
Karayılan, DAİŞ bariz silah ve teknik donanım üstünlüğüne rağmen Kobanê‘deki direnişin emsalsiz olduğunu söyledi. Bu saldırının AKP-DAİŞ ortak projesi olduğunu kaydeden Karayılan, artık herhangi bir şüphelerinin kalmadığını belirtti. “Türkiye ve DAİŞ’in tüm çabaları Kobanê’yi düşürmeye dönüktür. Ardından da Türkiye, uluslararası güçlere tampon bölge önerisi yapacak ve böylece Suriye topraklarında bir tampon bölge oluşturacak. Bu, Türkiye ile DAİŞ arasındaki bir anlaşmadır. Tampon oluşturulsun ve bu şekilde kantonları bertaraf etsin” diyen Karayılan, bu hesabın çok kirli ve haince olduğunu ifade etti. Plana göre DAİŞ‘in misafir ettiği Türklerin bırakılmasıyle Kobanê‘ye girişinin 20 Eylül’de olacağını paylaşan karayılan, “Doğrudur, takas yapmadılar ama Kürtlere ihanet ettiler. Bu 49 kişi, Kobanê’nin düşürülmesi ve Kürt halkının katledilmesi karşılığında bırakılmıştır” dedi.
Kürtler ile Türklerin kopuşu
“Şu an Türkler bunu bayram gibi karşılıyorlar ve kutluyorlar ama Kürtler ise yastadır. Bu bir kopuşu göstermektedir” diyen Karayılan, Kobanê‘den sonra Kuzey’deki sürecin de anlamsızlaştığını söyledi:
l Türk devletinin çözüme değer vermediği netleşmiştir.
l DAİŞ ile ilişki ve anlaşması sürüyor.
Bunlarla çözüme nasıl gideceğiz! Yani bunun için bizim açımızdan bu süreç artık anlamsızlaşmıştır ve artık hiç bir anlamı yoktur. Doğrusu, bitmiştir. Ama sürecin devam etmesi hususunda son sözü Önder Apo söyleyecektir. Biz şimdi Önder Apo’nun son sözünü beklemekteyiz. Türk devleti, Kobanê ve Suruç halkına dönük yaptığı saldırılarla bu süreci bozmuştur. Bu yapılan bir savaş ilanıdır.”
Sınırda yaşananlar
Suruç’ta sınırda yaşananlara işaret eden Karayılan, Türk devlet güçlerinin tavrını anlatarak, bunun da anlaşmanın gereği olduğunu söyledi. “Türk devleti ve AKP’nin yöneticileri bizi cahil yerine koymasınlar. Onların gittikleri yoldan biz geliyoruz. Siyaseti onlardan daha iyi biliyoruz” diyen Karayılan, şunun altını çizdi: “Kürtlerin hepsinin bilmesi gerekiyor ki, Türk devleti bizleri yurttaşı olarak görmüyor. Bizi kölesi olarak görüyor.”
HPG değil YPG savaşıyor
YPG’nin sivil halkı tahliye ederek kademeli savaştığını kaydeden Karayılan, coğrafi şartlardan dolayı HPG’nin Kobanê‘ye gidemediğini belirtip ekledi: “Zaten en ciddi sorun da budur. Eğer arazi el verse ve gerilla kendisini Kobanê’ye ulaştırabilse, hiç bir sorun olmazdı. Ama arazi elvermiyor. Bunun için HPG’nin Kobanê’ye herhangi bir gidişi söz konusu olmamıştır; bu bağlamdaki haberler gerçeği yansıtmamaktadır, yalandır. Yine peşmergenin de herhangi bir gidişi söz konusu olmamıştır. Zaten Kobanê’ye gidilebilmesi için Türkiye’nin yolu açması gerekmektedir. PYD kendisi Qamişlo’dan Kobanê’ye 100 kişiyi göndermek için talepte bulunmuş ama Türkiye reddetmiş. Nasıl bize veya peşmergeye yol versin? Yani açık bir şekilde Kürtlerin katledilmesi için Kobanê’nin üç tarafını IŞİD, bir tarafını ise Türkiye tutmuştur.”
Savaş yayılıyor
Buna rağmen YPG güçlerinin direndiğini ve son dört gündür DAİŞ’in ilerleyişini durdurup destan yazdığını aktaran Karayılan, “Serêkaniyê tarafında da YPG büyük ve geniş bir harekat başlatmış durumda. Bu harekat ilerliyor. Görülüyor ki, savaş devam edecek ve genişleyecektir. Şu anda Rojava’nın tamamında YPG savaşı yayan bir planı uyguluyor ve bununla esas olarak DAİŞ ve AKP’nin ortaklaşa bir şekilde Kobanê’yi düşürmesini engellemekle yetinmeyip Til Ebyad’ı almayı amaçlıyor. Yani şimdi böylesi bir hesap var” dedi.
PKK orada savaşmıyor
MİT’in ve emrindeki medyanın dezenformasyonuna karşı uyaran Karayılan, “Orada bir halk direnişi vardır. Halkımız ve çocukları direniyor, YPG direniyor. Biz ise destekliyoruz. Rojava’da yaşanan savaş DAİŞ ile PKK arasındaki bir savaş değildir. Orada YPG, halkın evlatları olarak, kendi imkanlarıyla örgütlenmiş ve savaşıyor” diye konuştu.
Kürtlere sesleniş
Karayılan, Kürdistan ve dışındaki bütün Kürtlere şöyle seslendi: “Sessiz kalmayın, gidin uluslararası kuruluşların kapısına, gidin Birleşmiş Milletler’in kapısına ve Kobanê direnişinin çağrısını bütün dünyaya duyurun. Dünyanın her yerinde kıyameti koparmamız gerekiyor. Kamuoyunu ayağa kaldırın. Boş sokaklarda yürüyüp bağırmasınlar; gitsinler bu uluslararası kuruluşların yakasını tutsunlar.
Diğer yapılması gereken şey ise, her dört parça Kürdistan’da halkımız Şengal’de olduğu gibi Kobanê’ye karşı da kendisini sorumlu görmelidir. Şengal’deki yaralar da daha sarılmamış, halen gündemdedir ama her dört parçanın Şengal’i de savunması, Kobanê’yi de savunması, Kobanê’nin de Şengal gibi boşalmaması için ayağa kalkması ve devreye girmesi gerekiyor. Bu bağlamda özellikle Kuzey Kürdistan halkımıza çağrıda bulunuyorum: Gelin Suruç’a Kobanê’nin karşısında bekleyin. Gelin Kobanê’ye. Zaten sınırların bir anlamı kalmamıştır. Türk devleti Kobanê halkımız kendisini korumak amacıyla Kuzey’e geçmek istediğinde bırakıyor; ama gençler dönmek istediği zaman önünü alıyor. Bu düşmanlıktır. Halkımız bunu kabul etmemelidir. Kendini o sınıra vurmalı ve diğer tarafta durmalı. Onbinler değil yüz binlerin orada toplanması gerekiyor.
Kürt siyasetçileri, aktivistleri ve gençlik hareketi bilmeli ki bizzat kendileri gidip katılmadıkları sürece destekleri aktif bir pozisyon almaz. Kuzey gençliği gidip savaşa bizzat katılmalıdır. Komalên Ciwan ne güne kalmış! İnmeleri gerekiyor. Eğer yol olsaydı ve HPG gidebilseydi ben bunu demezdim. Bunu herkesin bilmesi gerekiyor. Ama yol yok. Fakat gençler oradan gidebilir. Bu tarihi bir görevdir.
Kobanêli gençlerden savaşanlar zaten savaşıyorlar. Ancak ben buradan aileleriyle birlikte Kuzey’e geçenlere sesleniyorum: Dönün Kobanê’ye. YPG’li arkadaşlarınız savaşıyo; gidin onların yanına. Savaşmazsanız bile mevzi kazın; onlara su taşıyın.
Artık bu vahşi çetelerin Kürdistan’dan atılması gerekiyor.
Bu direnişin kazanacağına inanıyoruz. Şimdiye kadar gösterilen direniş bizim bu umudumuzu daha da büyütmüştür. Kimse de merak etmesin, Kürt halkı bu saldırılara karşı geri adım atmaz.”
BRÜKSEL