‘Devlet gece gündüz mültecilerden bahsediyor, bu kadar mülteciyi nasıl barındıracağız diye şikayet ediyor ama çoğunluğu mülteci olan biz, devletten hiç bir yardım almadan kendi kendimizi yönettiğimiz zaman da yaygara koparıyor. Biz onların koyduğu normların dışında kalıyoruz. Bizi hem dışarda bırakıyorlar, hem de biz dışarıda bir yaşam kurduğumuz zaman da hayır yapamazsınız, dışarıda olacaksanız ama kendi evleriniz, sisteminiz olmayacak, bizim istediğimiz gibi yaşayacaksınız kapıda bekleyin bizden artanı size veririz, diyorlar. Bunu kabul etmiyoruz, size ihtiyacımız yok, bizden tonlarca vergi topluyorsunuz kamu için kullanacağız diye. Gidip bunu mültecileri engellesin, Kürtleri öldürsün diye Türk devletine veriyorsunuz hayır bunu kabul etmeyeceğiz.”

Yukarıdaki sözler, tahliye tehlikesiyle karşı karşıya olan Berlin’deki 26 yıllık Radikal Queer Feminist Karavan Komünü ‘Kanal’ın sakinlerinden birine ait.

 

Baskıya dayanabilen birkaç projeden biri

Berlin’de 26 yıldır alternatif yaşam alanı olarak kullanılan, Radikal Queer Feminist Karavan Komünü ‘Kanal’, mülteciler için barınak yapılacak gerekçesiyle tahliye edilmek isteniyor. Emlak şirketinin yenilenmesi gereken sözleşmeye, “mülteciler ve evsizler kalmayacak” maddesini eklemesinin protesto edip, sözleşmeyi imzalamayı reddeden Kanal sakinleri, şimdi de, “Oraya mülteciler için kalacak yer yapılacak” gerekçesiyle tahliye edilmek isteniyor.

Avrupa radikal solunun önemli merkezlerinden olan Berlin’de, geçen yıllarda Alman hükümeti önemli sol alternatif projelerin çoğunu tahliye etti. Berlin’de devlet baskısına dayanabilen bir kaç projeden biri olan ‘Kanal’ şimdilerde tahliye tehdidiyle savaşıyor.

Kanal’ın sakinlerinden Amadi Katbi, siyahların, kadınların, lezbiyenlerin, transların, Romanların, mültecilerin birlikte kendi öz güçlerine dayanarak, sistemin dışında bir nebze de olsa bir yaşam kurmaya çalıştığını ama devletin buna müdahale ettiğini söyledi. Katbi, Berlin’de doğup büyüdüğünü hem siyah hem de lezbiyen olduğu için bu toplum tarafından hep baskıya maruz bırakıldığını ve hiç bir zaman kendisini güvende hissetmediğini ama Kanal’da kendisi olabileceği, güvende olacağı bir yaşam kurduklarını ama bu yaşamin şuan tehdit altında olduğunu söyledi ve ekledi: “Biz ancak kendi kendimizi yönetecek duruma gelirsek biz olabiliriz.” 

 

Oyun içinde oyun

2015 yılının şubat ayında sözleşmeleri biten ‘Kanal’ işletmesini elinde bulunduran, devlete ait emlakların kullanımını ve satımından sorumlu şirket olan BIM tarafından, ‘Kanal’ sakinlerine, yeni bir sözleşme gönderildi. Sözleşmede mültecilerin ve evsizlerin sözleşme konusu olan arazide yaşamalarına izin verilemeyeceği ve izin verilmesi durumunda, sözleşmenin hemen sona ermesi için gerekli bir neden olacağı belirtiliyordu. Kanal sakinleri sözleşmenin bu maddesini ırkçı bulduklarını ve sözleşmeyi kesinlikle kabul etmeyeceklerini belirterek, şirkete bu maddeyi kaldırıp yeni bir sözleşme yapmasını talep etti.

2015’in Ağustos ayında şirket sözleşmeyi tekrar hiçbir değişiklik yapmadan, ‘Kanal’ sakinlerine gönderdi. ‘Kanal’ sakinleri de bunun karşısında, onlarla dayanışma içinde olanlarla birlikte, şirkete karşı eylem yapmaya, konuyu kamuoyuna taşımaya başladı. 2015 yılının sonunda ‘Kanal’ın ismi ilk defa bir gazetede yayınlanan, mülteciler için barınak yapılacak yerlerin, listesinde geçti. Geçtiğimiz günlerde Neukölln Belediyesi önünde toplanan karavan sakinleri ve dostları, belediye meclisinden kararı değiştirme talebinde bulundu. 

 

Partiler uzlaşma önerdi

Belediye Meclisi’nde de gündeme gelen konuya, CDU’lu meclis üyeleri alanın hemen boşaltılmasına savunurken, SPD, Sol Parti (Die Linke), Yeşiller ve Korsan Parti’nin temsilcileri ise alanda hem mülteci barınağı yapılmasını hem de karavanların kalabileceği bir uzlaşma sağlanmasını talep etti. Neukölln Belediye Başkanı Franziska Giffey ise, projeyi tanımadığını onun için bir fikrinin olmadığını ve ancak projeyi tanıdıktan sonra evet ya da hayır diyeceğini belirtti.

Önümüzdeki günlerde emlak şirketi BIM, Belediye Başkanı ve Meclis üyeleri ve Kanal sakinlerinin hazır bulunduğu bir uzlaşma toplantısının yapılması bekleniyor. 


Ötekilerin birlikte yaşamı...


Çoğunluğu Alman olmayan trans, lezbiyen, göçmen, siyahlar, Romanlardan oluşan, yaklaşık 25 kişinin yaşadığı Kanal komünü, antikolonyal bakış açısı ve antikapitalist yaşam biçimleri ile Avrupa’daki en öznel alternatif sol projelerden biri. alışılmış bütün normları sorgulayıp, sorgulatıp hakim sınıfın baskılarına maruz kalan “anormlara” güvenli bir yer oluşturmak isteyen komün, ırkçılık, kolonyalizm ile ilgili Almanya’daki sol içinde yapılan tartışmalara da öncülük ediyor. Tarihi, Almanya’daki radikal solun 90’lardan bugüne kadar ki değişiminin vücut bulmuş hali olan Kanal, 1990 yılında beyaz Almanlar tarafından Schillingbrücke adresindeki bir arsaya karavan kuruluyor, Doğu Almanya’da gizli yayın yapan “Schwarze Kanal” (gizli ya da yeraltı kanal) ismiyle anılmaya başlanan yer, karavan birçok etkinliğin yapıldığı, özyönetim ile yönetilen, birçok kültür sanat etkinliklerinin yapıldığı alternatif bir proje haline geliyor.

2002 yılında alanda bina yapılacağı gerekçesiyle, “Kanal Sakinleri” oradan çıkartıp Michelkirchstr.20/ Köpenickerstrasse 54 adreslerine götürülüyorlar. Bugüne kadar alternatif yaşam alanı olan alan, Almanya’daki sol tartışmaların prototipi gibi.

 

Legal olmayan kanal

Kuruluşunda kadın ver erkeklerin olduğu ‘Kanal’da kısa süre sonra, alanda bazı erkeklerin cinsiyetçi yaklaşımları üzerine tartışmaları başlıyor. Sonunda alanın bir kısmında sadece kadınlar kalıyor bir kısmı ise karışık. Daha sonra alanın karışık olan kısmının tahliye edilmesi ile birlikte sadece bir kaç kadın kalıyor. Takip eden yıllarda lezbiyen ve feminist kadınların yaşam alanına dönüşen ‘Kanal’ daha sonraki tartışmalar ile birlikte translar da ekleniyor.

2006 yılında ismi “Queer Schwarze (legal olmayan) kanal” olarak değiştiriliyor. 2015 yılında Alman olmayanlar ile Almanlar arasında ırkçılık konusunda bir çok tartışma yapılıyor ve bu sürecin sonunda Almanların bazıları taşınıyor ve yerine Alman olmayanlar geliyor. Irkçılıktan etkilenenlerin sayısı artınca, alanın ismindeki schwarz (illegal)  kolonyal dillin siyah olan her şeyi kötü göstermesi mantığından türeyen bir kelime olduğu gerekçesiyle çıkarıldı.



FEHMİ KATAR/BERLİN