N.Ç. davası başta olmak üzere cinsel istismar ve tecavüz davalarında yargının aldığı tutum birçok kesim tarafından eleştirilmeye devam ediyor. Yargı süreci kamuoyu tarafından başından beri izlenen ve "utanç davası" olarak bilinen N.Ç. davası Türkiye yargı sisteminin çocuk istismarı ve tecavüz davalarındaki tutumu konusunda aynı zamanda bir örnek teşkil ediyor. 13 yaşında olan N.Ç., 2002 yılında aralarında asker, memur, korucu, muhtar gibi birçok devlet görevlisinin de olduğu 26 erkek tarafından aylarca cinsel istismara maruz kalmış ve bu kişiler hakkında Mêrdîn'de dava açılmıştı. Tüm kamuoyuna mal olan bu dava, yerel mahkemenin "N.Ç.'nin sanıklarla rızasıyla birlikte olduğu" yönündeki kararının Yargıtay 14. Ceza Dairesi tarafından onanmasına ve bu nedenle yerel mahkemenin sanıklara en az 5 yıl ceza öngören "15 yaşından küçük biriyle rızasıyla birlikte olmak" suçundan ceza verilmesini yeterli bulması kararına yoğun tepkiler geldi. Bu dava ve verilen kararın münferit olmadığını belirten hukukçu Evren Payda da, konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Ne N.Ç. davası ne de verilen karar münferit
Payda, "Sincan Davası, Fethiye'deki toplu tecavüz davası, Êlîh'teki (Batman) tecavüz davası" gibi davalarda da benzer kararların alındığını hatırlattı. N.Ç. davası başta olmak üzere cinsel istismar ve tecavüz davalarında sanıkların adalet sistemi tarafından korunduğuna dikkat çeken Payda, "N.Ç davası, erkek adaletin mantığını göstermesi anlamında sembolik bir davadır. Bir daha gördük ki, erkek egemen adalet sistemi tecavüzcüye sahip çıkıyor, yıllara yayılan yargılamalarla cezasız bırakıyor, tecavüzcüsünü adeta ödüllendiriyor. Bu dava ve verilen karar münferit değil" dedi.

Erkek adalet tecavüzün suç olmadığına inanıyor'

Kadına ve çocuklara düşmanca yaklaşan erkek egemen bir sistemle karşı karşıya olduklarını belirten Payda, "Erkek adalet, alttan alta tecavüzün suç olmadığına inanıyor. Tecavüzü cezasız bırakmak için tüm imkanlarını seferber ediyor. 12-13 yaşındaki bir çocuğun 26 erkeğin tecavüzüne rıza gösterdiğini beyan etmek, kanuna uygunluk ile açıklanabilecek bir durum değildir. Mahkemenin verdiği karar eski TCK'ya uygun olsa bile, gerek Mahkemenin gerekse Yargıtay'ın kararı, hem yerel hem de uluslararası hukuka açıkça aykırıdır" değerlendirmesini yaptı.

Eril adalet kadın düşmanı
N.Ç. davasında çocuğu pazarlamakla yargılanan iki kadına en ağır cezanın verilmesini ve tecavüz eden erkeklerin ise aklanmaya çalışılmasını değerlendiren Payda, "Mardin Ağır Ceza Mahkemesi de, Adli Tıp da, Yargıtay da tecavüzcü erkeklerin tarafında yer alıyor. Nitekim bu davada da gördüğümüz gibi eril adalet, yargılamada en ağır cezayı iki kadına vermesi ile, tecavüze uğrasın uğramasın kadın düşmanlığını bir kez daha gözler önüne sermiştir" diye konuştu.

Kadın ve çocukların yargı eliyle tecavüzü
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın alelacele yasal düzenleme yapacaklarını ilan ettiğini hatırlatan
Payda, "Kendilerinin de gayet iyi bildiği gibi, yasal düzenlemeyi ne kadar eksiksiz hale getirseniz de, eril adalet anlayışı hüküm sürdüğü sürece, kadınlar ve çocuklar yargı eli ile tecavüze uğramaya devam edecekler" dedi. 2005 yılında yapılan düzenleme ile TCK'de cinsel saldırı suçlarının uluslararası standartlara yaklaştığını ifade eden Payda, şunları belirtti: "Ancak sistem tecavüzcüleri koruyabilmek için, bu sefer de Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması zorunluluğu gibi bir garabeti icat etti. Kadın ve çocuk lehine konulmuş hükümler erkek adalet tarafından bu sefer kadını ve çocuğu bir kez daha mağdur etmek ve tecavüzcüleri erken tahliye etmek için kullanılmaya başlandı."

Riyakarlığa son verilmeli'

Bu dava hakkında çok söz söylendiğini, bakanından gazetecisine, herkesin kamuoyu vicdanının ne kadar yaralandığından dem vurduğunu ifade eden Payda, "Ancak kamuoyu da yöneticiler de, bu riyakarlığa bir son vermeli. Erkek egemen sistem, hükümet ve toplum tarafından canhıraş bir biçimde savunulduğu sürece, bu tip kararlarla karşılaşmak şaşırtıcı olmayacak. Bir yandan hükümet politikası olarak muhafazakar saiklerle 'kadını ve çocuğu' değil, 'ataerkil aileyi' korumayı hedefleyeceksiniz, Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı'nı kapatacaksınız, öte yandan vicdanınızın kanadığından dem vuracaksınız. Bu anlamda hükümetin tepkisinin de samimiyet sorgulamasına tabi tutulması gerekiyor" dedi.


NAGİHAN AKARSEL - DİHA/ANKARA