BDP ve DTK öncülüğünde Rojava'yla dayanışma amacıyla Ceylanpınar'da gerçekleştirilmek istenen yürüyüş ve "barış nöbeti"ne devlet güçlerinin saldırıları dün de devam etti. Tüm engelleme ve saldırılara rağmen önceki gün onbinler Ceylanpınar'da bir araya gelerek nöbet eylemini başlattı. Sabah düzenlenen operasyonla çadır yıkıldı, ilçedeki abluka sürerken, çevre il ve ilçelerden Ceylanpınar'a gelmek isteyenlere yönelik saldırı ve engellemeler de devam etti.

Türkiye destekli çetelerin Rojava'da Kürtlere yönelik saldırılarına dikkat çekmek ve Rojava'yla dayanışma mesajı vermek için Ceylanpınar'da iki gündür yapılmak istenen eylem, devlet güçleri tarafından engelleniyor. Önceki gün adeta olağanüstü hal ilan edilen, çevre il ve ilçelerden binden fazla polisin, onlarca zırhlı aracın sevk edildiği Ceylanpınar'a gün boyu girişler engellenmiş, Viranşehir'de BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk'un da içinde bulunduğu konvoya gaz bombası ve tazyikli suyla saldırı düzenlenmiş, 1'i ağır 6 kişi yaralanmış, çok sayıda kişi de gözaltına alınmıştı. Yüzüne gaz bombası fişeği isabet eden ve durumu ağır olan Aylan isimli kadın Urfa Mehmet Akif İnan Hastanesi'ne kaldırıldı.

Engel tanımadılar
Tüm engelleme ve saldırıya rağmen halk Ceylanpınar'a ulaştı. Binlerce kişi 3 Fidan Parkı'na miting yaparak, Rojava devrimiyle dayanışma mesajı verdi, Türk hükümetinin çetelere verdiği desteği de protesto etti. Alanda YPG, PKK ile KCK bayrakları ile Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan posterleri ve Rojava'da yaşamını yitiren YPG'lilerin fotoğrafları açıldı. DTK Eşbaşkanı Tuğluk, engellemelerin Kürt halkını yolundan alıkoyamayacağını söyledi. Tuğluk, "Devrimi yaratmak kadar korumak da önemlidir. Rojava devrimini kırarak, Kürtlerin statü kazanmasını istemeyenler var. Rojava halkı 'Yaşam olacaksa özgür olsun' diyerek direniyor. Halkımız kimsenin toprağını gasp etmedi. Demokratik haklarını istiyor" diye konuştu.

Saldırılar durmadı

Ardından sayısı on bini aşan kitle BDP Ceylanpınar ilçe binasına doğru yürüyüşe geçti. Urfa Valiliği'nin 'yasak' kararını gerekçe gösteren polis yürüyüşe izin verilmeyeceğini belirtti. Yürümekte ısrar eden halka tekrar gaz bombaları ve tazyikli suyla saldırı düzenlendi. Halk da polise taşlarla karşılık verdi.
Ardından BDP Eşbaşkanı Demirtaş, DTK Eşbaşkanı Tuğluk, Milletvekili Nursel Aydoğan, Ayla Akat Ata, Hüsamettin Zenderlioğlu, İbrahim Binici'nin aralarında bulunduğu kitle Üç Fidan Parkı'nda oturma eylemi başlattı. Burada bir konuşma yapan Demirtaş, 'güvenlik' gerekçesiyle verilen yasak ve polis saldırısına tepki göstererek, AKP'nin işlediği büyük suçun ortaya çıkmasını istemediğini belirtti.

Demirtaş: Hükümet suç işliyor
Aylardır askerin gözetiminde El-Kaide'ye bağlı çetelere silah verildiğini, Türkiye'de tedavi edildiğini, sınırın ortadan kaldırıldığını söyleyen Demirtaş, "Bu çeteler katliam yapıyor. Hem iç, hem  uluslararası hukuka aykırı iş yapılıyor. Meclis'te görüşmelerimizde 'bu suçtur yapmayın' dedik. 'Bir hükümet alenen suç işleyemez' dedik. Çeteler şimdi sınırın elli metre ötesinde katliam yapıyorlar. Biz buna sessiz mi kalacağız, onay mı vereceğiz" diye konuştu.
Bu insanlık dramına, bu vahşete sessiz kalmalarının mümkün olmaması nedeniyle Ceylanpınar'da olduklarının altını çizen Demirtaş, "Hem Rojava halkının, hem de Ceylanpınarlıların yanındayız. Halkımız yalnız değildir" dedi. Demirtaş konuşmasının devamında "Biz sadece Kürt'ün değil, Arap'ın, Türk'ün, Türkmen'in de yanındayız. Rojava'da katliam tehdidi altında olan bütün halkların yanındayız. Bunu göstermek adına üç günlük oturma eylemi başlatıyoruz" dedi.

Çadır yerle bir edildi

Bir süre sonra kitleyi çembere alan polis tekrar gaz bombası ile saldırı yaptı. Yaşanan arbede ve çatışmalardan sonra eşbaşkanlar ve vekillerin de aralarında bulunduğu kitle tekrar toplandı ve sabaha kadar oturma eylemine devam etti. Dün sabah saatlerinde barış nöbeti için çadır kuruldu. Zırhlı araçlarla parka baskın yapan çevik kuvvet polisleri, tazyikli su sıktıkları çadırı TOMA'larla yerle bir etti. Saldırıya tepki gösteren Ceylanpınar Belediye Başkanı İsmail Arslan, "Siz Ergenekoncusunuz. Sizler barış sürecini sabote için buradasınız. Sizler Müslüman olamazsınız" diyerek tepki gösterdi.

Tuğluk: Siz kimin polisisiniz?

Parkın çevresi ve BDP ilçe binası da yüzlerce polis tarafından abluka altına alındı. Halk zorla park dışına çıkarılırken, parkta bulunan vekiller de polisler tarafından sözlü tacize uğradı. Polise tepki gösteren DTK Eşbaşkanı Tuğluk, "Biz karşı tarafta yaşanan dramdan kaynaklı olarak buraya geldik. Halkımızla buluşmak için geldik. Ancak polisin saldırısı ile karşı karşıyayız. Bu polisler nereye bağlı, kime hizmet ediyorlar, anlamış değiliz” dedi. Ceylanpınar'da devlet şiddeti ile karşı karşıya olduklarını belirten Tuğluk, muhatap bulamadıklarını ve milletvekillerinin yok sayıldığını söyledi. Tuğluk, "Polis şiddeti ile karşı karşıyayız. Yaşadıklarımız polis devleti uygulamasıdır. Devlet terörüdür. Bu yaklaşım öfkeyi büyütüyor. Şu anda Ceylanpınar, devletin kuşatması ve işgali altında. Halk rahat bir şekilde dışarıya çıkamaz durumda" diye konuştu. Güvenlikten bahsedildiğini söyleyen Tuğluk, "Rojava'da insanların kafasını kesenler, çocukları katledenler Türkiye'de eğitildi, Ceylanpınar'dan gönderildi" dedi.

DİHA/URFA




Gençler uyardı


Şırnak'ta çetelerin saldırılarını protesto eden gençler, " Savaşın direk tarafı olarak canımızı ortaya koymaktan tereddüt etmeyeceğiz" dedi.
Şırnak'ta Welat Saltan isimli gencin başlattığı "oturma eylemi" önceki günkü kitlesel yürüyüş ile sona erdi. Ömer Kabak Meydanı'nda biraraya gelen çoğunluğu genç binlerce kişi "Rojava haklı yalnız değildir",  "AKP elini Rojava'dan çek" pankart ve dövizleri taşıdı. Cumhuriyet Meydanı'nda yapılan oturma eylemi ardından açıklama yapan Welat Saltan isimli genç, "Suriye'de gerçekleştirilen katliam halkın geri adım atmasına yönelik sürdürülüyor" dedi. "PYD Başkanı Salih Muslim ile yapılan görüşme aldatmaca mıydı?" diye soran Saltan, "El Kaide ve El Nusra, Rojava'yı kana bulama politikalarından vazgeçmezler ise biz de Türkiye'de yaşayan Kürt yurttaşlar olarak katliamı kınamakla kalmaz savaşın direk tarafı olarak canını ortaya koymayı hiç tereddüt etmeden gerçekleştireceğiz. Botan gençliği Rojava'daki eşitlik ve özgürlük mücadelesi verenlerin yanında olacaktır" diye konuştu.
Hakkari ve Van'da da YDG-H üyesi yüzlerce genç eylem yaptı. Hakkari'de gençler yolları trafiğe kapattı, MİT binasına ses bombası atıldı. Van'da ise gençler  "Bijî berxwedana YPG'e" sloganıyla yürüyüş yaptı. Her iki eyleme de polis saldırdı,  çatışma yaşandı.
Hakkari'nin Şemdinli, Mardin'in Dargeçit ilçeleriyle, Adana, Mersin ve İstanbul'da Rojava'daki saldırıları protesto etmek için önceki akşam eylemler yapıldı. 




Engellemenin binbir yolu


Polis ablukasına rağmen parkta vekiller eşliğinde oturma eylemi sürerken dün çevre illerden Ceylanpınar'a gitmek isteyenler de engellendi.


Mardin, Amed, Batman, Şırnak, Dersim, Bingöl, Elazığ, Siirt, Bitlis, Van ve Muş'tan Ceylanpınar'daki nöbeti devralmak için binlerce kişi dün yollara döküldü. Ancak önceki gün olduğu gibi dün de Ceylanpınar girişi zırhlı araç, özel tim ve askerler tarafından tutuldu. İlçeye Mardin ve Viranşehir'den girişlere izin verilmedi. Elazığ'dan yola çıkanlara Viranşehir'de tazyikli suyla saldırı düzenlendi. Saldırıya rağmen konvoy yoluna devam etti. Elazığ ve Van'dan yola çıkanlar Viranşehir-Ceylanpınar arasında tekrar durduruldu ve saatlerce bekletildi. Yapılan görüşmeler ardından sadece 2 aracın geçişine izin verildi.


Kentten çıkışa izin yok

Şırnaklıların ise kentten çıkışına izin verilmedi. Oturma eylemi yaparak engellemeyi protesto eden halk geri döndü. Amed'den yola çıkanlar tek tek GBT'den geçirildi. Bütün araçlarda arama yapan polisler, birçok araca ceza kesti. Bir minibüste araç şoförüne 'ailesi dışında başkalarını taşıyor' diye ceza kesildi. Uzun süren bekleyişin ardından kitle protesto olarak Amed-Mardin karayolunu iki yönlü trafiğe kapatırken, sık sık, "Biji YPG", "Biji serok Apo" sloganları attı.

Gaz bombalı saldırı

Mardin'den yola çıkanlar Kızıltepe'ye bağlı Dikmen beldesinde polis barikatıyla karşılaştı. Araçların geçişine izin verilmezken, kimlik kontrolü yapıldı. Tekrar yola koyulan araçlar Kepez Tepesi'nde durduruldu. Bu kez kitleye yönelik gaz bombası ve tazyikli suyla saldırı yapıldı.

Araçlara trafikten men

Siirt'ten yola çıkan konvoyun da önü kesildi, araçlara ve araçların bağlı olduğu firmalara trafik polisleri para cezası kesti. Her araca "eksik evrak" iddiasıyla 400 TL, bağlı bulundukları firmalara ise 1000 TL para cezası kesildi. Araçların trafikten men edilmesi üzerine halk 2 kilometre uzaklıkta bulunan Siirt Otogarı'na doğru "Bijî berxwadana YPG", "Bijî bexwadana Rojava', Baskılar bizi yıldıramaz" sloganlarıyla yürüdü.

Hükümet tercihini gösterdi


BDP Milletvekili Ayla Akad Ata, sınırdan geçip savaşarak geri dönen El Nursacılar değil kendilerinin engellenmesinin hükümetin tercihini gösterdiğini söyleyerek, "Bu yanlıştan dönün" çağrısında bulundu.
Ceylanpınar'da bulunan Akad Ata, "Son bir yıldır pratik de değerlendirildiğinde bu sınırın kevgire döndüğünü, insanların elini kolunu sallayarak Serêkaniyê’ye gidip çarpıştıklarını, sonra geri dönüp Ceylanpınar’da tedavi gördüklerini, bu merkezin belli mahallerinde el Nusra’nın, El Kaide’nin militanlarının olduğunun ve bunların örgütlenmelerinin önüne engel konulmadığını düşündüğünüzde bugün bizim önümüze koyulan engel hükümetin ortaya koyduğu tercihi gösteriyor. Biz bu yanlıştan bir an önce dönülmesini arzuluyoruz. Sürece de zarar verdiğini düşünüyoruz. Halkın sürece olan bağlılığını, inancını, katılımını azaltacak bir pratik içine girilmesine anlam veremiyoruz" dedi.

Sınır kevgire döndü

Sınırdan neler taşındığını, ne amaçla kullanıldığını herkes biliyor, diyen Akad Ata, durumu trajikomik olarak niteledi: “Bu sınırdan neler taşındığını, ne amaçla kullanıldığını herkes biliyor. Bu koşullarda demokratik taleplerini ortaya koymak isteyenlere, protesto eylemiyle hükümete uyarıda bulunmak isteyenlere güvenlikçi politikalarla müdahale edilmesi ama asıl güvenlik önlemi alınması gereken yerde nasıl büyük bir acz içinde, nasıl çetecilere lojistik destek sunan bir pozisyonda olduklarını ortaya koyuyor.”
Önlerine çekilen barikatların asıl başkalarının önüne çekilmesi gerektiğini vurgulayan Akad Ata, "Son bir aydır yaşanan zulmü görmezden gelmek ve bu zulüm karşısında sessiz kalmak aslında zulme ortak olmaktır" diye konuştu.