Yeni bir yıla girmek üzereyiz. Saatler kaldı. Türkiye  çalkalanıyor. Erdoğan ve AKP’nin kaderi 2014 yılında belli olacak. Türkiye’nin kaderi de tabii ki. Kuzey Kürtlerinin 2014’te neler yasayacağı, ‘çözüm süreci’nin geleceği, KCK’lilerin kaderi, Rojava’daki El Kaide işgalcilerinin kanlı eylemleri, Güney Kürdistan’daki doğal zenginliklerin paylaşımı ve pazarlanması, İran’ın delinen ambargosu ve Kürtlere yansımasının neler olacağı 2014’e saatler kala yanıtları flu olan birçok soruyu gündeme getiriyor.

Son günlerde olup biten olaylara kısaca bakıldığında, Türkiye’de büyük bir kaos olduğunu gösteriyor. Toplum yönetiminde kaosun olduğu her yerde kaosu yönetenler de vardır. Kaos çıkarmanın da amacı yeni bir strüktürü yerleştirmektir. Psikososyal toplum teorisinin ilkelerine göre işleyen bir süreç ile karşı karşıyayız.
Ortadoğu’da bu sürecin startı Saddam’ın devrilmesi ile verilmişti. Şimdilerde Esad ile meşgüller. Daha Esad’ın ne olacağı belli olmadan, Türkiye’de kılıçların çekilmesi küresel güçlerin sabrını taşıran bilmediğimiz gelişmeler olduğunu gösteriyor.
Türkiye’de Erdoğan’ın en güçlü olduğu ‘ustalık’ döneminde ona darbe yapıldı.
Askeri darbe, e-darbe, sivil darbe gibi tanımlamalara alışmıştık. Şimdiler de başını Fethullah Cemaatı veya ‘hizmet’ denilen örgütün çektiği bir kaset darbesi ile karşı karşıyayız. Anlaşılan Cemaatciler artık ‘kasetçiler’ diye tanımlanacaklar. Görünür olmayan bir yapıya isim yakıştırmak her zaman istendiği gibi sonuç vermez. Cemaatçiler çok uğraşmak zorunda kalacaklar yeni isimlerini değiştirmek için.
Erdoğan’ın işi zor. Görünen o ki bütün tehditler Erdoğan ile ilgili ‘kaset’ üzerinden yürütülüyor. AKP’ye son ve öldürücü darbeyi hangi kaset vuracak 2014’te belli olacak.
Bugüne kadar Türkiye’yi ‘teğet’ geçen dünyadaki ekonomik kriz, şimdi Türkiye’yi çapraz geçecek mi? Avrupa’da ekonomik krizi iliklerimize kadar hissettiğimiz dönemde, Türkiye’de üst düzey bir bankacı ile sohbetimiz de sormuştum. Nasıl olur kriz Türkiye’yi teğet geçer diye. Aldığım yanıt “Türkiye’de dolaşımda kayıt dışı büyük bir miktarda para var” olmuştu. Açıkcası daha fazla bilgi vermekten de kaçınmıştı. Şimdi İran asıllı bir Azeri puber aracılığı ile yapılan devletler arası kara para operasyonu, anlaşılan o ki bu teğet geçme hikayesinin bir ayağı…
Eğer ki ekonomik kriz vatandaşa yansırsa, işte o zaman kasetçilerin Erdoğan’ı düşürmek için ya da istediklerini yaptırmak için bir kasete de ihtiyacı olmayacak.
Görünen o ki her iki tarafında, Devleti ele geçirme operasyonlarında Kürtlerin örgütlü sivil ve silahlı gücüne ihtiyacı var. Tabi ki öncelikle bu örgütlü gücün iki taraftan biri ile sürtüşmesini ve kavgasını derinleştirmek gerekecek. Yargı bunun sinyallerini verdi bile.
Bu süreci iyi kullanmak ve yönetmek Kürtler için önemli. Gezi olaylarında ve Barzani-Şivan’ın Amed gezisinde BDP’nin ve BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın tavrı, duruşu, konuşmaları çok pozitif idi ve Kürt halkının çıkarlarını temel alan bir yaklaşım idi.
Kürtlerin total çıkarları, 24 Ocak’ta Cenevre-II’nin ön çalışmaları, Kürtler arası birlik ve bu birlikteliğin Rojava’da statü kazanmaya yönelik geliştirilmesi, bu statünün uluslararası onayı oldukça önemli. Hayati önemde.
KCK’lilerin çıkması, Öcalan dahil bütün Kürt siyasetçilerinin serbest bırakılması, TMK’nin değiştirilmesi, Sivil siyasetin ve anadille eğitimin anayasal güvenceye alınması, Kuzey Kürtlerinin otonom ya da fedaratif yönetimini sağlayacak değişimlerin yapılması Kürtlerin olmazsa olmazı. Bunları hayata geçirebilecek kapasite de olanlar Kürtlerin müttefikleri olabilir.
Erdoğan yine mağdur ve bu mağduru da özellikle Kürtler karşı iyi oynayacağından hiç şüphem yok.
TC’nin ya da Erdoğan’ın mağduriyeti, Roboskî Katliamı’nın ikinci yıldönümünde, Kürtler için hiç bir şey ifade etmiyor.
Kürtlerin mağduriyeti önceliğimizdir. Şimdiki seçimimiz geleceğimizi belirleyecek.
2014, mağduriyetimizin temelli biteceği, özgür bir yıl olması dileği ile...