• Farklı dillerde söyledikleri parçalarla adını duyuran Kardeş Türküler müzik grubu, virüs salgını sürecinde ‘Ev Dinletileri’ adı altında youtube üzerinden mini konserler veriyor. Bugüne kadar iki dinleti veren grup, yeni ve heyecan verici buluşmalarla yeniden seyircisiyle buluşacak.
PERVİN YERLİKAYA Koronavirüs salgını tüm hayatı etkilediği gibi kültür-sanat alanını da etkiledi. Konserler, stüdyo çalışmaları, film çekimleri iptal oldu, sinemalar kapandı. Sokağa çıkma yasakları, karantinalar yayılırken, sanatçılar ise sosyal medyada "#evdekal / #evde tut" etiketiyle evden takip edilebilecek birçok sanatsal etkinlik gerçekleştiriyor. Sanatçılar, stresli geçen bu zamanlarda dinleyicilerine nefes verip, keyifli zamanlar yaşatıyor. Müzik grubu Kardeş Türküler de farklı dillerde söyledikleri parçalarla evlere konserleriyle konuk oluyor. 28 Mart’ta #evdinletileri adı altında ilk canlı yayınını yapan grup, 16 Nisan’da sanatçı Candan Erçetin’le gerçekleştirdiği ikinci mini konser ile büyük beğeni topladı. "Dayan" şarkısıyla başlayan konserde sanatçılar, "Evde kal, evde tut" mesajı verdi. Konserlerin devam edeceğini belirten Kardeş Türküler’den Fehmiye Çelik ve Feryal Öney ile yaptığımız sohbeti sizlerle paylaşıyoruz: 
Konoravirüs nedeniyle evlere kapanılan bir süreci yaşıyoruz. Siz bu süreci nasıl yaşadınız? Koronavirüs salgınıyla birlikte kendimizi bir anda birbirimizden, sokaktan, hayatın akışından koparak evlere kapanmış halde buluverdik. Başlarda bu durum bizi korkutup bunaltsa da, eli kolu bağlı hissettirse de, sokağa çıkamıyor olmak, seyircilerimizle buluşamıyor olmak bize, “başka yollar denemek lazım” dedirtmeye başladı. Bu arada bizim kadar “şanslı” olamayanları fark ettik. Sağlıksız koşullarda kendi hayatını tehlikeye atarak çalışan, çalışırken hayatını kaybeden sağlık emekçilerini gördük. Ücretli izin verilmeyip işe çağrıldığı için her gün fabrikalara, şantiyelere gitmek zorunda bırakılan işçilerin, haksız yere hapishanelerde tutulan ve her an hastalığa kapılma riski bulunan gazetecilerin, yazarların, seçilmiş yöneticilerin, hak arayıcılarının durumunu gördük. Bunları gördükçe, okudukça ne acıdır ki halimize şükreder duruma getirildik. 
Şu süreçte yaptığınız videolarla sesinizi duyurmaya çalışıyorsunuz. Peki sizi bu videoları hazırlamaya sevk eden ne oldu? Sahne ile video yayını arasındaki farklar neler? Sahne gibisi yok tabii ki... Sahnede olup seyircilerimizle göz göze olmak, birlikte söylemek, aynı havayı solumak, bunlar çok özel şeyler. Bir arada olmanın, birlikte çok olduğunu hissetmenin iyileştirici gücü başka. Sadece biz sahnedekileri hayal edelim, birbirimize bakarak çalıp söylemek, aynı heyecanı hissetmek, aynı anda yükselip düşmek, belki aynı anda hata yapıp birlikte toparlamaya çalışmak, bunlar çok “gerçek” şeyler. Video hazırlarken de gerçekten çalıyorsunuz, söylüyorsunuz ama tek başınasınız. Sadece kaydetmek için... O andan sonra teknoloji, dijital dünya giriyor işin içine ve sizi, seslerinizi, görüntülerinizi bir araya getirmeye çalışıyor. Tabii ki her şey tamamlanıp izlenebilir bir video ortaya çıktığında hepimiz için heyecan verici bir şey oluyor, mutlu oluyoruz. Hele hele videoları izleyip “bize çok iyi geldiniz” diye yazan izleyicilerimizin mesajlarını görünce... Evet, belki bir süre bu şekilde ulaşacağız, sesimizi böyle duyacak izleyicilerimiz ama şu an başka bir yolu yoksa ve birbirimize iyi geliyorsak neden olmasın? Bu projede kimler yer alacak? 16 Nisan’daki ‘Ev Dinletileri’ kapsamında videonuzda Candan Erçetin’le birlikte yaptığınız şarkılar vardı. Yeni isimler de olacak mı? Bundan sonraki projeleriniz nelerdir? Yeni çalışmalarımız var, evet. Bizim için heyecan verici buluşmalar olacak. Çok yakında paylaşacağız, fakat şu anda sürpriz olarak kalmasını istiyoruz. Bu süreçte sanat çalışmaları, sanat emekçilerinin durumu ve koronavirüs ile ilgili neler diyeceksiniz? Koronavirüs salgını bütün dünyayı ve hayatı etkilediği gibi tabii ki kültür-sanat alanını da etkiledi. Az önce de dediğimiz gibi her şey bir anda kesiliverdi; konser faaliyetlerimiz, stüdyo çalışmalarımız... Sadece müzisyenler değil, müzik sektöründe birlikte çalıştığımız ses çalışanları, ışıkçılar, sahne teknisyenleri, gişe çalışanları, salon yöneticileri... Herkes çok kötü etkilendi. Yani salgın travmasının yanı sıra, mesleki bir travma da yaşıyoruz aslında. Konserlerimize gelen, albümlerimizi alan insanlar da en az bizim kadar zor durumda ve bu durum daha ne kadar sürecek belli değil... Salgın koşullarında sosyal medyada "#evdekal / #evde tut" etiketiyle evden takip edilebilecek birçok sanatsal etkinlik, kültür-sanat paylaşımları da gerçekleştiriliyor ki, biz de bu alanda paylaşımlarda bulunduk, bulunuyoruz. Bu paylaşımlar bugün için bir moral kaynağı. Fakat bu süreci sağlıklı atlatabilmek için bunlar yetmez. Bundan sonrası için sanatçılarla sanat emekçileri arası dayanışma ağlarının kurulmasına ve örgütlü olmaya ihtiyaç var. İktidar mekanizmasına ya da diğer deyişle devlete de sorumluluklar düşüyor, toplumun her kesiminde olduğu gibi kültür-sanat alanında da yapılması gereken destekleyici müdahaleler var. Bu süreçte sektörü sadece maddi olarak birkaç ay ayakta tutacak çözümler üretmek de kendi başına yeterli değil. Önümüzdeki dönem sanatı ve sanatçıyı toplumla en sağlıklı biçimde hızla ve yeniden nasıl buluştururuz, özgür ve özgürleştiren bir kültür-sanat ortamını birlikte nasıl inşa ederiz gibi sorulara da cevap üretebilmek gerekir. 
Kardeş Türküler’in Candan Erçetin’le ‘Ev Dinletileri’ kapsamında verdiği mini konseri şu linkten izleyebilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=W7D2Ujhzgbs