Hükümet "Kamu düzeni"ni sağlamak için yeni bir yasa çıkarmak istiyor.
"İç Güvenlik Paketi" olarak adlandırılan Yasa Taslağı Meclis'te görüşülüyor.
AKP, "Kamu düzeni"ni sağlamak için yeni yasalara ihtiyaç duyduğuna göre "Kamu düzeni" bozuk demektir. Bu konuda AKP haklıdır. Ama "Kamu düzeni" nedir, niye bozuktur ve nasıl sağlanır konusunda AKP ile anlaşmak olanaksızdır. Çünkü AKP, her soruna klasik devletçi-vesayetçi-TEK-TEK'çi gözle bakıyor. Çarelerini de öyle arıyor.
AKP'ye göre işçi cinayetleri ve Soma-Ermenek gibi toplu katliamlar "Kamu düzeni"ni bozmuyor ama bunu protesto edenler bozuyor.
AKP'ye göre yüzlerce insanın, çocuğun devlet güçleri tarafından katledilmesi, Roboskî Katliamı "Kamu düzeni"ni bozmuyor ama halkın bunu protesto etmesi bozuyor.
Anadilde eğitim yasağı "Kamu düzeni"ni bozmuyor ama halk, bu hakkı için sokağa dökülürse bozuyor.
Bu nedenle AKP, "Sokağa çıkanı vuracağız" yasaları çıkartıyor.
Daha önce TMK ve zamanın başbakanının "Çocuk da olsa, kadın da olsa gereği yapılacaktır" talimatıyla yüzlerce insan çoluk-çocuk denmeden katledildi, zindanlara konuldu.
AKP'liler "Bizim iktidarımızda faili meçhuller bitti" diyorlar. Bu kuyruklu yalandır.
Evet, eskiden devlet güçleri insanları kaçırır, cenazesini asit kuyularına, derelere, mağaralara atar ve sonra da "Bizim haberimiz yok" derdi.
AKP devrinde de, insanlar sokak ortasında, meydanlarda öldürülüyor. Öldürenler de belli ama devlet korumasında ve güvencesinde işlerine devam ediyorlar.
Roboskî Katliamını yapanlar belli değil mi?
Gezi direnişinde, onlarca insanı katleden, ağır yaralayanlar belli değil mi?
Bir teki bile cezalandırıldı mı?
Şimdi katilleri, katliamcıları bir de yasal güvenceye almak istiyorlar.
"Vesayet devrini bitirdik" diye övünen AKP vesayeti sürdürmek için vesayet yasalarına sığınıyor.
1925'in "Takrir-i Sükun Kanunu" ne ise, 2014'ün "İç Güvenlik Paketi" de odur.
AKP'liler tarihi bildiklerini zannediyorlar ama tarihten hiç ders almamışlar.
Baskı-zulüm yasalarıyla ayakta kalınabilseydi, hiç bir diktatörlük yıkılmazdı.
"Demokratik çözüm ve barış süreci"ni tartışmak yerine, yeni baskı ve zulüm yasalarını gündeme getirmek, AKP'nin yüzünde kalan son makyajların da dökülmesi ve gerçek yüzünün ortaya çıkmasıdır.
"Takrir-i Sükun Kanunu", İstiklal mahkemeleri neyi çözdü ki,  yeni İç Güvenlik Paketi-Sulh Ceza Mahkemeleri 100 yıllık sorunları çözsün?
Demirel bile "Yollar yürümekle aşınmaz" demişti.
Bunlar "Sokağa çıkanı vuracağız" diyorlar.
Bu yasa ve bu kafa ile devam ederlerse, sorunların çözümü için sokaklara daha da çok iş düşecek demektir. Belki sokaklar da aşınacaktır.