
Yıllardan beri “Kürt toplumu ve hareketi kendi durumunu, bölgesel sorunları ve sistem eleştirisini çok kapsamlı yapmasına rağmen neden hak ettiği ilgiyi en azından sistem eleştirmenleri ya da benzer hareketler tarafından görmüyor” tartışmasını yürütüyorduk. Böyle bir konferansı organize etme fikri, yıllar önce gündemimize bu biçimiyle girdi. Bu tartışmamıza neden olan faktörlerden bir tanesi de, tam da bu izole edilme gerçekliğiydi. Kürdistan’da çok önemli tartışmalar yürütülmesine rağmen bundan kimsenin haberdar olmamasını, ilgili kesimler açısından çok ciddi bir kayıp olarak değerlendirdik. Buna yol açan önemli bir neden, başta Abdullah Öcalan’ın savunmaları olmak üzere bu tartışmaların özellikle Batı dillerinde erişilebilir olmamasıydı. Çeşitli sistem güçlerinin dezenformasyon kampanyalarının bu durumdaki rolünü de görmek mümkündü. ‘Kapitalist Moderniteye Karşı Alternatif Konseptler ve Kürtlerin Arayışı’ konferansının hazırlıklarını yürütürken, en radikal eleştirmenlerin dahi Kürt Özgürlük Hareketi’ni sisteminden gözünden değerlendirdiğini gördük ve bunu kısmen de kırdık.
Tüm bunların, ilerici hareketler, topluluklar ve bireyler arasındaki entelektüel düşünce alış-verişi, karşılıklı eleştiri ve tartışmayı engellediğini, bazen önyargılar yarattığını da farkettik.
Bir yıl önce, çeşitli Kürt ve Kürt olmayan örgüt, kuruluşlar, öğrenciler ve akademisyenlerle konferansın hazırlığı için biraraya geldik. Geniş kesimlerle yürütülen hazırlık tartışmalarında, dünya çapında sistem karşıtı çalışma yürüten bireyler ve hareketler arasında bir köprü kurma ihtiyacı da ortaya çıktı. Bu geniş kapsamlı tartışmalarla birlikte dolu dolu bir program ortaya çıktı.
Organizasyonun sembolü olan triskelion çokça merak edildi. İlk bakışta da fark edileceği gibi, triskelion birbirine bağlı üç ayrı sarmaldan oluşuyor. Bu sembol, düz bir ilerlemenin olmadığını, çözümün bir arayış ve dışarıya dönük bir ilerleme olduğunu vurguluyordu. Bu sembolün aynı zamanda tarihsel bir anlamı da var. Newgrange, İrlanda da bir neolitik yerleşim yerinde ki büyük kaya parçalarına kazılmış olarak bulunmuştur. Bu yerleşim yerinin yaklaşık 5000 yıl önce inşa edildiği düşünülmektedir, ki bu dünyanın bu tarafında devletli uygarlıkların kurulmasından çok önceydi. Son dönemlerde sınıf öncesi toplumların değer yargıları ve sosyal dokuları Kürdistan’da siyasal tartışmalarda oldukça önem kazanmıştır. Böylece bir bağlantıyı da bunun üzerinden kurduk. Çünkü bu üç spiralli sembol, ünlü arkeolog Gordon Childe ve diğer araştırmalar temelinde anaerkil çerçevede değerlendiriliyor.
Sosyal bilimlere alternatif
Konferans hazırlığında bizi motive eden temel noktalardan biri de, Kürt halkı ve hareketinin tartışmalarını, eksikliklerini yansıtabilmek kadar dünya çapında yürütülen alternatif arayışa olası katkılarını da vurgulama isteğiydi. Böylece kendini sorgulamak kadar kapitalist sistem kritiği yapmak, alternatif arayışlar arasında dayanışma olgusunu pekiştirmek mümkün olacaktı.
Konferansa, sosyal problemleri çözmeyen fakat güçlünün çıkarına hizmet eden sosyal bilimlerin kritiği ile başladık. Bu tartışma tabii ki yeni değil. Daha öncesi de olsa 1990’larda I.Wallerstein’ın öncülüğünde Gulbenkian Komisyonu tarafından ele alınmış, fakat herhangi bir alternatif şekillendirilememişti. Sayın Öcalan da bu tartışmalar ve sorgulamalara daha sistematik bir biçimde 2000’li yıllarda dahil oldu ve bazı önerilerde bulundu.
Konuşmacılardan Ann-Kristin Kowarsch bu tartışma ve önerileri de göz önünde bulundurarak pozitivizm, rasyonalizm ile beraber nesne ve özne ikilemi üzerine inşa edilen sosyal bilimlerin cinsler arası bölünmeyi ne kadar derinleştirdiğini ve başta kadınlar olmak üzere erkeklerin de köleleştirilmesini nasıl kurumlaştırdığını gözler önüne serdi. Kadın, erkek, doğa, toplum, birey olgularının bütünlüğünü ortaya çıkaracak bir sosyal bilimlere ilişkin önemli belirlemelerde bulundu. Jineoloji bunlardan sadece biriydi. Ahmet Alış ise, milliyetçilik teorilerinde Kürtlerin hiçbir kategoriye sığmadığını kapsamlı bir şekilde nedenleri ile beraber ortaya koydu. Kariane Westrheim de sosyal bilimlerin kapsamı dışında bırakılan konularda araştırma yapmanın zorluklarını ve bu temelde dışlanmanın nasıl ortaya çıktığını ve yaptığı araştırmalardan dolayı Türkiye’nin onu nasıl istenmeyen kişi ilan ettiğini anlattı.
Kapitalizm uygarlığın krizi
İkinci oturumda, kapitalizmin kritiği yapıldı ve uygarlığın krizi olarak ele alındı. Cinsiyetçiliğin devletli uygarlığın temel değişmezi olduğu; kendini toplum, birey, doğa, kadın, erkek, hayvan alemi ve bitki örtüsünün bütünlüğünü bozarak inşa ettiği dile getirildi. Böylece üretken bir sistem değil, tersine yıkım, savaşlar ve köleleştirme ile doğal toplumların yok edilmesi üzerinden kendini mutlaklaştırmaya çalıştığı çeşitli örnekler üzerinden dile geldi. Bu örnekler Güney Afrika, Hindistan, ABD, Avrupa, Ortadoğu ülkeleri ile Kürdistan üzerinden verildi. Bu esnada dostluk ve dayanışmayı ortaya çıkaran çok renkli anlar da yaşandı. Darwin’in torununun torunu Felix Padel, kemanıyla Sarı Gelin melodisine kendi yazdığı İngilizce sözlerle okudu. Solly Mapaila’nın, konferanstan bir gün önce Batman’da yaşamını yitiren HPG gerillaları anısına herkesi bir dakikalık saygı duruşuna çağırması duygulu anlara neden oldu.
Ortadoğu’da geçmiş ve günümüzde yaşananlar ele alınırken, halkların ve kadınların özgürlük taleplerinin sisteme entegre ve asimile edilmeye çalışıldığı çarpıcı örneklerle ortaya konuldu. Türkiye’nin bu haliyle bölgede örnek teşkil edemeyeceği, Gülen Cemaati vb. örgütlenmelerin de sonuç vermeyeceği belirtildi. Bu bölümde ayrıca Kürt Özgürlük hareketinin geçmişten bugüne neden görmezden gelindiği irdelendi.
Dördüncü ve son bölümde ise dünya çapında yeni bir paradigmayı takip edenler tecrübelerini dile getirdiler ve bu çerçevede kapsamlı bir görüş alış verişi yapıldı. Tekrardan şu herkes açısından netleşti ki kapitalist sistemin temel karakteri kendisini sonsuz olarak göstermesinde yatmaktadır; ne bir başlangıcı ne de sonu vardır. Ama bunu nice geçmiş uygarlıklar da söylememiş miydi? O nedenle aldatılmamıza müsaade etmeyelim. Kapitalizm şu anda yapısal bir krizden geçmektedir ve içinden geçtiğimiz bu süreçte devrimci ya da karşı devrimci olsun; demokratik, özgürlükçü hareketler ya da totaliter ve faşist gruplar herkes geleceğimizi şekillendirmeye çalışmaktadır. O nedenle yeni paradigma etrafında gelişen hareketlerin yaptığı müdahale büyük önem arz etmektedir. Çünkü tartışmalardan da çıktığı üzere biz tabandakiler değişimi gerçekleştirebiliriz.
Birçok kıta ve ülkeden insanların biraraya geldiği konferansın tartışmalarında teorik ve pratik boyutlar birlikte ele alındı. Sadece eleştiri yapılmadı, aynı zamanda yerine neyin konulabileceği çok farklı perspektiflerden tartışıldı. Konferansla birlikte halkaların, kadınların, erkeklerin, farklı cinsel eğilimlilerin, genelde sistem karşıtlarının sistem karşısında bir şansı olduğu görüldü: Bu da düşünsel alış-veriş ile birlikte dayanışma içinde olmak.
Öcalan’ın düşünce sistematiği
Konferansta Kürt toplumu ve hareketi, değişim ve dönüşümünü kritiğe açarak, uluslararası çapta öneri ve dayanışmanın önünü açtı. Pratik ve düşünsel olarak da benzer mücadelelere katkı sunmuş oldu. Zira Kürt hareketi sadece Türkiye’nin değil kapitalist sistemin temsilcilerinin de saldırılarına maruz kalmıştır. Bunun nedeni ise, Kürt hareketinin sistem karşıtı olmasında yatıyor. Sorunun kapsamlılığı Sayın Öcalan’ı benzer kapsamda bir arayışa itmiş ve çözümü kapitalist sistemin sınırları dışında bulmasına kadar götürmüştür. Bu konferansta, Sayın Öcalan’ın düşünce sistematiğini de kaba hatlarıyla ortaya koymaya çalıştık. Birçok konuşmacı da, Sayın Öcalan’ın akademik ve pratik katkılarını değerlendirme konusu yaptı.
Böylesi bir konferansı tüm olumlulukları ve eksiklikleri ile beraber önemli bir mütevazi adım olarak ele alıyoruz. Daha derin tartışmalara olan ihtiyaç, kendisini çok net gösterdi. Bu noktada alternatif arayış ağı tartışmalarını sürdürmeye ve bunları pratikleştirme çabalarımıza devam edeceğiz. Immanuel Wallerstein, Antonio Negri ve Prof. Wolf-Dieter Narr gibi düşünürler, yolladıkları mesajlar ve özgün katkıları ile konferansı hem manevi hem düşünsel anlamda güçlendirdi. Tüm bu mesaj ve konuşmalara, web sitemizden (www.networkaq.net) gerek video gerekse de yazılı hallerine ulaşılabilir. Yakın bir zamanda konferansın kitapçığı da basılacak.
HAVİN GÜNEŞER