Ölümlerin, katliamların her gün hava raporu gibi verildiği bir süreçten geçiyoruz. Ortadoğu kaynıyor. Irak, Suriye ve Kobanê… Şimdi de Filistin.

İsrail, Gazze’ye yönelik hava saldırılarından sonra büyük çaplı bir kara saldırısı başlattı. Yüzlerce Filistinli'nin ölümüne neden olan ve şiddeti gittikçe artan, kural tanımayan bir saldırı bu.
Bir halkı adeta yok etme hakkını ve gücünü kendinde gören bir devlet; sahipsiz, yoksul, birçoğu geçici kamplarda yaşayan bir halkı esir almış, istediği zaman vuruyor, istediği zaman açlığa mahkum ediyor.
Filistin halkı onyıllardır İsrail işgali altında inlemektedir. İsrail, Filistinlilerin hayatlarını sürdürebilmeleri için sağlanması gereken en asgari şartları bile çok görmekte, insanları sistematik bir şekilde çaresizliğe sürüklemektedir.
Teel Zaatar, Şabra, Şatilla... Yakın geçmişte Filistinli’nin künyesine yazılmış nice katliamın sadece birkaçının adıdır... Emperyal devletler ve onun eli kanlı jandarması olan İsrail, tarihe kirli bir sayfa daha ekledi. Yine barut yine kan, yine katliam... Ve direnen bir halk sancağı. Savaşan gerillasından, ağıt yakan anasından, taş atan çocuğuna kadar hep direndi Filistin.
***
Filistinli şair Mahmut Derviş’in ’Kimlik Kartı’ adlı şiirinde anlatmaya çalıştığı gibi Filistinli'nin damarına bir kez daha basılıyor;
"Bir daha diyorum, kütükte kayıtlıyım - Birinci sayfanın ta başında, nefret etmem insanlardan - Saldırmam hiç kimseye - Ama aç korlarsa beni, korlarsa çırılçıplak - Yerim etini beni soyanın - Açlığım ve öfkemi kolla, damarıma basma benim"
Mücadeleye paralel olarak Filistin’de sanatın içeriği ve üslubu da değişikler göstermiş, şiirde içe dönük, baş eğmeci temler yok olmuş, yitip gitmiştir. Bu içerik değişikliği neredeyse Arap şiirinin tümünü etkilemiş, içeriğini değişikliğe uğratmıştır.
Filistin şiiri, sanatın ancak varoluş kavgasına bağlı olarak gelişip büyüyeceğini ve bu mücadele kişilik, kimlik kazanabileceğini kanıtlama açısından iyi bir örnektir;
"Bugün yeniliyorsak, delik-deşikse gövdelerimiz -Yarın bir baharın içinden dipdiri geçeceksiniz -Yükselecek gövdemizden bir duvar -Haykırarak kalacağı burada çırılçıplak ve açlıkla boğuşsakta…" (Semih El-Kasım)
Evet. Filistin şiirinin niteliği hakkında bir kanıya varmak için hafızamızı yoklamak yeterli olacaktır. İsrail eski Savunma Bakanı Şimon Perez, sıkıyönetim uygulamak için devrimci şiirden daha iyi bahane olmayacağını söylemişti. Yine Moşe Dayan’ın, Filistinli şair Fedva Tukan’ın bir şiirinin yirmi komandoya bedel olduğunu söylemesi hafızalardan silinmemiştir;
"Hayır sevgili yurt, yılma -O yitilen yerde, karanlık alanlarda -Ne denli öğütmeye kalksalar da öfkeyi -O sonsuz acının değirmen taşlarında -Yılma, köreltemezler seni. -Çalsalar çocuklardan gülüşü ve sevinci -Yıksalar, yaksalar da sonunda -Yeni bir yaşam belirecek sana -Duvarlarında pıhtılaşan kandan -Yaşama dönüşecek ölüm bir anda -Filizlenip ışıyacak dört bir yanda -Sen ey kanayan yurt, sen ey öfkemiz bizim -Sen ey sultanı yüreğimizin."
***
Şimdi orada her şey kan ve baruttur... Zulme kurulmuş bütün saatler, herşey canevinden vurulmuş. Bu kıyım türkülerim kadar eskidir... Şimdi ağıtlardan kan damlıyor orada.
  Filistin halkına dönük sayısız katliamlarının son halkasında İsrail’e cesaret veren yine "insanlığın" sessizliğidir.
Ortak insanlık değerleri adına... Şimdi sesi yükseltme zamanıdır.