Ortadoğu Sinemacılar Derneği (OSAD) tarafından düzenlenen 1. Uluslararası Amed Film Festivali sürüyor. Festival kapsamında alternatif sinemanın ürünleri olan filmler sinemaseverlerin beğenisine sunulurken, farklı diller ve kültürler de beyaz perdede bir araya gelmeye devam ediyor.
Festival jürisinde yer alan sanatçı Mikail Aslan yaptığı açıklamada, ilk kez düzenlenen festivalin Kürt sineması açısından da önemli bir zemin hazırladığına dikkat çekerek, festival boyunca çok sayıda filmin seyirciyle buluşturulmasının çok önemli bir adım olduğunu belirtti. Aslan, festival kapsamında bir çok bölgeden ve kültürden insanın da bir araya gelmesinin dil, yaşam, kültür noktasında farklı karelerin bir arada olmasının önemine değindi.


Filistin kadınları da festivalde
Festivalin 4’üncü gününde yarışma filmleri olan birçok kısa metrajlı filmin, yanı sıra belgesellerin de gösterimi yapıldı. Program kapsamında günün ilk filmi yönetmenliğini Orhan İnce’nin yaptığı „Ali Ata Bak“ adlı kısa filmin gösterimi yapıldı. Film, ezberci eğitim sisteminin eleştirisini yapıyor. Festival kapsamında yarışan filmlerden biri olan ve 12 Eylül 1980 darbesinin yaşandığı dönemde Nisêbîn’de yaşayan Xelilo ile bir grup çocuk arkadaşıyla yaşadıklarının yansıtıldığı „Meş„ filmi büyük beğeni topladı.
Festival kapsamında yönetmenliğini Dahna Abourahme’nin yaptığı „Kadınlar Krallığı“ ve 1982’de İsrail’in Lübnan’ı işgal edişinin ardından Ein El Hilweh mülteci kampının yok edilmesi ve kamptaki erkeklerin esir alınmasını takip eden süreçte Filistinli mülteci kadınların hayatta kalma hikayesinin anlatıldığı „77 Steps“ filmi de gösterildi.

Savaş, sevgi ve kaybedilenler

Festivalin önceki günkü programında yoğun katılımın olduğu bir diğer film ise yönetmen Taha Karimi’nin ilk filmi olan ve Kandil Dağları’nı arka plana alarak, izleyiciye savaş, sevgi ve kaybedilenler hakkında basit oldukları kadar acı yüklü olan sorular sormaya davet eden „Kandil Dağları“ filmi sinemaseverlerle buluştu. Filmde Ozan Cömert de oynuyor.
Daha sonra festivalin yarışma filmlerinden olan ve Kürt yönetmen Haco Cheko’nun ilk uzun metrajlı filmi olan „Li vir“ın gösterimi yapıldı. Türkiye’den yurt dışında mülteci olarak giden vicdani retçi Musa ile kaçak yaşayan Dingil Hüseyin’in yaşam öykülerinin şiirsel bir dille vicdan, adalet, yalnızlık ve kendi topraklarında uzaklarda yaşama mahkum edilme konularının beyaz perdeye yansıtıldığı film büyük ilgi gördü. Bölgede geleneksel bir uğraşı olan keklik avcılığını konu alan Awazen Axê filmi de gösterildi. Ayrıca İro Doye, Memleket Meselesi ve Güzel Günler Göreceğiz filmleri seyircilerle buluştu.
Festival kapsamında dün de Toros Canavarı, Bê Bersiv, Kesit, Unutma Beni İstanbul, Düşümdeki Uçurum, Disa Jî Aşitî filmlerinin de aralarında olduğu birçok filmin gösterildi. Ayrıca moderatörlüğünü akademisyen Sunçem Koçer’in yaptığı „Alternatif Sinema“ paneli düzenlendi. Sinema yazarı Metin  Gönen, yönetmenler Sedat Yılmaz, Elif Ergezen, İlham Bakır ve BDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in katıldığı panelde, „Endüstriyel sinema eleştirisi“ ve „Ulus devlet sinema eleştirisi“ konuları tartışıldı.