Bir aydır süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan HDP eski Milletvekili Selma Irmak, Güven'in eyleminin Kürt siyasetine de bir eleştiri anlamına geldiğini belirterek, "Faşizmin büyüttüğü ve korku nesnesi yaptığı şey, ışığa arkasını dönüp karanlıkta kalanların gördüğü gölgedir. Gölgenin ömrü bir mum ışığına bakar. Herkes karanlığa inat bir mum yakmalı" dedi.

Irmak'ın Kandıra 1 Nolu Cezaevi'nde Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ile birlikte başladığı eylem, ikinci ayına giriyor. Eylemdeki Irmak, İmralı'da uygulanan tecrit, süren açlık grevleri ve yerel seçimlere dair Mezopotamya Ajansı’nın (MA) sorularını yanıtladı.

Faşizmin bu denli pervazsızlaştığı bir süreçte daha güçlü destek ve toplumsal muhalefetin elzem olduğunu söyleyen Irmak, şunları söyledi: "Grev üç ayını geride bıraktı. Her an istemediğimiz bir durumla, can kaybıyla karşı karşıya kalabiliriz. Oysa başarabilmenin koşulları her zamankinden fazladır. Mevcut iktidar kafasını kuma gömerek, görmezden, duymazdan gelmeyi tercih ediyor. Hükümet yetkilileri sorumsuz açıklamalarla toplumu daha tahrik ve rencide ediyor. Toplumun üzerindeki bu korku cenderesi mutlaka kırılmalıdır."

Işığa doğru yürümeli

Hiç kimsenin "Ben ne yapabilirim ki?" dememesi; değiştirebilme gücüne inanması gerektiğini kaydeden Irmak, şöyle devam etti: "Unutmamalıdır ki; toplumun gücü, bu grevin öncüsü olan kadınların gücü faşizmden büyüktür. Bu gidişe dur demek için güçlü bir ışık yakılmıştır. Karanlığa doğru değil, ışığa doğru yürünmelidir. Faşizmin büyüttüğü ve korku nesnesi yaptığı şey, ışığa arkasını dönüp karanlıkta kalanların gördüğü gölgedir. Yani korkulan şey aslında bir gölgeden ibarettir ve ömrü bir mum ışığına bakar. Herkes ama herkes yarın çok geç olmadan bugün karanlığa karşı ve karanlığa inat bir mum yakmalıdır. Eli, kolu bağlı çaresiz oturmak tüm bu sorunların müsebbibi, iktidarın bir adım atmasını beklemek büyük bir yanılgıdır. Hükümete adım attıracak olan toplumun güçlü desteği, eylemi sahiplenmesi ve harekete geçmesidir."

Sadece açlık grevi yetmez

Açlık grevinin, süreci demokratik boyuta evriltmek, çözüme ve çatışmasızlığa giden yola işaret etmek için önemli bir tutum olduğunu belirten Irmak, "Ancak tek başına açlık grevi ile özlediğimiz bahara kavuşamayız. Çağrım Barış Meclisi'nedir. Toplanmalı ve en karanlık, umutsuz zamanda çözümün gerçek koşullarının oluştuğunu göstermelidir. Çatışmalı bölgelerde çözüm ve müzakere yöntemleri, barış kültürü dünyada artık bir bilim dalı ve disipline dönüşmüştür. Ulusal ve uluslararası bu yönlü çalışan kurumları Barış Meclisi harekete geçirmelidir" dedi.

Vicdan da harekete geçmeli

İkinci çağrısının Akil İnsanlar Komisyonu'na olduğunu kaydeden Irmak, şöyle devam etti: "Çatışmayı durdurmak, demokratik çözüme, müzakereye çağırmak, müzakerenin koşullarını hazırlamak için hükümetlerin talebine, çağrısına gerek yoktur. İnisiyatif geliştirmek, toplumsal sorumluluk almak için daha fazla zaman kaybedilmemelidir. Birbirinden değerli, toplumsal karşılığı olan Akil İnsanları bu toplumun vicdanı olarak addettik. O zaman vicdanın harekete geçme zamanıdır. Durarak değil, yürüyerek yol alabiliriz."

Kadınlara çağrı

Üçüncü ve en büyük çağrının kadınlara yapan Selma Irmak, kadınların gücünü küçümsememesi, sürecin ancak kadın öncülüğünde değişebileceğine inanmasını isteyen Irmak, şunları dile getirdi: "Leyla örnektir; görebilen herkes için ilham kaynağıdır. İçeriyi ve dışarıyı birleştirmek önemlidir. Barış İçin Kadın Girişimi gibi çalışmaların tam zamanıdır. Kürt Kadın Hareketi, Türkiye feminist kurumları, gruplar, dünyada bu greve destek veren tüm kadın kurumları, kişiler ortak bir eylem programı çerçevesinde harekete geçmeli ve süreci görkemli bir kampanyaya dönüştürebilmelidir. Kadınların, emekçilerin, kimliklerin, inançların, halkların üzerindeki erkek şiddetine son vermek ancak böylesine böylesi bir güç birliğiyle mümkün olabilir."