Geçen hafta özgür basında geçen bir haber vardı, denk gelenler gelmeyenlere anlatabilir. Özgür basın diye belirtme ihtiyacı hissediyorum, çünkü başka bir yerde olma şansı yok. Yeri değil ama belirtmekte fayda var, ilginç değil mi gerçekten? Hakikatin bu kadar kıskaca alındığı, bu kadar görünmez kılındığı, bu kadar çarpıtıldığı bir atmosferde hala direnenleri görmek, M. Mungan’ın deyimi ile ‘bir ipe bir de dile tutunmak’ misali yol almak ne muazzam ve anlatılamaz bir şey! Ve bunun bir avuç insanın omuzlarında gidiyor olması… Çünkü hakikat için yüreği, aklı çırpınanların olduğu yerde hem vicdani hem akli her şeyi geriye çeken, bir bitki kadar değeri olmayan; hele de bitkinin fotosentez ile ürettiği oksijene kurban edilebilecek cinsten milyonlarca insan şeklinde ortalıkta dolaşanları görünce, elbet afakanlar basıyor. Bakın çokça güncel bir örnek vereyim… Haber şöyle:

“BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Fransa’daki eylemleri yapan sarı yeleklilerin en ön saflarında PKK, PYD, YPG unsurlarını gördüklerini ileri sürerek, „Fransa için bu çok büyük bir derstir. Sadece Fransa için değil bütün Avrupa devletleri bunu görmeli ve topraklarındaki PKK, PYD, YPG terör unsurlarına asla bundan sonra müsaade etmemeli, hepsini sınır dışı ederek Türkiye’ye teslim etmelidirler.“ dedi…

De şimdi gelin bunu yorumlayın. Siyasi desen değil, sosyal desen hiç değil, ekonomik bakış desen tobe heram, felsefik desem zaten gülerseniz bana. Bakın bu bir parti başkanı. Sözde bir ideolojiyi ve onun öncülüğünü yapıyor. Siyasi olarak “önder” kabul edenler var. Yazık değil mi onlara? Tamam bu uçmuş peki buna kanıp gerçekten sağlıklı dinleyenleri ne yapmalı? Ondan soruyorum yazık değil mi bunlara?

Ya da tersten soralım, “pardon beyefendi, bu kadar zeki olmayı nasıl başardınız?” diye sormak lazım bence. Çomski, Laclau, Paul, Zizek, Fisk ve Kissengervari bu dehşet analize nasıl vardın? Hele söyle Destici… Çok zor olmadı mı bu kadar fazla glikoz harcamak? Çok zor olmadı mı bu kadar beyni ısıtmak? Kaç bin doktora çalışması ve makaleden sonra, kaç tane disiplinler arası lotik attıktan sonra bunca mükemmel analiz gücüne ulaştın? Hele söyle… İnsanlığın yüksek hafızası, eşref-i mahlûkat, beşer-i kamil û bilmem nesi niye sadece sende toplandı be insan! Söyle hele…

Söylemesin bence, çünkü konu beyin yakan bu arkadaş değil. Kendimi kaybettim bu derin analiz karşısında, özür diliyorum hepinizden… En başa dönüyorum! Ne güzel konsantre olmuştum oysa.

Evet, özgür basında yer alan habere gelelim…

“Bir çatışmada yaşamını yitiren oğlunun mezarını yaptıran Vanlı Cemal Yıldız, mezar taşındaki yazı ve şekillerden kaynaklı „Örgüt propagandasına elverişli biçim ve amblemler yaptığı“ gerekçesiyle tutuklandı, mezar taşı ise askerler tarafından sökülerek el konuldu.

Bir ihbar sonucu yapılan baskında baba Yıldız’ın çocuğunun mezar taşına yazdırdığı; „Şehit“ yazısı ve sarı kırmızı ve yeşile boyalı yıldız nedeniyle gözaltına alındığı anlaşıldı. Baba Yıldız aynı gün çıkarıldığı Erciş Sulh Ceza Hakimliği tarafından „Örgüt propagandasına elverişli biçim ve amblemler yaptığı“ iddiasıyla tutuklanarak cezaevine gönderilirken, oğlunun mezar taşı ise adli emanete kaldırıldı.”

Mezar taşı gözaltında…

Yüksek analiz uzmanı Destici tabi buna açıklama getirir mi bilmiyorum. “Bu taşı gözaltına alanlar Fransız polisidir” deme potansiyeli gayet yüksek.

“İnsan denen yaratığın zulmetme kabiliyeti sınır tanımaz” diyen John Berger haklıdır mesela…

“Korkuyorum Anne” adlı kitapta geçen bir diyalog var…

- Neriman teyze, köpekler bizi içimizde kemik var diye mi ısırıyor?

- Hayır, içimizde kalp yok diye ısırıyor…

İşte bunlar korkudan mezar taşını dahi gözaltında kalpsizler ordusu…