Kan akıtarak iktidar olma arzusu bu toprakların ruhuna işlenmiş. Onun için Güneşin doğusunda değişen bir şey yok ve İttihatçı gelenek devam edip gidiyor. Askerlerin içindeki cemaatçi cunta her ne kadar İttihatçıları kendilerine örnek alsalar da başarıya ulaşamadılar. Elbette değişen şeyler de var. Çünkü Cumhuriyet tarihinde ilk kez polis ve asker arasına kan girdi.
Paramiliter güçler IŞİD barbarlarına özenerek gencecik bir askerin kafasını bedeninden kopardılar. Ne zaman kafa koparanlar caniler görsem ya da duysam aklıma hep George Büchner’in “Danton’un Ölümü” adlı kitabındaki Danton’a söyletilen şu sözü hatırlarım. Kitapta Danton, kafası kesilmeden önce, cellada döner ve kafasını gösterir; “Bu kafayı, işin bitince halka göster çünkü bu zahmete değer” der. Devrim ve karşı devrim kalkışmalarında kafayı bedenden ayırmak gelenektir. Maalesef bu gelenek yaşanan son durumda da kendini göstermiştir. Bu geleneğin arkaik yapısında iblisleştirilen ve yenilgiye uğratılan tarafa gözdağı vermektir ve tarih bu sahnelerle doludur. Bugün yaşananları anlamanın izleri de işte tam da bu sahnede ve tarih sayfalarında vardır.
Bilindiği gibi 1789 İhtilalinden sonra Fransa’da yaşana kaostan dolayı ülkelerinin uçuruma gittiğini ve bir müdahalenin gerekliliğini düşünen Robespierre ve Danton bir hükümet darbesi yaparak ülke yönetimini ellerine geçirirler ama bundan sonra artık Fransa’da Diktatörlük ve terör hüküm sürer.
İktidarı ele geçiren Robespierre kendinden olmayan herkese savaş açar ve ihtilalin getirdiği, demokrasi, özgürlük, adalet gibi kavramlar yerini diktatörlüğe ve teröre bırakır.
Robespierre; “Ya cumhuriyetin içerideki ve dışarıdaki düşmanlarını boğacağız veya cumhuriyetle birlikte yok olup gideceğiz” der. Danton ise yaşanan terör ve şiddet karşısında özgürlük, eşitlik ve kardeşlik söyleminden vazgeçen bu anlayışa karşı durur. Robespirre bundan sonra Danton’u karşı devrim yapmakla suçlar ve “Danton vatan düşmanlarının en alçağı değilse de en tehlikelisidir” demeye başlar, Danton’u giyotine gönderir. George Büchner “Danton’un Ölümü” adlı kitabında infazdan önce saçı usturaya vurulan Danton’a şunu söyletir. “Devrim Satürn gibidir, önce kendi evlatlarının başını yer” der.
15 Temmuz 2016’da yaşadığımız ‘cemaat’ ve AKP arasındaki kanlı çatışma da tamda budur diye düşünüyorum. Çünkü özgürlük, eşitlik, adalet, kardeşlik ve sosyal devlet deyip iktidara birlikte geldiler, ama iktidarı paylaşamadıkları için iktidar hırsı ile bir taraf diğerini giyotine göndermek üzere. Kim ne derse desin 15 Temmuz Cumhuriyet tarihi için bir milattır ve İhtilalden sonra Fransa’da yaşanan durumun tekrarıdır. Yani anlayacağınız Fransız Devriminin prototipi olan Cumhuriyet devrimi Fransız devriminin geçtiği süreçleri ikiyüz küsur yıl arayla geriden takip ediyor.
Sonuç olarak son günlerde yaşadığımız olayların travması uzun yıllar boyunca etkisini gösterecektir. Çünkü karşı devrimle; parlamentosu, Emniyet Müdürlüğü ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı bombalanan ve sembolik olarak kellesi alınan bir Danton ve bir ülke var artık. Bundan tek çıkış var şimdi. O da iç ve dış düşman paranoyasından kurtulmak komşu ülke halklarıyla barış içinde yaşamayı seçmek, içerde de kendi halkı ile barışmak ve Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürtlerle barışmaktır.
Çünkü Danton’un başını alan Giyotin daha sonra Robespierre’nin de başını almıştı. Dilerim bu topraklarda bundan sonra sürekli barış için baş alma kültü ebediyen toprağa gömülür ve tarih tekerrür etmez. 15 Temmuz olayından çıkardığım sonuç budur.