
Dava bugün
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamenin 8. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmesi kararının sevindirici olduğunu vurgulayan Demirhan, “Ne yazık ki 16 Ocak 2014’te sanıkların getirilmediği ilk duruşma yapılmış, bu duruşma adaletsizliğin başlangıcı olmuştur. Mahkemenin başka bir şehre nakli talep edilmiştir. Akabinde güvenlik gerekçesiyle dosya Adalet Bakanlığı’na gönderilmiştir. İzmir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ne olduğunu anlayamadığımız bir tensip tutanağı ile duruşma tarihi 13 Haziran günü olarak belirlenmiştir” dedi. Duruşmaya basın yasağının da gündemde olduğunu kaydeden Demirhan, “Eğer kamuoyu gerçekleri öğrenmeyecekse o zaman burada bir hakikatten, barıştan, helalleşmeden nasıl söz edilebilir? Tensip tutanağı tamamen sanığın lehine durumlar gözetilmiş, mağdurlar hiçbir şekilde dikkate alınmamıştır ” şeklinde konuştu.
Geçmişle yüzleşilseydi...
Lice’de karakol karşıtı gösteride 2 yurttaşın katledilmesine dikkat çeken Demirhan, “Lice’de yaşananlar geçmişi ile yüzleşemeyen, adaleti işlemeyen bir zihniyetin sonucudur” dedi. Demirhan şöyle konuştu: “Lice halkının kalekollara karşı durmasının en büyük nedeni 1993 Lice olaylarıdır. Dava dosyasında da belirtildiği gibi karakollardan insanların üzerine ateş açılmıştır. Bu karakollar birer ölüm merkezi olmuştur. Bugün gelinen aşamada ise bu yapılan vahşetin sorgulanması yerine yeni karakolların inşasının insanlarda yine ölüm tedirginliği yaşatmaktadır. Bu ülkede karakol inşaatları yerine adaletli ve hakkaniyetli bir yargı sistemi inşa edilmelidir. Eğer ki bu çatışmaların son bulması isteniyorsa biran önce kalekol yapımlarına son verilip, adil ve hakkaniyetli bir yargı sistemi işlemelidir. Son olaylarda yaşanan ölümlerin de bu noktada değerlendirilmesi ve sorumluların etkin bir soruşturmayla ortaya çıkarılması elzemdir.”
DİHA/AMED