük ittifakı ve birliği, 15 Ağustos Atılımı‘na küfür eden ve bu atılımı kınayan bildiriler dağıtma temelinde gerçekleştirdiler. Bu güçler 40-50 örgüt imzalı, 15 Ağustos Atılımı’na küfreden bildiriler yayınladı. PKK’yi, “ajanlıkla”, “halkı katliama götürmekle”, “terörist olmakla” suçladılar. Dünyaya “PKK’nin teröristliği”, başta Kemal Burkay olmak üzere, bu örgütler eliyle yayılmak istendi. Yine bu çevreler işi 12 Eylül faşist askeri yönetimine akıl vermeye kadar götürdü. “Bize fırsat, imkan verin, PKK’ye karşı mücadeleyi en iyi biz yürütürüz” çağrısında bulundular. Turgut Özal yönetimi aslında bunlara daha sonra bu fırsatı da verdi ve birçoğu PKK’ye, 15 Ağustos Atılımı’na karşı devlet cephesinde yer alarak savaş yürüttü.
TRT YAYININDA 15 AÐUSTOS SONRASI: ‘Örgütümüz PKK, başkanımız Apo’ diyorlardı
00 00 30 00‘da başlıyor.
Haberler veriliyor. Başlangıçta ses ve görüntüde bozukluklar var. Sonra düzeliyor. Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanılığı bildirisi okunuyor. 15 Ağustos ve sonrası operasyonlar ve sonuçları aktarılıyor.
00 04 33 00
‘Olayların İçinden’ programı.
00 04 47 00: Eruh’un üstten görüntüsü. “80 kadar bölücü eşkıya otomatik silahlarla yaylım ateşine başladılar. Jandarma karakolu, PTT, Kaymakamlık’a ateş açıldı. Eşkıya Eruh’ta 1.5 saat kaldı.”
(Jandarma karakolu, Kaymakamlık, PTT binaları gösteriliyor.)
00 06 00 00: Halkla yapılan röportajlara yer veriliyor. Olay anını anlatıyorlar.
00 06 55 00: Görüşüne yer verilen kişi: “Bizim örgütümüz PKK’dir, başkanımız Apo’dur” dediler. Silah sesi devamlı geliyordu.
Şoför olarak istenen bir kişi anlatıyor.
00 08 20 00: “Banka müdürünün evini gösterin, dediler. Sonra şoför istediler. Camiden konuşma yapıyorlardı.”
00 08 45 00: “Banka müdürünü alıp bir evde rehin tuttuk.”
00 09 45 00: Eruh’tan genel görüntü. Banka muhasebecisi Musa Çaynak ve kızı olay anını anlatıyor. Gizlendiklerini ve kendilerini göstermediklerini söylüyorlar. Ardından bir kadın konuşuyor.
00 13 44 00: Kahvedeki konuşmaya tanık olanlar ve bankacı konuşuyor.
—
00 16 18 00:
Siirt bölgesindeki dağlardan görüntüler. Helikopter çekimi.
00 17 20 00: “Huzur operasyonu” sonrası yakalananlar. Gözleri bağlı.
00 18 10 00: Bir kahvenin içinden görüntüler.
00 18 34 00: Operasyondan görüntüler. Siirt Doğanköy bölgesinden operasyon görüntüleri. Dağlar, karakol, 5 helikopter. Bindirme ve indirme yapıyorlar.
00 21 00 00: Yakalanan köylüler ve silahlar. Kanun kaçağı olduğunu söylüyor. Sonra operasyon görüntüleri. Asker ve helikopter.
00 23 27 00: Gerilla elbiseleri, silahlar ve dürbün.
00 23 50 00: Cevizağacı köyü. Beytüşebap’a bağlı. 4 cemse operasyona çıkıyor. Köyden detaylar. Köylüler konuşuyor. Sonra Operasyondan görüntüler. Yakalanan bir arkadaşın görüntüsü. Helikopterden dağ görüntüsü.
—
00 26 40 00
İtirafçı Timur Sertdemir. Palu köylerinden. “76’da Almanya’ya gittim. 1982’lerde Apocular benimle ilişkiye geçti. Lübnan-Suriye hududunda eğitim gördüm. Şam’da bir süre kaldık. Qamişlo’ya geldik. Bizi Irak’a gönderdiler. 3 kişi Şırnak üzeri Bingöl’ün Genç kazasına gittik. Halkın bizden nefret ettiği belliydi. Yatmamıza izin vermiyorlardı, ekmek vermiyorlardı” diyor.
—
00 29 34 00
Eruh baskınına katılan bir köylü. “Köydeydim. Abdurrahman isminde bir adam oraya geldi. Agit isminde bir adam konuşma yaptı. ‘Buraya neye geldiğinizi biliyor musunuz’ dedi. ‘Biz Eruh’a baskın yapacağız’ dedi.”
00 30 50 00: Başka biri. “Bizi yol kesmeye gönderdiler. İki araç geldi. Eruh ve Şırnak’a doğru. Durmadılar ateş ettik.”
00 31 20 00: Daha önce de konuşan köylü konuşuyor.
00 32 29 00: Önceki köylü, yakalandıktan sonraki durumu anlatıyor.
00 33 17 00
Mehmet Acar isimli bir köylü konuşuyor. Eruh baskınında yer almış. “13 Ağustos günü İsmail yanıma geldi. ‘Ayın 15’inde Eruh’a baskın yapılacak, saat 8’de orada olmamız gerekir’ dedi. Gittik, buluştuk. Gruplar Eruh’a doğru ilerliyordu. Hepsinin yüzü kapalıydı. Eruh’un girişinde 4 kola ayrıldık. Şırnak, Eruh’un aşağı ve Eruh’un yukarı kısmına doğru. Bazı gruplar da şehir içine dağıtıldı. Beni de kahvenin önüne diktiler. Baran isimli biri camide konuşma yapmıştı. Sonra bir izli mermi atıldı ve toplanması için Mazlum emir verdi. Hepimizin Eruh’un sol kısmında toplanmamızı istedi. Biz de orayı bıkarıp yolun aşağı kısmına gittik. Bize ‘Baskın tamamlanmıştır. Başarıyla geçmiştir’ dediler. Bize ‘Siz serbestsiniz. Gidebilirsiniz. Kendinizi fazla açığa çıkartmayın. Kimse farkına varmasın’ dedi. Benimle İsmail çıktık. Onlar da bir arabayla yukarıya doğru gittiler. O geceyi yolda geçirdik. İkinci geceyi Şırnak içinde geçirdik. İkinci gün İsmail, ‘Mehmet bu baskınlar devam ederse iyidir. Devam etmezse hepimiz yok olacağız’ dedi. ‘Doğrudur’ dedim. 29 Ağustos gecesi yakalandım.”
00 38 00 00
Yakalanan silahların görüntüleri.
00 38 22 00
Bir itirafçı konuşuyor. “Bizi kandırdılar, bizi götürdüler. Beni tanıyan arkadaşlar gelip teslim olsunlar. İyi yol değildir. Beğenmedim.”
00 39 12 00: Başka iki köylü.
00 40 00 00
Bir kavheden görüntüler ve halktan 5 kişiyle yapılan röportajlar. “Mal ve canımız emniyet altında” diyorlar.
00 43 00 00
Program sona eriyor. Sunan Mesut Mertcan, hazırlayan Güntaç Aktan.
00 43 30 00
Beytüşşebap’ta öldürülen yüzbaşı ve erlerin cenaze törenlerinden görüntüler.
00 46 40 00
Adıyaman Çamyurdu Köyü. 9 Ekim 1984’teki çatışmaya ilişkin haber ve öldürülen bir arkadaşla silahların görüntüleri.
00 48 00 00
Bir filmden görüntüler.
Atılım’ın kahramanları
Agit arkadaş, 1977’lerde Batman’dan, Mazlum Doğan arkadaşın çalıştığı dönemde gençlik içinde, öğrenciyken harekete katılan, Batman çevresinde mücadele içinde yer aldıktan sonra Siverek mücadelesinde yer alan ve yurtdışındaki eğitime ilk çıkan grup içinde bulunan bir arkadaştır. Daha o zaman askeri yetenekleri, mücadeleci kişiliği öne çıkmış, dikkat çekmiş ve birçok eyleme başarıyla katılmasına yol açmıştır. Bu nedenle partinin askeri sorumlularından oluşan ilk gerilla eğitim devresinde Agit arkadaş da yer almıştır.
Agit arkadaş, 1980’de Kemal Pir öncülüğünde ülkeye dışarıdan yapılan gerilla müdahalesi içerisinde yer alan arkadaşlar içerisinde yer almış ve Kemal Pir ile birlikte Botan sahasında gerillayı örgütleyip geliştirmeyle sorumlu kılınmıştır. Kemal Pir tutsak düştüğünde o, yaralı olarak kurtulmuştur. Daha sonra da tekrar yurtdışı sahasına çıkarak I. Konferans’a katılmış, konferans sonrası kapsamlı bir gerilla eğitim devresini yönetmiş, devre ardından da Doğu ve Güney Kürdistan’da gerillanın pratik hazırlıklarını yapmak üzere Mehmet Karasungur yoldaşa yardımcı olmak amacıyla 81 Kasımı’nda ülkeye Önder Apo tarafından görevli olarak gönderilmiştir.
Agit arkadaş, 82 yılında Güney ve Doğu Kürdistan’da gerilla hazırlıkları yapan birimin içerisinde bulunmuştur. 83’te Kuzey’e dönük birim çalışmalarını organize eden yönetimin içinde yer almış, bizzat Botan’dan Garzan’a kadar birçok alanda hareket ederek birim çalışmalarını yönetmiştir. 84 ilkbaharında Uludere’de silahlı mücadeleyi geliştirmekle görevli olmuş ve bazı ajanlara karşı eylemler geliştirmiştir. HRK’nin kuruluşu ve 15 Ağustos Atılımı’nda 14 Temmuz Silahlı Propaganda Birliği’nin komutanı olarak Eruh eylemini gerçekleştirmiş ve Botan sahasında mücadeleyi sürdürmüştür.
Agit arkadaş, Miros toplantısından sonra da 15 Ağustos Atılımı’nın sonuçlarını aktarmak üzere Önderlik sahasına gitmiş ve 85 yılının Nisan ayında geri dönerek Botan’da savaşı sürdürmeye devam etmiştir. Şehit düşene kadar da Botan’da savaşın komutanlığını yapmıştır.
Agit kişiliği de tıpkı Kemal Pir gibi, özgün yeteneklere sahip bir komuta kişiliğidir. Nasıl ki 80 öncesi ajanlaşmış yapı, kurum ve kişilere karşı şiddet temelinde mücadele taktiğinin komutanlığını Kemal Pir kişiliği yapmışsa, ölçü ve özelliklerini o belirlemişse, 15 Ağustos Atılımı temelinde gelişen gerilla direnişinin komuta ve savaşçı kişiliğini, onun ölçü ve özelliklerini de Agit kişiliği belirlemiştir. (...)
Abdullah Ekinci
Yine Agit arkadaşla birlikte Şemdinli eylemine komuta eden Abdullah Ekinci arkadaşı da burada anmamız gerekmektedir. Aslında şimdiye kadar çok sözü edilmeyen bir arkadaştır; biraz da geride bırakıldı. Tabii bu doğru bir yaklaşım da değildi ve bir haksızlık da oluşturdu. Adalet dağıtan, “Sezar’ın hakkını Sezar’a veren” bir hareket olarak Abdullah Ekinci kişiliğinin de burada hakkını da teslim etmemiz gerekmektedir.
Abdullah Ekinci kişiliğinin geride kalmasına yol açan neden, onun intihar etmiş olmasıdır ama ona intihar ettiren koşulları iyi anlamak gerekiyor. III. Kongre öncesi Fatma ve Selim kişiliğinin ortaya çıkardığı boğuntu ortamında, bir savaşçı gururu nedeniyle intihar etmiştir. Denilebilir ki, intihar etmek bir zayıflıktır. Çünkü Önderlik gerçeğine dayanarak sorunları çözebilirdi. Ancak şunu da bilmek gerekir ki, savaşan insan gururludur, duyguludur, sözle değil kendisini daha çok eylemle ifade eder. Abdullah Ekinci kişiliğinde de kuşkusuz böyle bir özellik büyük ölçüde vardı. Kendisi Bingöllüdür ve Bingöl’ün yetiştirmiş olduğu en önde gelen komutanlar arasında yer almaktadır. O da Bingöl’de yürüttüğü mücadelenin ardından Siverek direnişine katılmıştır. Onun da askeri bakımdan yetenekli ve başarılı olduğu Siverek direnişinde açığa çıkmış ve bu temelde yurtdışına çıkışı gerçekleşmiştir. Siverek mücadelesi içerisindeyken talihsiz bir şekilde yolda giderken düşman tarafından sonradan bırakılmış olsa da, yakalanmıştır. Bunu da hiçbir zaman kendisine yedirememiştir. Öyle bir şey olmamasına rağmen, bu duygu onda örgütün kendisine kuşkuyla baktığı gibi bir endişenin gelişmesine de neden olmuştur. Bu onda çok duygusal ve gururlu olduğu için bir eziklik yaratmıştır.
Abdullah Ekinci yurtdışı çalışmalarına aktif yönetim düzeyinde katılan arkadaşlarımız arasında bulunmuş ve ülkeye geri dönüşü sağlayan ilk gruplar içerisinde de yer almıştır. 83 ilkbaharından itibaren Çukurca alanında gerilla birim çalışmalarını komuta düzeyinde yürütmüştür. 84 bahar düzenlemesinde Çukurca’da ajanlara karşı eylem görevini üstlenerek başarıyla yerine getirmiştir. 15 Ağustos eylemlerini planlama toplantısında yer almış ve Şemdinli eylemini gerçekleştiren 21 Mart Silahlı Propaganda Takımı’nın komutanı olarak görevlendirilmiştir. Şemdinli eylemini başarıyla gerçekleştirmiş ve 84 yılı sonuna kadar da Şemdinli-Gever hattında gerilla savaşına komuta etme görevini üstlenmiştir.
Abdullah Ekinci, 85 baharında Garzan gücümüz Nebi haininin ihbarları sonucunda tümden imha olunca, bir takımla birlikte Garzan alanına gitmiştir. 85 yılı boyunca da hiç tanımadığı ve bütün gücümüzün darbe yemiş olduğu bu sahada başarıyla gerillanın çalışmalarının yeniden organize edilmesini sağlamıştır. Böyle bir süreçte birçok çatışmaya girmiş ve düşmana etkili darbelere vuran eylemler ortaya çıkarmıştır. 85 yılı sonunda Botan sahasına geri döndükten sonra da kongreye katılmak üzere Önderlik sahasına geçmiştir. Tüm zorluklara karşı süren savaşçı yaşamın ardından da bazı tasfiyeci kişiliklerin yarattığı bunalım ortamında dayanamayarak intihar etmiştir.
Abdullah Ekinci’yi böyle anlamak gerekmektedir. Hem Şemdinli pratiğinde hem Garzan pratiğinde gerçekten de başarılı, Agit tarzına yakın, benzer biçimde komuta özelliklerine sahip, her zaman birliğinin başında olan, askeri sezgisi güçlü, oldukça dürüst, samimi, duyarlı bir kişilik olma özelliğine sahiptir ve 15 Ağustos Atılımı sürecinde Hakkari cephesinde gerillanın örgütlenmesine en önde katılan yine o olmuştur. O nedenledir ki, bu büyük kişiliği de burada anmak ve tarihsel olarak yerine oturtmak gereği bulunmaktadır.
Saygı ve minnetle anıyoruz
Yine 15 Ağustos Atılım sürecinin büyük komuta gerçeği içerisinde Erdal yoldaşı (Mustafa Yöndem), Mehmet Sevgat yoldaşı, Yaşar Organ yoldaşı ve diğer yoldaşları burada anmak gerekmektedir.
Mehmet Sevgat, Hilvan-Siverek direnişine katılan bir arkadaşımızdı. Büyük bir mücadele tarihinin ortaya çıkarılmasında önemli bir rol oynamıştır.
Erdal arkadaşımız, Maraş-Pazarcık’tan gelen ve 15 Ağustos Atılımı sürecini, onun gerillasını Botan alanında örgütleyip yaratan arkadaşlarımız arasında yer almıştır. Bu arkadaşlar da Eruh 15 Ağustos eyleminde Agit arkadaşın yardımcıları olarak rollerini başarılı bir şekilde oynamıştır. Agit arkadaşın şehadetinden sonra da komuta görevi üstlenmişler ve aynı çizgide yürüyüşlerini devam ettirmişler, savaşarak kahramanca şehit düşmüşlerdir.
Yaşar Organ yoldaş da ilk geri çekilen gruplarımızla birlikte Lübnan sahasına geçmiş, daha sonra da ülkeye giriş hazırlıkları sürecinde Güney Kürdistan’a geçmiştir. Ülkeye giriş için hazırlıkların yapıldığı bir süreçte de bir kaza sonucunda Lolan’da şehit düşmüştür.
Bunlar gibi 15 Ağustos Atılım sürecinin daha büyük komutanları ve kahraman şehitleri vardır. Bunların hepsi de kendisini Agit kişiliğinde temsil etmektedirler.
Bizi bu düzeye getiren büyük kahraman değerlerimiz olarak bu şehitlerimizi her zamanki gibi, şimdi de saygı ve minnetle anıyoruz.