- Songül Çelebi: Kar için değil, halkla birlikte yapabiliyor muyuz diye başladık. Birebir temas edince ekonominin yalnızca kapitalist değil, komünal de kurulabileceğini görüyorlar.
- Erdoğan Ödük: Hedefimiz tohum kütüphanesiydi. Alanı halkı içine alan komünal tarıma çevirdik. Bir kadın, annesinin çeyiz sandığından bıraktığı tohumları getirdi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın komünal yaşam perspektifinden esinlenerek, Wan’ın Westan (Gevaş) ilçesinde tarım komünü kuran Wan Ekoloji Derneği ve gönüllüler 3 aylık süreçte kentte 150'den fazla aileye ulaştı.
2 bin 100 metrekarelik bir alanda kurulan seralarda, bölgeye özgü işlenmemiş yerel ana tohumlar kullanıldı. Domates, salatalık, patlıcan, biber, mısır, fasulye gibi pek çok ürünün yetiştiği tarlada, kimyasal zirai ilaçların hatta gübre dahi kullanılmadan tamamen doğal ve organik şekilde ekildi. Çevre köylerin de çalışmalarda yer aldığı komün, büyük emeklerin sonunda Ağustos ayında ilk ürünlerini toplamaya başladı. Tarım komünün gönüllüleri, çalışmalarına ilişkin konuştu.
150’den fazla aileye ulaşıldı
Mezopotamya Haber Ajansı’ndan Ceylan Şahinli ile Özlem Yacan’ın haberine göre gönüllülerden Songül Çelebi, saat 09.00’dan akşam 18.00’a kadar tarlada çalıştıklarını belirtti. 3-4 ay önce çalışmalarına başlanan tarım komünü içerisinde yer aldıklarını söyleyen Songül Çelebi, "Burada yabani otları temizleyip ürünleri topluyoruz. Oradan hangi ailelere vereceğimizi belirleyip poşetleme yapıyoruz. Sonra götürüp evlere dağıtıyoruz" dedi.
Tarlayı yurttaşlarla ortak bir şekilde işlettiklerini belirten Songül Çelebi, "Bütün ürünler doğal. Halkın evine gittik bize destek oldular. Halkın bu kadar büyük bir destek sunacağını da düşünmedik. Bir aileye gittik bize 30 yıllık mor fasulye tohumlarını verdi. Mısır tohumlarını verdiler. Aileler, halk ve biz bunu ekonomik istekler, kar amacı için değil 'Bunu oluşturabiliyor muyuz? Halk ile birlikte bunu yapabiliyor muyuz?' diyerek başladık. Şu an topladığımız ürünleri, 150'den fazla eve dağıttık" dedi.
Tarlayı kurdukları süreçte yaşadıklarını anlatan Songül Çelebi, "Burası yapıldığı zaman hayvanları buraya saldık. Onların doğal gübresiyle ekim yapıldı. Tarlayı sürmemiş olduk. Gübre kullanmadığımız için de gördüğünüz gibi hayvanlar çok rahat bitkilere, ürünlere konabiliyor. Çünkü hepsi doğal. Buradaki sebzenin tadı bile farklı. İlk başladığımızda burada halk ciddi destek oldu. Ama ürünler gerçekten çıkmaya başlayınca onlar da şaşırdı. Bize gelip, 'Gerçekten başarmışsınız' dediler. Bire bir halkla bu teması gerçekleştirdiğinde ekonomimin yalnızca kapitalist değil komünal bir sistem üzerine kurulabileceğini görüyorlar" diye belirtti.
Tohum kütüphanesi
Wan Ekoloji Derneği Eşsözcüsü Erdoğan Ödük, komün deneyimi olarak önemli bir adım attıklarını dile getirdi. İlk planlarının yerel tohumlar için bir tohum kütüphanesi oluşturmak olduğunu söyleyen Ödük, "Bunu yaparken alanı sadece bir tohum yetiştirme, üretme alanından çok halkı da içine katacağımız bir komünal tarım alanı oluşturmaya gittik. Tarlada 40-50 civarında ailenin tohum desteği oldu. Çeyiz tohumları dediğimiz geleneği burada sürdürdük. Bu tohumların tamamı köylerden toplanıldı. Ve tohum kütüphanesi hedefimize ulaştık" diye konuştu.
Komünal üretim tarzı
Erdoğan Ödük, ilerleyen süreçte komün alanını ve hedeflerini daha da genişletmeye çalışacaklarını belirtti ve ekledi: "Biliyorsunuz son dönemlerde pestisitli (tarım ürünlerine ve bitkilere zarar veren bitki, organizma ya da mantar türlerini engellemek veya öldürmek için kullanılan kimyasal ya da biyolojik maddelerin genel adı) gıda/tarım ürünleri oldukça arttı. Burada yetiştirdiğimiz ürünler yüzde 100 doğal. Çok sayıda aileye ulaştık ve hedefimiz son 2 ayda da bunu sürdürmek. Biraz da komünal üretim tarzını, amacını ve kapsamını, halka göstermeyi amaçladık. Şimdiye kadar en büyük desteği de buraya yine halk verdi. Burası maddi hiç bir şey harcanmadan tam anlamıyla halkın desteğiyle kuruldu. İnsanlar gelip dönemsel ya da günlük hatta saatlik burada çalışıyor. Sonra sebze ihtiyaçlarını alıp evlerine gidiyorlar. Çalışma sistemimiz bu. Biz devamlı buradayız. Bütün halkımızı da bekliyoruz. Halkta imece usulü işi beraber yapabilme deneyimi, altyapısı zaten var ve tohum kütüphanesi hedefimize ulaştık.”
Geleneği canlandırdı
Wan Ekoloji Derneği Eşsözcüsü Ödük şunları kaydetti: “Buraya ilk başladığımız zaman gidip insanlardan tohum toplayınca insanlar, 'ihtiyaçları var herhalde' diye düşündü. Sonra da bu alanı unuttular. Ancak çıkan ürünleri onlara verdiğimizde, şaşırdılar. Burayı kurarken en büyük zorluğumuz yer teminiydi. Bir başka zorluk su tasarrufu için damlama sistemi kurmak oldu. Yerel tohumları bulmak, temin etmek de aynı şekilde başka zorluklardı. Tüm bunları halkın kolektif desteğiyle çözdük. Mesela burada yeşil fasulyenin 4-5 çeşidi var. Karşılaştığımız en ilginç nokta da şu oldu: Bir kadın, çeyiz sandığından annesinin ona bıraktığı tohumları bize verdi. Yani bölgede bitmeye yüz tutan bir geleneği canlandırdık. Bu o geleneğin belki de son yürütücüsü ve şu an burada Wan Ekoloji Derneği'nin yapmış olduğu bu çalışmayla sürüyor. Bu tür faaliyetlerin sürmesi için bir yerden bir katkının, maddi gelirin gelmesini beklemek doğru değil. Bu çalışma da bunun kanıtı. İnsanlar bir araya geldikleri zaman kendi özgüçleri, imkanları doğrultusunda bir şeyler başlayabiliyor. Halka doğru zeminde gittikleri zaman yapamama ya da başarama gibi bir durumları da söz konusu olmuyor." WAN