
Saldırı Kürt varlığına
Tüm Kürtler iyi düşünmeli. Saldırı şu bu partiye değil, şu parçaya bu parçaya değil. Bunu herkes görmeli. Saldırılar Kürt varlığı ve özgürlüğünedir. Ben Kürt’üm, Kürt olarak var ve özgür olmak istiyorum diyen herkese bu saldırı yöneliyor. Dolayısıyla herkesin de bu saldırılara karşı durma, mücadele etme, direnme görev ve sorumluluğu var. Birilerini desteklemek için değil. Kendi varlık ve özgürlüklerini garanti altına almak için.
Kürdistan Özgürlük Ordusu
Bütün parçalardaki Kürt halkı bu direnişe nasıl katılabiliyorsa katılmalı. Elinde ne gücü varsa seferber etmeli. Özellikle Kürt gençleri, kadın erkek, Kuzey’de, Güney’de, Doğu’da, yurtdışında, her alanda tam bir seferberlik ruhuyla cepheye koşmalı. Ordulaşmamız gerekiyor. Başka bir çare yok. Kürdistan Özgürlük Ordusu’nu kurmak zorundayız. Gelişmeler bunu gerektirdi. Bunun için seferber olmalı herkes. Şu parçayız bu parçayız dememeli. Hareketler açısından da bu geçerli.
Güney’den vursun
Herkes durmuş. DAİŞ toplanmış bir yerde. Kendine göre zayıf yere saldırıyor. Deniliyor ki biz Kobanê’ye destek vereceğiz. Bu lafla olmaz. Seni destekliyorum demekle olmaz. Destekliyorsan düşman önünde. Vur o zaman. Saldır görelim. Var mı öyle bir şey. Yok. Bunu yapmayanın destekliyorum diye söz açıklaması hiçbir şey ifade etmiyor. Gerçekten destekliyorsa KDP-YNK o zaman Güney Kürdistan’ın yüzde 30’undan fazlası DAİŞ faşizminin elinde. Vursun, saldırsın bütün cephelerde saldırı olsun. Bir anda saldırı gelişsin bakalım DAİŞ gücünü biriktirip Kobanê halkına katliam tehdidi yaratabilecek mi? Destek böyle olur. Biz böyle bir destek bekliyoruz. Yoksa diğer türlüsü sadece kamuoyuna dönük bir propagandadan öte bir değer ifade etmez.
DAİŞ değil AKP’dir
Kobanê’de saldıran IŞİD değil, AKP’dir. Kobanê savaşı bir AKP savaşıdır. Kürt’e saldıran AKP’dir. Ateşkes falan bilemiyorum, kim ona var diyebilir. Kobanê’de savaş var. Rojava’da savaş var. Ve bu savaşın saldıran tarafı AKP oluyor. Saldıran gücün yaptığından siyaseten AKP destek görüyor. O halde biz AKP’siz değerlendiremeyiz.
Kürtler sınırı kaldırmalı
Kürtler Suruç’a yürümeli. Gerekirse 3-4 milyon insan toplanmalı. Sınırı kapatmalı. Güvenlik bölgesi oluşturmalı. Sınırı ortadan kaldırmalı. Bir süre böyle yaşamayı göze almalı. Bunu gerçekleştirecek gücümüz var, imkanımız da var. Bir de bu gerekiyor. Var olmak ve özgür gelecek yaratabilmek için bunun dışında başka çaremiz yok. Ya köle olacağız, işte DAİŞ gibi bir faşist saldırganlığa boyun eğeceğiz, katliamını soykırımını yaşayacağız, yok olacağız ya da direnerek özgürlük ve demokrasiyi kazanacağız. Başka orta yol yok.
Tampon bölge olamaz
Kürdistan’da bir egemenlik alanı yaratarak Rojava’yı ele geçirmek istiyorlar. Bir işgal bu. DAİŞ yenilirse herhalde AKP Hükümeti de tampon yaratacağım adı altında saldıracak. Başka hiçbir anlamı yok. Rojava özgür, güvenli ve istikrarlı bir alandır. Bütün Ortadoğu halklarını ve özgür insanlığı savunuyor. Kimsenin tamponuna ihtiyacı yok. Biz buna kesinlikle izin vermeyeceğiz. Tampon şu bu ne ad olursa olsun. AKP, TC, İran, Suriye, Avrupa, ABD kim olursa olsun, Kürdistan’a yönelecek her türlü askeri işgal girişimine karşı son nefesimize kadar direnecek savaşacağız. Kim buna yönelirse tüm Kürtleri karşısında bulur. Herkes bunu bilmeli.
Ortada ateşkes bile yok
Kuzey Güney kalmadı. AKP ile çözüm süreci deniliyor. Eylül sonuna kadar bir hafta kaldı. Güzel sözler söyleniyor, ortada bir pratik göremedik. Hala söz söyleniyor. Henüz bir pratik adım atılmış değil. 10 günlük bir zaman kalmış. İşte Eylül sonunda müzakere süreci başlayacak. Şimdi Kobanê’de katliam olurken nasıl müzakere olacak? Ortada bir ateşkes bile yok. Ateşkes bile yok. Kuzey’de savaş yoksa bu bizim tutumumuzdan kaynaklanıyor.
HABER MERKEZİ