
Halk Savunma Merkezi Komutanı Murat Karayılan, 15 Ağustos Atılımı'nın bugünkü çözüm sürecini ortaya çıkardığını belirterek, yıllardır mücadelesi verilen kalıcı barışın sağlanması için hükümetin ciddi yaklaşması ve ikinci aşamanın gereklerini yerine getirmesini istedi. Karayılan, ''Süreci ciddi anlamda riske eden bir anlayış ve yaklaşım söz konusudur. Böyle çözüm zihniyeti oluşamaz. Biz barışacaksak, arada karşılıklı güven olması gereklidir; güven arttırıcı adımların hemen atılması gerekmektedir'' dedi.
Halk Savunma Merkezi Komutanı Murat Karayılan, 15 Ağustos Atılımı'nın 29. yıldönümü nedeniyle ANF’ye verdiği özel röportajda, tüm Kürt halkının diriliş bayramını kutlayarak, ''15 Ağustos, gerçek bir ulusal-demokratik bayramdır. Bu nedenle tüm Kürdistan'da 'Diriliş Bayramı' olarak karşılanması yaygınlaşması kadar doğal bir şey yoktur'' dedi.
15 Ağustos'un Kürtlere yönelik soykırım, asimilasyon ve bir halkı yok etme politikalarına karşı geliştirildiğini vurgulayan Karayılan, 15 Ağustos Atılımı'nın öncelikle insani ve vicdani boyutunun görülmesi gerektiğini söyledi. ''15 Ağustos Atılımı'na sadece bir silahlı mücadelenin başlatılması olarak bakılamaz. Bu tür bir bakış açısı çok dar olur'' diyen Karayılan, ideolojik, siyasi, sosyal ve kültürel boyutları görülmeden 15 Ağustos Atılımı'nın özünün anlaşılamayacağını belirtti. Karayılan, ''Kürt halkının kendisine dayatılan köleliğe sıkılmış bir kurşundur. Sömürgecilik şahsında köleliğe karşı başlatılmış bir çağdaş isyandır. Ama her şeyden önce vicdani ve insani bir boyutu olan tarihi bir insanlığa sahip çıkma adımıdır'' şeklinde ifade etti.
Diriliş devrimine dönüştü
15 Ağustos Atılımı'nın Türk devletince kavranamadığını, klasik bir ayaklanma olarak değerlendirildiğini vurgulayan Karayılan, PKK içerisinde de ilk yıllarda bu atılımı boşa çıkarmaya yönelik tutumların olduğunu, buna rağmen gerilla hamlesinin başarıya ulaştığını dile getirerek, o dönemi anlattı: ''Özellikle Egîd yoldaşın öncülüğünde başlatılan hamlenin başarılı bir biçimde pratikleşmiş olması ve ilk adımın doğru yerli yerine oturtulması, gereken mesajı vermişti. Ama sonrasında devamı istenilen düzeyde getirilemedi. Bir taraftan Önderliğin bu çizgiyi doğru pratikleştirme mücadelesi, öbür taraftan da çeşitli biçimlerde ortaya çıkan çeteci yaklaşımların kendini dayatmaları ve saptırma çabaları biçiminde gelişen bir iç mücadeleyle 15 Ağustos'un devamı olarak gelişen bir gerilla süreci vardır. Yine bununla birlikte devletin uyguladığı, çok zorbaca şiddete dayalı yok etme pratiği ve operasyonları vardı. Bütün bunlara rağmen gerillanın Kürdistan'da oturtulmuş olması, 15 Ağustos Atılımı'nın bir diriliş devrimine dönüşmesine yol açmıştır.''
Yeni bir milat
Karayılan, 15 Ağustos Atılımı'nın Kürt halkı için yeni bir milat olduğunu, kendisiyle birlikte sosyal bir devrimi de gerçekleştirdiğini dile getirdi ve ekledi: ''Düşünce devrimini yaratan, toplum içerisindeki tüm zayıflıkları güce dönüştüren, başta Kadın Özgürlük Hareketi olmak üzere çok çeşitli dinamikleri açığa çıkaran ve çağdaş bir bakış açısıyla Kürt toplumunu yeni sürece taşıyan önemli bir rol oynadığı açık bir gerçektir. Bu gelişme sadece Kürt halkı için değil aynı bölgedeki tüm Ortadoğu halkları içinde olumlu sonuçlar yaratmış ve Kürdistan'ı bölgede kardeşlik, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin merkezi haline getirmiştir.''
Tüm Kürdistan'ı etkiledi
Kürt toplumundaki bütün geriliklere karşı amansız bir mücadele verilerek bugünkü ulusal-demokratik zemin yaratıldığını, ulusal birlik ruhunun geliştirildiğini vurgulayan Halk Savunma Merkezi Komutanı Karayılan, 15 Ağustos Atılmı'nın bugünkü Ulusal Kongre çalışmaları ve Rojava Devrimi'nin alt yapısını da oluşturduğunu söyledi. ''15 Ağustos Atılımı'nın sadece Kuzey'de değil, tüm Kürdistan parçalarında yarattığı önemli sonuçlar, ortaya çıkardığı kazanım ve değerler vardır'' değerlendirmesine bulunan Karayılan, ortaya çıkan kazanımlarla Kürt halkının bugün Ortadoğu'da temel bir aktör haline gelerek, çözümü gündemleştirdiğine işaret etti.
Çözüm arayışları yanıtsız kaldı
15 Ağustos'un başarısının gelişen gerilla mücadelesiyle keskinleşerek '90'lı yılların başında toplumsallaştığını, Kürt sorununu Türkiye ve dünya gündemine taşığını kaydeden Karayılan, ''Bu anlamda 15 Ağustos Atılımı, esas itibarıyla '93'lerde başarısını kesinleştirdi'' dedi. Karayılan, bu dönemde gündeme gelen ateşkes ilanı ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın çözüm arayışlarına da işaret ederek, bu girişimleri, ''Önder Apo, barışçıl bir demokratik çözüm için Mart 1993'te ilk ateşkesi ilan etti… Yani Kürt sorununda demokratik çözüm sürecinin zeminini 15 Ağustos Atılımı ilk 9 yılda yaratmış ve silahlı mücadele rolünü tamamlamıştı. Demokratik çözüm olabilirdi fakat uluslararası güçlerin Kürt sorununun çözümünü çıkarlarına uygun görmemesi ve içteki Ergenekoncu yaklaşımın tutumları nedeniyle geçmiş 20 yıllık süreç boyunca ortaya çıkan çözüm fırsatları hep heba edilmiştir. Önderliğimizin bu yönde gerek İmralı'da gerekse de İmralı'ya girmeden önce çok yönlü çabaları ve onlarca kez yayınladığı çözüm deklarasyonları olmuştur. Ancak sürekli bir biçimde karşılık verilmeyen, tek kalan çabalar olarak kaldığı için çözümü gerçekleştirmeye yetmemiştir'' şeklinde açıkladı.
'Barış sürecinin zeminini hazırladı'
Halk Savunma Merkezi Komutanı Murat Karayılan, bu yıl bir kez daha gündeme gelen çözüm sürecinin de bu arayışların bir devamı olduğunu belirterek, ''Elbette ki 15 Ağustos atılım ruhu bu sürecin zeminini yaratmış ve açığa çıkartmıştır. 15 Ağustos Diriliş Devrimi'nin dayandığı bir felsefe vardır. Bu felsefenin yarattığı irade ve yükselttiği direniş, bugünkü çözüm sürecinin yeniden gündeme gelmesini sağlamıştır'' dedi. Karayılan, 2013 yılı Newroz'unda başlatılan çözüm sürecinin risklerine de dikkat çekti:''Gelinen noktada da yine Önderlik çabalarının karşılıksız kalma riski var; ortaya çıkmış olan bütün olumlu çözüm koşullarına rağmen çözümsüzlükte direnen, bunda ısrar eden devlet ve hükümet içindeki bir zihniyetin diretmesi ve çözüme gelmemesi durumu da var.''
'Hükümet ciddi yaklaşmalı'
Sürecin oldukça kritik bir aşamaya geldiğini belirten Karayılan, hareket olarak yapılması gerekenleri yerine getirdikleri halde, hükümetin buna karşılık ikinci aşamada atılması gereken adımları atmadığını vurguladı. ''İşte bu, kendisiyle birlikte sorun yaratıyor; kritik bir sürece girildiğini gösteriyor'' sözleriyle sürecin risklerine dikkat çeken Karayılan, şu uyarılarda bulundu: ''Önderliğimizin ve hareketimizin belirttiği o tarihler, sürecin çözüme gitmesi, ikinci aşamanın gereklerinin yerine getirilmesi ve üçüncü aşama olan normalleşme sürecine geçilmesi içindir. Bu yönlü açıklamalar mutlaka ciddiye alınması gereken ciddi açıklamalardır. Biz süreci öyle belirsizlik içinde bırakamayız. Bu, Türkiye'nin yüz yıllık bir sorunudur. Biz bu sorunun bir tarafı olarak üzerimize düşenleri yapıyoruz; senin de yapman gerekenler vardır. Bu kadar açık ve net. Belirtilenlerin çerçevesi budur… Samimi olunmalı ve güvene dayalı hareket edilmelidir. Yani bu konuda AKP'nin mevcut yaklaşımları çok problemlidir. Süreci ciddi anlamda riske eden bir anlayış ve yaklaşım söz konusudur. Böyle çözüm zihniyeti oluşamaz. Biz barışacaksak, arada karşılıklı güven olması gereklidir; güven arttırıcı adımların hemen atılması gerekmektedir. Ama bu yok. Güven değil uygulamalarla güvensizlik derinleştiriliyor.''
Oyalama kabul edilemez
Halk Savunma Merkezi Komutanı Murat Karayılan, çözüm sürecinin kalıcı bir barışı sağlayabilmesi için müzakerelerin önemine de dikkat çekerek, hükümetin oyalama ve sürece yayma politikasından vazgeçmesini istedi. Karayılan bu yaklaşımlara yönelik tutumlarını ise şöyle ifade etti: ''Bunu yapmayıp da sürece yayma ve tekrardan ileri geriye çekerek oyalama taktiklerini uygulama bizim tarafımızdan kabul edilemez. Çünkü biz bu dereden çok geçtik. Bütün yetkililerin şunu bilmesi lazım: Biz kandırılmaya ve oyalanmaya gelecek bir hareket değiliz; Önder Apo da oyalanmaya gelecek bir önderlik değildir. Bizdeki eğilim, Kürt sorununu Türkiye'yle çözmedir ama bunun için Kürt halkını tanıyan, dilini ve kültürünü kabul eden, statüsünü belirleyip yönetim ve irade olmasını öngören bir çözüm zihniyetine ihtiyaç vardır. Böyle olursa elbette ki Türkiye güçlenir. Bu, kalıcı-gönüllü birliğin zihniyetini yaratır.''
Kalıcı çözüm zemini geliştirilmeli
Barış sürecinin gereklerinin yerine getirilmemesi durumunda tehlikeli bir sürece girilebileceği uyarısında bulunan Halk Savunma Merkezi Komutanı, hükümetin atması gereken adımları şöyle özetledi: ''Hükümet Kürt sorununu çözmek istiyorsa, tarihin bu önemli aşamasında cesaretli yaklaşmalı, adım atmalı ve bunu Önderliğimizle diyalog içerisinde, bir proje çerçevesinde pratikleştirerek kalıcı çözümün zeminini geliştirmelidir. Halkımızın beklentisi de budur. Eğer bu olmazsa o zaman bu süreç tıkanır ve tıkanmasından biz sorumlu olmayız. Çünkü biz üzerimize düşenlerin gereklerini yerine getirdik. Gereklerini yerine getirmeyen taraf, bu sorunun tıkanmasından sorumlu olan taraf olacaktır.
Zafer Rojava'nın olacak
KCK Genel Başkanlık Konseyi Üyesi ve Halk Savunma Merkezi Komutanı Murat Karayılan, Rojava'daki saldırıların “Kürt iktidarlaşmasını boğmaya dönük bir plan çerçevesinde geliştirildiğini” belirterek, biçbir gücün Rojava halkının direnişi ve YPG karşısında başarılı olamayacağını belirtti. Karayılan Rojava'da Kürt halkının özgürlüğü ve iradesine yönelik bir tahammülsüzlük olduğunu belirterek, buna karşı Kürt halkının onurlu bir mücadele ve savunma savaşıyla ile kazanımlarını koruduğunu söyledi. Halk Savunma Birlikleri'nin (YPG) bu mücadele ile ortaya çıktığını vurgulayan Karayılan,''YPG'nin bu kadar güç kazanmasının temel nedenlerinin başında hiç kuşku yok ki Kürtlerin varlığını korumaya dönük sergilediği kahramanca direniş geliyor'' dedi.
Karayılan, Türkiye'nin Kürt karşıtı politikasından vazgeçmesini isteyerek, ''Şimdi Salih Müslim tekrar Türkiye'de. Eğer Türkiye bu konuda mevcut politikasını değiştirir, birinci görüşmedeki gibi politik yaklaşarak havuç-sopa politikasını yürütmezse, gerçekten Kürtlere düşmanlık yapmaktan vazgeçerse, Rojava'daki bu çatışma 2 gün içinde durur. Tabii Türkiye'de böyle bir fikir değişikliği yaşanırsa, bunun aynı zamanda Kuzey'deki sürecin de ilerlemesinde de rolü olur'' değerlendirmesinde bulundu.
Katliam Türkiye'nin silahlarıyla yapılıyor
KCK Genel Başkanlık Konseyi Üyesi ve Halk Savunma Merkezi Komutanı Murat Karayılan, Türkiye'nin çete gruplara verdiği desteğe de işaret etti. Rojava'daki Kürtlere yönelik katliam politikasının devreye konulduğunu belirten Karayılan şöyle ifade etti: ''El Nusra Amerika'nın terör listesinde olmasına rağmen Amerika'dan, Batı'dan ve diğer ülkelerden gelen yardımı ÖSO El Nusra ile paylaşmaktadır. Her yerde iç içedirler. Birlikte Kürtlere karşı savaşıyorlar; tüm silahları da paylaşıyorlar. Böyle ilginç bir denklem oluşmuş. Kimin eli kimin cebinde belli değil.. Türkiye'nin yardımlarıyla bunu yapıyor. Yani bu biçimde karmaşık bir durum söz konusudur ve bunun hepsini Kürtlere yönlendirme durumu var. Şimdi bu gruplara silah veren AKP yönetimi, bu olaylar karşısında ne düşünüyor acaba? İyi biliyorum ki Sayın Ahmet Davutoğlu bir yıldan fazla bir zamandır özel olarak bu güçlerle ilgileniyor ve PYD ile YPG güçlerinin bastırılması için şimdiye kadar çok özel çabalar da sergiledi. Şimdi acaba bu Til Eran'da yapılanlar karşısında vicdanı sızlıyor mu diye merak ediyorum? Orada Kürtlere karşı bir katliam politikası vardır ve bunu Avrupa'nın, yine Türkiye'nin verdiği silahlarla yapıyorlar. Bu anlamda Türkiye'nin yani AKP'nin ve Avrupa'nın bugüne kadar Til Eran ve Til Hasil'da olanlara karşı sessiz kalması, nasıl izah edilebilir? Suç ortaklıklarının açığa çıkmasından korktukları için mi sessiz kalıyorlar? Ama bu tarihi gerçeklerin üstü örtülemez. Bu bir hakikattir; mutlaka açığa çıkacaktır. Orada mazlum Kürt halkına karşı büyük bir zulüm uygulanmaktadır.
Zafer Kürtlerin
Karayılan bu saldırıların Rojava'da Kürt halkının özgürlüğü ve kazanımları engelleyemeceğine dikkat çekerek, şöyle dedi: ''Derin yurtseverlik duygularına sahip olan Rojava Kürdistanı'ndaki halkımızın büyük bir fedakarlık ve kahramanlıkla bugüne kadar direndiği gibi bundan böyle de direneceğine ve yiğit YPG militanları öncülüğünde direnişini zafere taşıyacağına güçlüce inanıyorum. Özellikle YPG'nin kazanmış olduğu mevcut tecrübeden sonra, pratik de ortaya çıkardı ki hiçbir gücün saldırısı Rojava halkının direnişi ve YPG savaşçılarının göstermiş olduğu savaş performansı karşısında başarılı olamaz. Başarı ve zafer kesinlikle Rojava halkının olacaktır.''
ANF/BEHDİNAN