Frankfurt’ta devam eden Uluslararası Araba Fuarı, büyük protestolara sahne olurken, fuarda karbon salınımının azalacağına dair tek bir iz yok. Araba firmalarının vaadleri ise oyalamaya yönelik sarfedilmiş gerçekdışı sözler.

AZİZ OĞUR / FRANKFURT

Kapitalist sistemin yarattığı doğra tahribatı ve ekolojik mücadelenin önemi ve çevre bilincinin vardığı düzeyin anlaşılmasında Frankfurt’ta devam eden Uluslararası Otomobil Fuarı (Internationale Automobil-Ausstellung-IAA) önemli bir örnek teşkil etti. Dünyanın en önemli organizasyonlarından sayılan iki yılda bir düzenlenen IAA için yıllar yılı yapılan konuşmalarda Frankfurt belediye başkanları “böyle büyük ve önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptığımız için gururluyuz” diyordu. Ancak bu yıl muhtemelen böyle bir organizasyona ev sahipliği yapmak zorunda oldukları için “utanç” duyduklarını söylemesinden korkulan Frankfurt Belediye Başkanı Peter Feldmann’ın konuşması programdan çıkarıldı. Frankfurt’a yakın kentlerden Darmstadt belediye başkanı da fuara katılmadı. Tüm yorumlar IAA-2019’un son fuar olacağı yönünde.

Birçok çevre örgütü protesto ediyor

Greenpeace gibi çevreci örgütlerin öncülüğünde ise fuar başladığı günden beri yoğun katılımlı ve etkili protestolar eylemleri yapılıyor. Bütün bunlar çevre bilincinin en azından Avrupa’da nasıl bir gelişim arzettiği ve ekolojik mücadelenin önümüzdeki süreçte insanlığın temel mücadele alanlarından biri olacağının işaretleri oluyor aynı zamanda. Çevre örgütleri ve iklim aktivistleri, karbon salınımını kısıtlamayan araba firmalarına tepkilerini göstermek için binlerce kişinin fuar etrafını bisikletlerle sardığı ve 20 binin üzerinde kişinin yürüyüşe katıldığı Cumartesi günü 17 euroluk giriş bileti ile çevrecilerin protestolarının hedefi olan Uluslararası Otomobil Fuarı’nı gezmeye karar verdim. Daha önceki fuarlara oranla ziyaretçi sayısı çok azdı. Özellikle tüm otomobil üreticilerinin ‘elektrikli’ otomobillere geçiş beyanlarının fuara yansımasının bende yarattığı heyecan da vardı. En başından itiraf etmeliyim ki çevrecilerin eylemlerinin ne kadar haklı olduğunun teyidi oldu fuar gezisinin sonucu.

Elektrikli araç illüzyon mu?

Avrupa Birliği’nin aldığı kararlar ve yerel yönetimlerin başta dizel motorlar olmak üzere fosil yakıt ile çalışan araçlara yönelik kısıtlamalar üzerine hemen hemen tüm araba markaları elektrikli araç üretimine geçeceklerini beyan ettiler. Ancak ‘elektrikli araç’ diye fuara getirilen araçlar koruma alınarak ziyaretçilerin sadece uzaktan bakmasına izin verildi. Dıştan uzay çağını andıran tasarımlar, ayna yerine kameraların kullanıldığı teknolojik araç izlenimi verilen modeller, tamamen konseptlerden oluşuyordu. Yani güzel görünen ambalajın içinde ne olduğu anlaşılmayan ve büyük bir ihtimalle tamamlanmayan, içleri boş sözde geleceğin elektrikli araçları…

   

Kimi yeni araç markaları da gizimli bir şekilde sergilendi. Sadece yanlarında duran görevlinin vereceği bilgiler ya da tabletten okunabilecek kısıtlı bilgiler ve uzaktan bakmakla yetinilen ‘konsept’ araçların sergilenmesi; üretici markaların ‘elektrikli araç üretiminde biz de varız’ imajını empoze ederek, mevcut araç stok ve üretimlerini tüketme çabasından başka bir şeye benzemiyordu.

Fuar zenginler için

Frankfurt Fuarı’nın en büyük alanlarından biri zengin koleksiyoncular için satılan antik, özel üretim ve ultra-lüks araçların pazarına dönüştürülmüştü. Milyon euro civarında etiketlendirilen araçların neredeyse yüzde 90’nı satılmıştı bile. Fuardaki tek yenilik büyük markaların zenginler için hazırladığı yeni lüks serileri idi. Ellerindeki özel fırçalarla şaşaalı araçların üzerine düşen toz zereciklerini toplayan kravatlı görevlilerin bulunduğu lüks araçlar görsel efektler eşliğinde sunuluyordu.

Dijitala hapsedilen insan

Dijital teknolojinin ulaştığı noktayı Mercedes’in 40 milyon euro harcayarak tasarladığı bölümde görmek mümkündü. Dijital efektler, sesler, renkler ve kinetik enerji ile çalışan sensörler, ziyaretçiyi adeta digital olanın içinde hapsederek, var olan gerçeklikten kopararak onlara büyük atılım yapacakları empoze ediliyordu. Reklamlarında oynatılan manken ve modellerin teatral şovları da gençleri etkilemeye yönelik olduğu aşikardı.

Almanya’nın Türkiye’ye tavizkar politikalarının lobi çalışmasını yapan Porsche’nin yöneticisi Uwe Hück’un AKP ile özel münasebetleri Ankara-Berlin krizi döneminde Erdoğan ile yaptığı görüşmeler ve girişimler kamuoyuna yansımıştı. Türkiye pazarı ve AKP’nin yarattığı zengin müşterilere göz diken Porsche, fuarda sergilediği ‘Taycan’ serisi ile AKP’ye yaranma çabasını yeni bir boyuta ulaştırarak, yeni aracına Türkçe isim verdi.

Orta sınıf için değişen bir şey yok

Bir çok otomobil markası zaten fuara katılmamıştı. Daha önceki yıllarda büyük bir alanı kapatan kimi markalar ise dar bir alanla sınırlı kalmıştı. Fuarın en ilginç yönü ise hemen hemen hiç bir markanın orta sınıfın kullanacağı yani standart araçlarında piyasada var olan çizginin dışına çıkmamış olmaları. Yani mevcut durumda piyasaya sürülen tasarım, seri ve modellerin ufak rütuşlar dışında yenilik adına bir şey görmek mümkün değildi.

Otomotiv sektörü krizde

Uzay çağı tasarımlı ve uzaktan gösterilen elektrikli otomobil konseptinin varken lüks-pahalı araçlar dışında diğer araçlarda bir yenilik yapılmamış ve tüketiciye var olan seriler ile bir kaç yıl daha yetinmelerinin gizli mesajı verilmiş oldu.

Aslında bu aynı zamanda otomobil sektörünün içinde bulunduğu handikapı da gösteriyor. Yani yenilenme ve elektrikli üretime geçiş çok pahalı olacağı aşikar. Bir çok marka var olan stoklarını ve bir süreliğine piyasaya sürecekleri araçlardan azami kar elde etmeyi hedefliyor. Sıfır araçlarda bile yan sanayi parçalar ve kaliteyi düşürerek bunu sağlamaya çalışıyorlar. Eskiden 70 bin km dayanan fren balataları 20 bin km’de, bir kaç sezon giden lastikler bir sezonda aşınıyor. Motor ve diğer ekipmanlar da özellikle Çin, Kore gibi ülkelerden en ucuza mal edilerek kullanılıyor.

Sonuç olarak otomotiv sektörü de smart modele geçen telefon sektörü gibi olacak. Otomotiv piyasası da bir kaç büyük markanın tekelinde olacak. Diğerlerinden bir kısmı önce Avrupa piyasasından çekilecek ve zamanla ortadan kalkacak. Bir kısmı ise otomobil üretimini durdurarak uçak, gemi motorları ve askeri sektöre yönelecek.

Eylemler devam ediyor

Doğaya verilen zararın boyutu ve gelişen çevre bilinci ilerici insanlığın ünümüzdeki süreçte ortak mücadele alanın ekoloji olacağını gösteriyor. Tüm işaretler süreç içerisinde çevreye zarar vermeyen araçların üretiminin zorunlu hale geleceği yönünde. Ne kadar illüzyon yapılırsa yapılsın, 0 karbon salınımı konulu fuar reklamı yapılsa da, karbon salınımının azaltılacağına yönelik fuarda herhangi bir iz yoktu. Yine tüm işaretler önümüzdeki süreçte bisikletin demokratik uygarlığın bir simgesi haline geleceği.