Yönetmen Aksu, Egeli. İlk filmi Dondurmam Gaymak’ta yaptığı gibi kamerasını yine çok iyi bildiği bir coğrafyaya, Ege’ye çevirmiş. Yine ilk filmindeki gibi yöre insanı ile kolektif denilebilecek bir çalışma yapmış. Bu yöntemle Aksu, filmin toplumsal anlamda daha çok sahiplenilmesini sağlamakla birlikte, eserin yöresel bir kimlik kazanmasını da sağlıyor. Ege insanının ve coğrafyasının kültüründen beslenen ve dünyada yaşanan problemleri bu yörede yaşayan insanların gündelik hayatı içinden vermeye çalışan yönetmen bu coğrafyaya dair bir farkındalık yaratmaya çalışıyor. Aksu, “Entelköy Efeköy’e Karşı” filminde termik santraller üzerinden çevre sorununu merkeze alıyor.

Eski ve yeni çarpışıyor

Kent yaşamının yarattığı bunalımdan ve yabancılaşmadan kurtulmak isteyen bir grup ‘entel,’ Efeköy’de organik üretimin yapıldığı ve tarihi yapısının korunduğu bir köy kurarlar. Köylü, ilk etapta bu durumdan memnundur. Araziler ve eski evler iyi paralarla entellere satılmıştır. Kendilerine göre beş para etmeyen eşekleri dahi güle oynaya satarlar. Köye termik santral kurulacağını ve arazi kamulaştırmasından büyük para kazanacağını öğrenen köylü bu habere sevinir. Köyün yeni sakinleri enteller ise bu habere karşı hemen hukuki yollara başvurur. Köyün eski ve yeni sakinleri, işin ortasını bulamaz ve mesele karşılıklı protestolara varır.
 
Her şey paraya dönüşür

Filmde dikkatimizi çeken belli başlı karakterler Muhtar Ali (Şahin Irmak), Katrin (Ayşe Bosse) ve Emin Gürsoy’dur (Aşırı Mustafa). Köye gelen entel grubu, daha ilk akşamadan köylülerin farklı dünyasıyla karşı karşıya gelir. Bu farklı dünyaların anlamını bilen tek kişi Aşırı Mustafa’dır. Aşırı Mustafa ise entellerin ekolojik anarşist olduğu teşhisini koyar. Termik santralin zararlarını anlatmaya çalışan enteller, Muhtar Ali’nin “köylü çok para kazanacak” sözleriyle karşılaşır. Katrin, Ali’yi her şeyi parayla ölçmekle, hatta yurdunu savunamamakla eşdeğer tutar. Ali ise, her daim vatanseverliğiyle övünmüştür.
Termik santral, yürütmeyi durdurma kararı ile yapılamaz. Bu arada enteller organik tarımla, restoreyle köylerini dünyaya açmıştır. Ama kapitalizmin değerlerine karşı çıkan bu entel grubun beslendiği kaynak AB hibe fonlarıdır. Efeköylüler için eskimiş olan her şey Entelköy’de paraya dönüşmüştür. Bu olaylar arasında bir Bakanın Entelköy’ü ziyaret edeceği öğrenilir. Muhtar Ali, köylülerin topladığı imzaları bakana sunmayı tasarlamaktadır. Entelköy’ü gezen bakan, entelleri tebrik eder ve termik santralin kesinlikle yapılmayacağını duyurur. Bu hayal kırıklığı köylü ve Muhtar Ali’yi sarsar.

Sol pencereden bakıyor

Dünyanın sunduğu imkanlarla inandıklarını yaşamaya çalışan enteller (anarşistler), çağın dışına itilse de fikirleri gündemde olan sosyalistler, yönetmenin kapitalizmin karşısına koyduğu iki düşüncedir. Ama filmin sonunda Aşırı Mustafa’yı konuşturan yönetmen çareyi, toplumun ve çağın dışına itilmiş ve ‘aşırı’ diye tabir edilen düşüncede, sosyalizmde gördüğünü dolaylı olarak anlatmaya çalışır. Filmin sonunda köylülerin Entelköy’e gidip barış için adım atması, Türkiyeli aydının tipik köylü-aydın ittifakına duyduğu özlemdir. Filmin başlarında farklı değer kodlarıyla birbirine yaklaşan ve mesafeli duran enteller ve aydınlar, bir çatışma süreci ile birbirini tanır ve yakınlaşır. Eylem, son tahlilde, dönüştürücü ve yer yer devrimcidir. Çevre sorunlarını konu edinen ve klişe kodlarla eklemeler yapılan film, politik sinemamızda, sol pencereden bakan umutlu bir filmdir.


MAZLUM VESEK