Kapsamlı bir arşiv kampanyasına ihtiyaç var

7 Aralık 2020 Pazartesi - 10:28

  • Belki kurumlarımız gerektiği gibi bir arşiv sistemini oluşturamamış olabilirler ancak anılarına, yaşadıklarına değer veren yüzlerce, binlerce ailenin var olduğunu ve ellerinde biriktirdikleri her türlü görsel, işitsel arşiv değerlerini başlatacağımız bir arşiv kampanyasıyla sunabileceklerini biliyoruz. 

HAKAN AKAY

 

Kürtlerin tarihsel önemi olan kültür ve sanat varlıklarını koruyan bir yasası olsaydı eğer, özellikle Kürt halkının arşivlerini kişisel kazanç sağlamak için pazarlayan ya da kişisel egolarını tatmin için evlerinde hapseden veya bu halkın değerlerini kendileriyle beraber mezara götürmek isteyerek başka bir biçim düşmanlık yapan bazı art niyetli kişiler, “Tarihi eser kaçakçılığı suçundan“ yargılanıp, sanırım en ağır cezayı alırlardı.

Oysa böylesi bir hazineyi ortaya çıkarıp yaşam savaşı ve özgürleşme mücadelesi veren bir halkın sevincine ortak olmak, o sevincin gururunu, onurunu yaşamak varken, bu halkın lanetini kazananalar olarak tarihin kara sayfalarında yerlerini alacaklardır. Bundan hiç kuşkumuz yok.

Dört parçaya bölünmüş Kürtlerin başındaki dört ana egemen ırkçı ve dinci gücün üzerinde hemfikir oldukları politikanın temeli; “Kürt yoktur, dili yoktur, kültürü yoktur, geçmişi yoktur“ düşmanlığıdır.

Böylece geçmişinden koparılan bir halkın hem bugünü, dolayısıyla da geleceği olmayacağı için sömürülmesi, köleleştirilmesi ve benliğinin deforme edilip başkalaştırılması daha rahat olacaktır.

Değil Kürtçe konuşmanın, şarkı söylemenin, mırıldanmanın ve hatta ıslıkla bir Kürtçe melodiyi çalmanın bile en acımasız şekilde cezalandırıldığı öyküleri çoğumuz bir biçimiyle duymuş ve okumuştur. Bazılarımıza “Bu kadarı olmaz artık” dedirten düşmanlığın, “bir iki jandarmanın kişisel, anlık tepkisi” olarak ele alamayacağımız derin tarihsel bir geçmişi ve gerçekliği vardır.

Yasaklanan ve en acımasız şekilde şiddetle cezalandırılan “ıslık melodisi”, Kürt’ün cenazesini, düğününü, üretimini, üretim ilişkilerini, bir dağ köyünde bile tek başına yürürken düşlere dalıp, hayal bile kuramayacak derecede her an, her yerden bir saldırı gelecek derecede panik haline sokma politikasının hayata geçirilmiş gerçekliğidir.
Tam da bu noktada işte, Kürtlerin yaşayan ve yaşatılan belleğinin borçlu olduğu dengbêjleri anmadan ve onların emeğinin önünde saygıyla eğilmeden ilerleyemeyeceğimizi görüyorum.

İlk arşivciler

Ağacı, yaprağı, taşı, toprağı ve suyu incelemekten bıkmayan ve yüzyıllardır aynı deneyi yapan ama her seferinde farklı sonuçlara gitmeyi amaçlayan bir doğa bilimcisinin sabrı, tutkusu, bilgisi ve hevesiyle her gün dengbêjliği ele alıp bundan her gün farklı sonuçlara, bilince ulaşabilmenin heyeca nıyla çalışmalı, her cümlesinde, her melodisinde kısacası her sesinde ve sessizliğinde yeni bir şeyleri keşfetmeye çalışmalı ve bunun heyecanını hiçbir bahaneye meydan vermeden kaybetmemeliyiz. Çünkü tarihimizin, günümüzün ve geleceğimizin en ahlaki, en sanatsal, en tarihsel ve de en bilimsel ilk arşiv çalışmasını yapan kişi ve kurumlarımız olmuşlardır.

Kurumlaşmalar ve rolleri

Kürt özgürlük mücadelesine paralel olarak gelişen yapılanmalar, kurumlar oynaması gereken tarihsel rollerini geçmişte oynadılar mı, bugün oynayabiliyorlar mı?
Bu soruya maalesef olumlu bir cevap vermek mümkün değil. Belki kimilerine göre çok sivri gelecek bir iddiayı dillendirmek ve üzerinde düşünmeye davet etmek isterim.
Kürtlerin her şeyiyle yasaklı olduğu, yok edilmeye mahkum edildiği ülkelerde gelişen özellikle Kürt kültür-sanat kurumlaşmaları, çok kısa bir süre sonra varoluş gerekçelerinin aksine kültür ve sanatın gelişiminin önünde engel olma pozisyonuna geçmişlerdir.