İlk olarak  Doç. Dr. Bahattin Çelik tarafından farkedilen Karahan Tepe’de bazı dikilitaşlar toprağın altında bazıları ise kısmen açığa çıkmış halde duruyor. Göbeklitepe gibi bir tepenin üstünde yer alıyor ve birbirlerine oldukça yakın sayılırlar.

Karahan Tepe’yi, Prof. Dr. Abdüsselam Uluçam’ın başkanlığında yapılan araştırmalar kapsamında ilk olarak 1997 yılında keşf edildi.

Karahan Tepe, Göbekli Tepe büyüklüğünde bir ören yeridir. Bu ören yerinde “T” şeklinde Dikmetaşlar halen yerli yerinde ve 10.500 yıl önce konulduğu gibi durmaktalar. En önemlisi, Göbekli gibi bu ören yeri üstünde herhangi bir geç dönem kültür tabakası bulunmamaktadır. Yani nasıl terk edildiyse öylece günümüz kadar gelmiştir.

Doç. Dr. Bahattin Çelik’e göre Karahan Tepe, Göbekli Tepe’nin II. tabakası ile aynı döneme tarihlenmektedir. Bu dönem yaklaşık olarak M.Ö. 9100-8400 yılları arasına tarihlenen bir dönemdir. 

Ancak Karahan Tepe’de henüz kazılara başlanılmamıştır. Bu nedenle, Karahan Tepe ile Göbekli Tepe’nin arasında ilişki tam olarak bilinmemektedir.

Doç. Dr. Bahattin Çelik, ‘’Şu ana kadar Göbekli Tepe, Nevali Çori ve Karahan Tepe’ye benzer yaklaşık 7 yer tespit ettik. Bunlar, Taşlı Tepe, Harbetsuvan Tepesi, Sefer Tepe, Ayanlar Höyük, Hamzan Tepe, Yeni Mahalle (Balıklıgöl Höyüğü) ve Kurt Tepesi, Bunlardan en önemlisi Ayanlar Höyük yerleşimidir. Ayanlar Höyüğün önemi buranın Göbekli Tepe ve Karahan Tepe gibi aynı boyutlarda hatta biraz daha büyük olmasıdır. Bugüne kadar tespit edilen dikmetaşlı yerleşim sayısı 10 olmuştur’’ diyor.

Karahan Tepe’de Göbekli Tepe’deki yılan kabartmalarına benzer kabartmaların tespit edildiğini belirten Çelik, burada kazı yapılması konusunda şu an bir planları olmadığını da sözlerine ekledi ve şöyle dedi: Bu yerlerin gelecekte yapılacak kazılar için rezerve edilmesi gerekmektedir. Çünkü biz henüz Göbekli Tepe’yi tam olarak anlamış değiliz. Bu nedenle Karahan Tepe’nin kazılmasından çok şu an için korunmasına ihtiyacı var.’’ 


 URFA