- Colemêrg’in Gever ilçesinin Êle köyüne 2015'ten beri giriş-çıkışlar izne tabi; köy girişinde GBT kontrolü ve arama yapılıyor. Son bir yılda izinle bile köye giriş-çıkışlarda sorun yaşanıyor.
Kuzey Kürdistan’da 1990’lı yıllardan bu yana 4 bin civarında köy ve mezra devlet tarafından yakılıp boşaltıldı. Resmi raporlara (TBMM Köy Boşaltma Komisyonu) göre ise bu sayı 3 bin 428. Köy yakmalar sonucu topraklarından koparılan halkın bir bölümü, yıllar sonra köylerine geri dönse de bu kez kalekollar, kontrol noktaları, yayla ve mera yasakları ile köylere giriş-çıkışlara getirilen yasaklarla karşılaştı. Bu yasakların devam ettiği köylerden biri de Colemêrg’in (Hakkâri) Gever (Yüksekova) ilçesinde sınır hattındaki Êle (Nerman) köyü. Köyün 1994'te devamlı bombalanması ve baskılar sonucu çıkmak zorunda kalan halkının bir kısmı daha sonraki süreçte yeniden döndü. Türk devleti, yeniden savaşı başlattığı 2015'ten beri köye giriş-çıkışlar izne tabi tutuyor, köy girişinde GBT kontrolleri ve üst araması yapıyor. Son bir yılda ise izinle dahi köye giriş-çıkışlarda sorun yaşanıyor.
Gever’de Mayıs 2026’da Êle, Pagenk, Kember ve Kavlegund köyleri sakinleri, köylerine giriş ve çıkışların engellendiği gerekçesiyle İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) başvurdu. İHD’nin başvuruya ilişkin açıklamasında, dört köyde yaşayan yurttaşların kendi mülkiyetlerinde bulunan arazi ve yaşam alanlarına erişemediği, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin engellendiği belirtildi. JINENWS'ten Nazlıcan Nujin Yıldız ve Rabia Önver, giriş-çıkışların yasaklanmasına dair Êleli kadınlar ile konuştu.
Başvurulara yanıt yok
Köye giriş yasaklarına karşı birçok kez başvuru yaptıklarını söyleyen Emine Atak, başvurularının hiçbirine yanıt verilmediğini ifade etti. Köye girişlerin tam olarak neden yasaklandığını bilmek istediklerini dile getiren Emine Atak, “Biz o köyde yaşıyorduk. Köyümüzde değiliz ve bu yüzden yaşamımız da zorlaşıyor. Bir süreç başlatıldı ama köye girişler hâlâ yasak. Ben köyüme neden giremiyorum? Sebebini söylesinler. Köydeki eşyalarımı alamadım, bahçemi ekemedim, hayvanlarımı götüremedim. 94'te çıkmak zorunda kaldık. Daha sonra da Gever’i yıktılar, yaktılar. Köyümüze geri döndüğümüzde de yine aynı şeyle karşılaştık. Askerler köye doluşmuştu. Bize, ‘Siz buraya PKK’lilere sahip çıkmak için geldiniz’ diyorlardı” dedi.
Süreç var, yasak niye?
Bir dönem köye girişlerin serbest olduğunu söyleyen Emine Atak, daha sonra yeniden gitmek istediklerinde askeriyenin köye giriş için izin almaları gerektiğini söylediğini ifade etti. Verilen iznin ise sadece iki gün olduğunu paylaşan Emine Atak, köydeki işleri için iki günün yetmeyeceğini belirtti. Emine Atak, şunları söyledi: “Onlara, sürece rağmen neden bu yasakların devam ettiğini de sordum ve bana, ‘Bizim süreçle hiçbir alakamız yok’ dediler. Ne savcı ne hâkim ne de başka bir şey… Bütün kararları askeriye veriyor. Bizi çok mağdur ettiler.
Köyümüz işgal altında
Bir süreç varsa ilk önce topraklarımızı özgür bıraksınlar. Bizim köyümüz resmen işgal altında. Dört bir yanı kapalı. Madem süreç başladı, o zaman bıraksınlar da özgürce köyümüze gidelim. Köyümüze gidebilmek için izin almak zorundayız. Üç hafta önce dilekçe vermiştim, hâlâ cevap vermediler. Bütün yetki askeriyenin elinde."
Yasaklamaya hakları yok
Êle'den 1994'te çıktıktan sonra da gidip gelmeye devam ettiklerini dile getiren Sinem Saygı ise şunları paylaştı: “Şimdi hiç izin vermiyorlar, gidip oradaki işlerimizi yapamıyoruz. Hepimiz şehirlere gitmek zorunda kaldık. Köy bizim köyümüz. Tapumuz var, orada doğduk, büyüdük ama gitmemizi engelliyorlar. Köyümüzü yasaklamaya hakları yok. Buna bir çare bulunması gerekiyor. Giriş için izin istiyorlar. Köydeki evimizi yıktılar ama şimdi evim yok diye bana izin de vermiyorlar. Bizim topraklarımızda özgürce yaşayabilmemiz de süreçle alakalı. Bir taraf silahlarını bıraktı, yaktı ama devlet bizim için daha hiçbir şey yapmadı. Köyümüze özgürce gitmek istiyoruz, bağımızı, bahçemizi ekmek istiyoruz.”
Köyümüzden çıksınlar
Süheyla Saygı da yaklaşık iki yıldır devam eden sürece dikkat çekerek, şunları dile getirdi: “Eğer bir süreç varsa insanlar köylerine özgürce gidebilmeli. Amaçlarını anlamıyoruz. Köye gidemediğimiz için ne meyvelerimizi toplayabiliyoruz ne de ektiklerimizi alabiliyoruz. O köyden geçimini sağlayan yaklaşık 100 aile var. Hepsinin de tapusu var ama izin vermiyorlar. Bir süreç var, sadece silah bırakmaktan ibaret de değil. Süreç var ama köyümüze gitmemizi engelliyorlar. Bir süre yaktılar, yıktılar, yaşam alanı bırakmadılar ama daha sonra biz köyü iyileştirdik. Son yıllarda yine büyük bir baskı var üzerimizde. Ellerini köyümüzün üzerine koydular, biz bu yasağın kalkmasını istiyoruz artık.” COLEMÊRG