
Kürt halkı üzerinde uygulanan inkar ve imha politikaları karşısında statüye kavuşmak için mücadele eden Kürtlerin ağır bedeller ödediğini hatırlatan Sefer, “Bu kadar bedel ödeyen Kürtlerin statüsüz yaşıyor olmalarının izah edilebilir bir yanı yoktur. Bu süreçle beraber içimizdeki özlemler ne olursa olsun, kimimizin federasyon, kimimizin otonomi talepleri olabilir ve bütün bu taleplere saygı duymak gerekiyor. Kürtler için, Kuzey Kürdistan için en ideal olan neyse onu hayata geçirmek gerekiyor. İnsanlar sonsuza kadar savaşacak değil. En büyük savaşlar bile 40-50 yıl sürmüş. Kürtlerin bu mücadelesi de ister istemez sonuca ulaşacaktır” diye konuştu.
“40 milyonu aşkın nüfusa sahip olan Kürtlerin statüsüz yaşaması kabul edilemez bir durumdur” diyen Sefer, şöyle devam etti: "Bırakın ne istediğimize biz kendimiz karar verelim. Bizim adımıza iktidarlar karar verirse bu samimi bir barış ortamı yaratmaz. Bizim ne istediğimiz önemlidir.”
'Salonlarda kalmamalı'
Bu konferansın ileriye dönük bir sıçrama yapması ve toplantıdan çıkan kararların pratiğe geçirilmesinin önemine vurgu yapan Sefer, “Mesela Suriye’de yaşananlara sınırlardan ötürü biz sadece izleyici olarak bakabiliyoruz. Oysaki kader birliğini yaşadığımız bir ulusun kardeşleridir oradaki insanlar. Orada yaşanan trajediye biz ne kadar duyarsız kalabiliriz? Orada yaşananlara müdahale edemeyişimiz bizim statüsüzlüğümüzün bir göstergesidir. Eğer bir statünüz olsaydı, sınırlar hayatınızı belirlememiş olsaydı bir ittifaka girerdiniz. Bu nedenle bu tür toplantıların salonlarda kalmayıp pratiğe geçirilmesi son derece önemlidir” diye kaydetti.
Demokratik anlayış güçlü
İstanbul Kürt Enstitüsü Başkanı Kürt Zana Farqini, konferansta inançlar ve ideolojiler bakımından tüm Kürdistani renklerin bir arada olduklarını belirterek, yapılan tartışma ve çözümlemelerde herkesin düşüncelerini demokratik bir çerçevede ilettiğini ve bunu yaparken de bir dayatmada bulunmadığını ifade etti. Bundan yola çıkılarak Kürt halkının demokratik ve eleştirilere açık bir halk olduğunun ortaya çıktığını belirten Farqini, "Çok yönlü demokrasiyi tartışıyorlar. Herkesin kendi rengini ve sesini ortaya koyabileceği bir birlik ve beraberlikten bahsediyor. Bu da Kürtlerin mücadelesinin hangi aşamada olduğunu gösteriyor" diye konuştu.
Resmi ideolojiye alternatif
Konferansa Ermeni Vakfı adına katılan Pakrat Estukyan, konferansa katılan çok sayıda farklı etnisite temsilcisinin katıldığını belirterek, "Çok kültürlülük her zaman inkar edildi. Başbakan'ın da ifade ettiği gibi, 'tek dil, tek bayrak, tek din' tekerlemesi sürekli kullanıldı. Burada bu tekerlemenin alternatifi oluşturuluyor" dedi. Türkiye'nin ilk defa sivil topluma sahip olduğunu gördüğü bir Gezi Parkı deneyimi yaşadığını kaydeden Estukyan, konferansla birlikte herkesin daha da gelişeceğini dile getirdi.
Asuri-Suryani halkı adına konferansa katılan Kuryakos Ergün de, konferansın sürecin gereği olduğunu belirterek, "Yeni yapılacak olan Anayasa'nın tüm kesimleri kapsayacak düzeyde olması gerekiyor. Gönlümüz bundan yanadır" dedi.
Kars'tan Terekeme yurttaşlar adına delege olarak katılan Neşat Senen, Kürdistan coğrafyasında yaşayanlar olarak, konferansı heyecanla karşıladıklarını ve önemsediklerini belirtti.
'İzlemekle yetinmemeliyiz'
Êzîdîler adına Hacı Çelik ise, Êzîdîlerin yüzde 95'inin ülkesini terk ederek, 20-30 yıldır sürgün hayatı yaşadıklarını anımsatarak, geçmişte birbirilerine sempati duymayan, hep zıtlaşan politik argümanların olduğunu; ancak konferansta inançların ve politik anlayışların bir araya geldiklerini ifade etti. Yıllar sonra politikleşen bir toplum gördüğünü belirten Çelik, "Katliamlara, kandırılmaya sessiz kalacak bir toplum değil artık Kürt toplumu" dedi. Êzîdîlerin de beklentilerinin olduğuna vurgu yapan Çelik, "Artık yüzlerini ülkelerine dönebilmeliler; ana toprağımıza dönmeliyiz. Sadece dinlemek ve izlemekle yetinmemeliyiz" dedi.
HABER MERKEZİ