Bakur’da ve Türkiye’nin batı kentlerinde Tevgera Jinên Azad (TJA) öncülüğünde 19 Temmuz’da başlatılan “Değişim ve Özgürlük için Sen de Ayağa Kalk” kampanyasının çalışmaları devam ediyor. Kampanya ile erkeğin dönüşümünü de amaçlayan kadınlar, İzmir’de “Erkeğin değişimi ve dönüşümü” ile “Erkeği öldürmek” başlıklı eğitim ve atölye çalışmaları başlattı.

Kampanya çalışmalarını değerlendiren Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Genel Meclis üyesi Didar Gül, TJA’nın bu etkinliklerinin toplumsal cinsiyet rollerinin değişmesinde etkili olacağını ve bu sayede mücadele alanında kadınlara daha fazla yer açılabileceğini söyledi. Toplumsal cinsiyet rollerinin değişmesi ile kadınlar kadar erkeklerin de özgürleşeceğini belirten Gül, toplumsal devrimin kadın devrimi ile harmanlanması gerektiğini vurguladı.

 Atölyeler buna vesile olabilir

Erkekliği tanımlamanın bir reçetesi olmadığını belirten Didar Gül, sosyalist, yurtsever veya devrimci erkeklerin bulaşık yıkadıkları veya parti ortamında temizliğe yardım ettikleri için erkekliği savurduğu yanılsamasına kapıldığını dile getirdi. “Erkeklik sinsi bir şey” diyen Gül, şöyle devam etti: “Erkeğin sevgilisiyle veya başka ilişkilerinde bu ortaya çıkabiliyor. Bunlarla yüzleşmesi ve kendi değişimini örgütlemesi gerekiyor. Örneğin, kadın slogancının sesi çıkmadığı gerekçesiyle elinden megafonu alabiliyor. Erkekliğin hangi durumlarda ortaya çıktığını ve erkeklerin bu durumlarda ne yaptığını çözümlemek ve kendilerine yönelmelerini, iç tartışmalar yapabilmelerini sağlamak gerekiyor. Atölyeler bu durumu geliştirebilir.”

Gül, erkeklerin kendi gerçeklikleriyle yüzleşmeye pek niyetli olmadığını ve bu nedenle kadınların daha kararlı olması gerektiğini söyledi.

Erkek de özgürleşmeli

Daha geniş bir çalışma yürüten TJA’nın bu kampanyasının gerekli ve önemli bir çalışma olduğunu kaydeden SKM üyesi Gül, TJA’nın çok daha geniş bir kitleye hitap ettiği için kadın cinayetlerinin önlenmesinde de etkili olacağını dile getirdi.

Kadın ve erkeğin mücadelesinin birlikte olduğunu, bazı feminist grupların yalnız yürüdüğünü söyleyen Gül, kadın özgürlük mücadelesinin toplumsal devrime eşlik ettiğini belirtti. Gül, “Aksi takdirde geriye dönüşler olabilir ya da devrim kadın devrimiyle harmanlanmadığında eksik kalıyor. O zaman da toplumsal devrim demek güç oluyor. 1980’lerden bu yana daha yaygın ve daha örgütlü bir şekilde ilerliyor, bunun faydası da açığa çıkıyor. Rojava’da da gördüğümüz gibi eşitlikçi bir toplum kurmanın bu yoldan geçtiğini görebiliyoruz” dedi.

 

 JINNEWS/İZMİR