
Almanya’nın Hamburg kentinde Kardeş Aile Kampanyası’na katılan Kürdistanlılar, Sur, Cizre, Silopi ve Gever gibi öz yönetim direnişlerinin verildiği yerlerde yıkım ve katliam mağduru halka destek olmanın bir görev olduğunu vurguluyor.
Kürdistanlılardan mesaj net: “Kampanyaya katıl, başkalarının da kampanyaya katılmasını sağla.”
Hamburg’tan Kardeş Aile Kampanyası’na katılanlar arasında işçi, esnaf ve işverenler, kurum çalışanları da var. Kardeş Aile edinenler sadece bununla da sınırlı kalmayıp, kampanyanın büyümesi, daha çok ailenin buluşması için de aktif olarak çalışıyor. Hamburg’tan kampanyaya katılanlardan gazetemize konuşanların mesajları şöyle:
Bir aileyle sınırlı kalmadı
Hulusi Selçuk (Garson): Kampanyanın başlamasıyla beraber ben de Kürdistan’daki insanlarımıza nasıl yardımcı olabilirim düşüncesiyle hareket ederek bir aileyi kendime kardeş edindim. Tabii sadece bununla yetinmedim, daha çok ailenin bu kampanyayla birbirlerini tanıması için çalışmalar yürütüyorum. Her yerde bu kampanyanın önenimi anlatıyorum. Tüm insanlarımızın bu kampanyaya katılmaları gerekiyor.
Dosta düşmana gösterelim
Mirbek Çıkaray (İşveren): Bu kampanyanın başarıya ulaşması için diasporadaki Kürt işverenler olarak elimizi taşın altına koymalıyız. Cizre’deki ve Sur’daki insanlarımızın evleri, kamulaştırma adı altında gasp ediliyor. Türk devleti buraları yerle bir ederek adeta hepimizden intikam alıyor. Ama bu devletin unuttuğu bir şey var. Bu insanlar zorda kaldı, evsiz kaldı ama diz çökmedi. İnsanlarımızın yalnız olmadığını dosta ve düşmana göstermemiz gerekiyor. Onlar bizim geleceğimiz ve umutlarımız.
Halkımız yalnız değil
Feyzi Baybarz (Esnaf): Büyük bir seferberlik ruhuyla bu kampanyaya omuz vermek gerekiyor. Bu bir insanlık kampanyasıdır. Türk devletinin insanlarımızı açlıkla terbiye etmesine izin vermemeliyiz. Erdoğan insanların evlerini başına yıkarken, bir yandan da dinden imandan kardeşlikten bahsederek riyakarlık yapıyor. Bizler artık devletin bu yalanlarına kanmıyoruz. Orada yaşayan onurlu insanlar, yalnız olmadıklarını bilmeleri gerekiyor.
Aleviler de acılarını paylaşıyor
Derviş Koç: Alevi inancına mensup olan bir insan olarak burada yaşayan kardeşlerimize yapılan bu zulmü kınıyorum. Maraş Katliamı’nı yakından görmüş bir insan olarak zulmün, acının ve yokluğun ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Katliam nedeniyle yurdumuzdan uzaklaştık ama insanlığımızdan ve değerlerimizden asla uzaklaşmadık. Ben de bu kampanya çerçevesinde gücüm oranında bir aileyi, Kardeş Aile olarak kucaklamak istiyorum.
İki kardeş birlikte katıldı
Şadiye Küçük (Hamburg Hak-Evi Eşbaşkanı): Kampanyanın duyurusundan sonra ben ve abim Hesen Dersim de kardeş bir aile edinmek için hemen harekete geçtik. İnsanlarımız zordayken bizim burada rahat koşullar içinde yaşamamız bir şey ifade etmiyor. O insanlara karşı manevi borçlarımız var. Aleviliğin özünde paylaşım ve kardeşlik var. Ben de bu inancın bir temsilcisi olarak görev ve sorumluluklarımı yerine getirebilmeliyim. Yoksa yarın çocuklarımızın, torunlarımızın yüzüne nasıl bakarız?
M.ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG
30 yıllık birikimini bağışladı
30 yıl önce Avustralya’ya göç eden Sivaslı Türk bir kadın, hayatını kaybetmeden önce bütün birikimini başta çocuklar olmak üzere Kürdistan’daki savaş mağduru ailelere bağışladı.
Annelerinin vasiyetini yerine getiren çocukları, bıraktığı mirasın bir kısmını Kardeş Aile Kampanyası’nı yürüten Rojava Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ne bağışladı. Geri kalan kısmı ise Heyva Sor a Kurdistanê’ye bağışlanacak. Ailesi tarafından ismi paylaşılmak istenmeyen 80 yaşındaki kadın edinilen bilgilere göre, 10 Nisan’da hayatını kaybetti. İlkokul düzeyinde eğitim gören ancak sonradan hem politik hem de farklı alanlarda kendisini geliştirdiği öğrenilen kadının oğlu S.Ö “Annem, Kürdistan’da başlatılan savaşla birlikte oradaki ailelerin mağduriyetini sık sık dile getirerek o insanların yardıma ihtiyaçlarının olduğunu ifade ederdi. Annem hep Kürdistan’daki aileler ile dayanışmak istiyordu. Bu yüzden 30 yıllık birikimini bağışlamamızı istedi” şeklinde konuştu.
DİHA/ANKARA
Kardeş Ailesi devlete muhtaç etmiyor
Kardeş Aile Kampanyası kapsamında Kürtler, birbirlerini yaralarını maddi ve manevi olarak sarıyor. “Devletten değil kendi halkımızdan destek bekliyoruz” diyen Cizîrli Dargın ve İnce aileleri, tek umutlarının Kardeş Aile olduğunu söyledi. Kampanya kapsamında yaraları sarılan ailelerden biri de 79 günlük direnişten yüzlerce kişinin yakılarak katledildiği
Cizîr’in (Cizre) Cudi Mahallesi’nde yaşayan İnce ailesi.
İnce Ailesi’ne yardım eli Avrupa’daki Kardeş Ailesi yardım elini uzatmış. Arîn ve Helîn adında iki torunu olan ve çocuklarıyla yaşayan Feyruze İnce, “Cizîr’in acısı büyüktür… Daha çok evimiz yıkılsaydı da keşke insanlarımız ölmeseydi” diyor.
Kardeş Ailemiz yalnız bırakmıyor
Kardeş Ailesi’nin kendilerini aramasıyla çok mutlu olduklarını ifade eden İnce, duygularını şu sözlerle aktarıyor: “Biz devletten hiçbir yardım beklemedik, beklemiyoruz. Bizim belediyemiz, kendi insanlarımız bize yardım eder. İnsanlar sadece onların yardımından mutlu oluyor zaten. Devletin yardımını kesinlikle istemiyoruz. Çünkü devlet çok insanımızı katletti. Ama Kürtler yalnız değil. Bizim Kardeş ailemiz bizi sürekli arıyor. Dertleşiyoruz. Sohbet ediyoruz. Her türlü yardımda bulunuyorlar. Herkesin Cizre’ye, Silopi’ye yardım etmesi gerekiyor.”
Ayakta kalmamızı sağlıyorlar
Kardeş Ailesi ile yaralarını saran bir başka aile ise Cudi Mahallesi’nden Dargın ailesi. İki çocuğu ve kayınvalidesi ile yaşayan Vesile Dargın’ın eşi direniş sırasında evinden ayrılmadığı için “makul şüpheli” olarak gözaltına alınmış ve 3 günlük işkence sürecinin ardından tutuklanmış. Vesile Dargın, “Şu anda bize bakacak kimse yok. Ben çalışamıyorum. Çocuklarım küçük” diyor. Kardeş Aile Kampanyası’nın halk arasında büyük beğeni topladığını ve insanları mutlu ettiğini ifade eden Dargın, “Onlar bizi arayıp dertlerimizi soruyorlar. Paylaşmak çok iyi geliyor. Bizim ayakta durmamıza yardımcı oluyoruz” sözleriyle kampanyanın önemine dikkat çekti.
DİHA/ŞIRNAK