Tecride karşı 142 gün açlık grevinde kalan Halef Yiğit, aralanan kapının tamamen açılması için mücadelenin devam etmesi gerektiğini söyledi.
AHMET KANBAL / MA / MARDİN
Yaklaşık 6 ay süren açlık grevi eylemi, birçok tutsak tarafından eğitici bir süreç olarak görülüyor. Eylemciler, tecridin tam anlamıyla kalkmadığının ama bir gedik açtıklarının farkında ve bunu dile getiriyor. Dile getirdikleri bir başka önemli nokta ise mücadelenin devam ediyor oluşu.
Öcalan’ın avukatları aracılığı ile yayınladığı 7 maddelik deklarasyon kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, açlık grevi sürecinde bulundukları cezaevlerinde tahliye edildikten sonra eylemlerini evlerine taşıyan kişiler de tedavilerinin ardından taburcu edildi. Tarsus T Tipi Kapalı Cezaevi’nden tahliye olduktan sonra eylemini Mardin’in Kızıltepe ilçesindeki evine taşıyan Halef Yiğit de taburcu edilenlerden biri. Öcalan’ın çağrısı ile eylemini 142. gününde sonlandıran Yiğit, doktorların belirlediği beslenme programını tamamlayarak normal beslenmeye geçti. Eylemin etkilerinin geçmesi için bir süre daha sağlık kontrollerinden geçecek olan Yiğit, açlık grevi eyleminin sonrasını, Öcalan’ın mesajları ve bundan sonraki yapacakları hakkında konuştu.
Yer almak gurur vericiydi
Eyleme büyük bir istekle katıldığını belirten Yiğit, eylemin halkların geleceği açısından önemli bir tutum olacağı için kendisine heyecan verdiğini dile getirdi. ”Böylesi tarihi bir süreçte yer almak gurur vericiydi” diyen Yiğit, 142 gün süren eylemin zorlu bir süreç olduğuna işaret etti. 142 günlük eylemini “direniş dolu günler” olarak nitelendiren Yiğit, “Kendi öz gücüne dayanan insanın karşısında hiçbir gücün duramayacağı söyleniyor. Bunu ben açlık grevinde somut olarak yaşadım. Benim açımdan her anlamda kazanım oldu. Duygusal açıdan olsun, ideolojik açıdan olsun çok önemli katkı sunduğunu söyleyebilirim” dedi.
Eşit bir yaşam projesi
Öcalan’ın verdiği mesajlara dikkat çeken Yiğit, özellikle 2013’teki Newroz Deklarasyonu vurgusunun anlamlı olduğunu belirterek, ”Bir süreç gelişti ve Dolmabahçe Mutabakatı’na kadar devam etti. Şunu diyebiliriz ki; o zaman bu deklarasyona sahip çıkılsaydı bugün Türkiye’nin durumu çok daha farklı bir noktada olurdu. 7 maddelik deklarasyon bir bütün olarak halklar için eşit bir yaşam projesidir. Herkesin bunu sahiplenmede, üzerine düşen rolünü oynaması gerekiyor” şeklinde konuştu.
Ciddi bir özeleştiri süreci
Açlık grevlerinin ardından ciddi bir özeleştiri sürecinin de başlaması gerektiğini kaydeden Yiğit, eylemlerin ardından aralanan kapının tamamen açılması için mücadelenin devam etmesi gerektiğini söyledi. Aksi takdirde toplumun bu süreçte elde ettiği kazanımları kaybetmesinin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Yiğit, şunları söyledi: “Görüşmelerin devam etmesi gerekiyor. Daha hızlı ve yoğun görüşmeler ile birlikte yeni heyetlerin katılacağı görüşmelere ihtiyaç var. Sayın Öcalan 30-40 günlük bir süreye işaret etmişti. Bu zaman diliminde neler olacağını göreceğiz, ancak devlet bu sürenin kendisi için belirlenen bir zaman dilimi olduğunu fark etmeli ve ona göre hızlı ve doğru adımlar atmalıdır. Türkiye halkları için hayırlı olan da bu olacaktır. Bu nedenle demokratların, sosyalistlerin ve kamuoyunun da üzerine düşen rolü oynamasının büyük önem taşıdığını tekrar etmek gerekiyor.”
Hücredeki tutsak tedavi edilmedi
Düzce’de tutulduğu tek kişilik hücrede 152 gündür sürdürdüğü açlık grevini sonlandıran Süleyman Benzer, bağırsağından kan gelmesine rağmen tedavi edilmedi.
29 yaşındaki Süleyman Benzer’in Düzce T Tipi Cezaevi’nde tutulduğu tek kişilik hücrede tedavisi yapılmadığı için sağlık durumu giderek kötüleşiyor. ANF’ye bilgi veren yengesi Gültan Benzer, 5 aylık sürdürdüğü açlık grevi sonlandıran kayınbiraderinin sadece bir kere hastaneye kaldırıldığına dikkat çekti. Benzer ile 12 Haziran’da telefonla konuşan yengesi, ”Süleyman açlık grevini sonlandırdığı 26 Mayıs’tan bu yana sadece bir kere hastaneye kaldırıldı. Kendisine yapılan testler sonucunda karaciğerinin yağlandığı ortaya çıktı. Dün onunla konuştuğumda ise bağırsağından kan geldiğini söyledi. Hastaneye kaldırılması gerekirken her seferinde erteleniyor” dedi.
Havalandırma da yasak
”Süleyman, açlık grevine başladığı 26 Aralık 2018’den 10 gün sonra ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olduğu gerekçe gösterilerek tek kişilik hücreye konuldu” diyen Benzer, kendisine televizyon, radyo verilmediği gibi de 2 aydır havalandırmaya çıkmasının da yasaklandığını aktardı.
Kayınbiraderinin açlık grevi sırasında gardiyanlar tarafından darp edilip hakarete ve tehditlere maruz kaldığına da dikkat çeken Benzer, şöyle konuştu: “Süleyman’ın koşullarının düzeltilmesi ve tek hücreden çıkartılması için cezaevi savcısına defalarca başvuruda bulunduk, ancak hiçbir cevap alamadık.”