Çözüm sürecinin ilerlemesi için AKP Hükümetinin en büyük şartı “kamu düzeninin bozulmaması.” Başbakanı, danışmanı, yardımcısı, ilgilisi, ilgisizi ağzına bu klişeyi dolamış durumda.
6-8 Ekim olaylarını sadece kamu düzenin bozulması olarak değerlendiren varsa büyük bir yanılgı içerisinde. Bu serhildan kamu düzenine değil AKP düzenine yönelikti.
AKP yetkilileri, Kürtlere karşı katliam politikaları izlerken Kürtlerin evde tweet atıp, sosyal medya üzerinden kampanyalar düzenleyerek mi tepki göstereceğini sanıyordu? Rojava kantonlarına yönelik tüm saldırılarının koordinasyonu, lojistiği Türk istihbaratı tarafından yapılırken Kürtler, Başbakanlığa mektup mu yollayacaktı?
O gün sokağa çıkanlar Kobanê’nin imdadına yetişti.
O gün sokağa çıkanlar AKP’nin hakim kılmaya çalıştığı düzenin Kürdistan’da geçerli olmadığını gösterdi.
O gün sokağa çıkanlar Kobanê düşerse Kürdistan’da neler yaşanacağının bir fragmanını Ankara’ya geçti.
***
AKP sürecin devamını istiyorsa, Kürtlerden talepte bulunmak yerine Kürtlerin taleplerine kulak kabartacak. Bunun başka bir yolu yok. Türkiye eğer ortak bir vatan olacaksa, Kürtlere rağmen bir dış politika izlemeyecek.
Ankara eğer bir çatı olacaksa o çatının altındaki Kürtlerin tüm parçalardaki refahı, barışı, karşı karşıya olduğu saldırılar Türkiye’nin de sorunu olacak.
Türkiye’de çözüm süreci yürütüp Rojava’da, Güney Kürdistan’da başka telden çalamazsınız. Kürtler bunu kabul etmez. Siz oraya saraylar da dikseniz Kobanê yanarken Amed’de düğün dernek olmaz.
Ankara bölgesel, uluslararası politikalarını belirlerken Kürtleri hesaba katmamazlık edemez.
Kürtler artık Ortadoğu’da bir güç. Kürtleri ezen “güçlü” Suriye, Kürtleri kimyasal silahlarla bastıran “muktedir” Irak artık yok. Onlarla ilişki kurup Kürtleri yok sayamazsınız.
Kürtler bugün Ortadoğu’da DAİŞ’e karşı mücadelede uluslararası müttefikleri olan bir güç. Ve bu bölgenin aydınlık geleceğini temsil ediyorlar.
Türkiye bu dinamiğe düşmanlık etmeye devam ederse kendi kaybeder. Birincisi bölgenin yeniden şekillenmesinde Türkiye’nin etkisi çok sınırlı olur. Buradaki yeni yapılar Türkiye ile mesafeli olurlar.
İkincisi kamu düzeni olarak adlandırılan, AKP düzeninin tüm Kürdistan’da hiçbir hükmü kalmaz. Eğer AKP, Kürtlerin hassasiyetlerini dikkate almasa Kürtler de kamu düzeni olarak önüne koyulan kanunlara uymaz. Kendi kurallarını yürürlüğe sokar.
***
Çözüm süreci diyorsanız, Türkiye’deki barışın ve refahın gelişmesini istiyorsanız Kürtlerle ortaklaşacaksınız. Kürtlere yem atmakla hiçbir yere varamayacaklar. Küçük hesaplar Kürt siyasetinin işi değil.
Kamu düzeni, Kürtlerin de parçası olduğu bir devlet tarafından ortaya konursa buna uymayanı devlete gerek kalmadan Kürtler tasfiye eder. Ama yok Kürtlere yabancı, Kürtlere düşman devletin kamu düzeni yaşatmak artık uzak bir hayaldir.