Ortadoğu kaynıyor. Hem de Ortadoğu’nun merkezini oluşturan Türkiye, Kürdistan, Irak, İran ve Suriye coğrafyası… Başka devletlerin maddi çıkar ve politik ihtiyaçlarına göre yapay sınırlarla bölünmüş coğrafyada, ne sınırlar, ne devletler ne küresel güçlerin bir geçerliliği yok.

Ortadoğu’daki bu kargaşa daha başlangıç gibi. Kaos aralığı giderek uzayacak. Çoğu güç gelişmelere göre hazırlıksız. Ne politik, ne askeri, ne ekonomi ne de zihniyet olarak bir çözüm projesine sahip değil. Olup biteni herkes kendi penceresinden, kendi gördüğü gibi yorumluyor. Örneğin Türkiye; Irak ve Suriye’deki gelişmeleri “büyük devlet” olma hevesi ile konjönktürel çıkar politikaları ile okuyor. Türkiye sorunları çözme konusunda ise klasik inkarcılığı incelterek devam ettiriyor. Türkiye’nin de yanı başındaki ülkeler gibi olma olasılığı çok yüksek…
Irak ve Suriye yanlış çizilmiş sınırları geçmişte düzeltme girişiminde bulunmadığı, farklılıkları tanımadığı için kaosun mekanı durumunda. İran’da tarihi devlet olmanın avantajını kullanıyor ama, kendi içinde demokratik bir düzene sahip olmadığı için mevcut kaosun bir parçası durumunda. En azından izlediği politikalarla İran hem iç hem de dış müdahaleye açık durumda. İran, Irak, Suriye ve Türkiye devletleri, mevcut olan durumu yani statükoyu sürdürmek istiyor. Bunu yaparlarken de kendi çıkarlarını koruma telaşındalar. Ama mevcut durum statükocu politikalarla giderilebilecek durumda değil.
ABD ve Avrupa ise bölgeye hala yabancı. Kendi çıkarlarına göre halkların yaşamını belirleme alışkanlığından hala kurtulabilmiş değiller. Oryantalist ve sömürge politikalarla “kendi çıkarlarımız neyi gerektiriyorsa onu yaparız” demeleri ise izledikleri ve izleyecekleri politikaların karakterini ortaya koyuyor.
Kürtler ise bu sürece ilişkin hazırlıklı ve bir proje sahibiler. KDP ve YNK açısından bunu tam olarak söyleyemesek de PKK öncülüklü Kürt siyaseti, Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği ideolojik ve stratejik politikalarla Ortadoğu’daki kaosu demokratik bir çözüme kavuşturacak bir proje sahibi. Yerelde demokratik özerklik, farklılıkların bir arada yaşamasını sağlayan “demokratik ulus” tanımlaması, konfederal bir Ortadoğu öngörüsü müthiş bir proje.
Şimdi böylesi bir kaos ortamında işi mezhepsel, etnik ve ekonomik bir çatışmaya dönüştürmeden sorunları çözmek, Türkiye, Irak, İran ve Suriye açısından zor. Ama Kürtler çözüm için formüller ortaya koyuyor. Örneğin Rojava, kaotik Suriye içinde istikrarlı bir özerk durumu yaşıyor. Güney Kürdistan, Irak’ın diğer bölgelerine göre daha güvenli bir mekan. Kuzey Kürdistan, Türkiye’nin batısına göre daha olgun ve ne istediğini bilen bir örgütlülük içinde. Doğu Kürdistan’da ise derin ve dingin bir halk gerçekliği söz konusu… Kürtler özellikle Güney Kürtlerinde KDP ulusal birlik ve ortak savunma konusunda kendisini açık hale getirirse Kürdistan Ortadoğu’ya model olabilecek durumda.
Ama KDP de aynen AKP gibi, dar parti çıkarlarına göre politika yürütürse durum çok karışır. Örneğin AKP’nin Kuzey Kürdistan’da Kürt sorununun çözümü konusunda, hala başını kuma gömerek süreci götüremeyeceğini bilmek durumunda. Irak ve Suriye’deki mevcut durumun Türkiye’nin içlerine kadar girebileceği hiç de uzak bir ihtimal değil.