
Bilim-Teknik GÜNDEMİ
Bilim insanları küresel ısınmanın en büyük sorumlusu olarak atmosferdeki artan karbondiyoksit oranlarını gösteriyor. Bugünlerde bilim dünyasında atmosferdeki fazla karbondiyoksit için ilginç bir öneri tartışılıyor.
İzlanda’da bilim insanlarının yaptığı bir deneyde yeraltındaki bazalt kayaların içine karbondiyoksit pompalanınca kayalaşıp buraya hapsolduğunu tespit etti. Deneye göre bu küresel ısınma için bir çözüm olabilir.
Deneyi gerçekleştiren İngiltere’nin Southhampton Üniversitesinden Juerg Matter, deney sonucunda bazalt kayaların içine pompalanan karbondiyoksitin kısa bir süre içerisinde karbonata dönüştüğünü ve güvenli bir biçimde depolandığını söyledi. Bilim insanları bu uygulamanın dev ölçeklerde yapılması durumunda atmosferdeki karbondiyoksit seviyesinin belli bir dengede tutulabileceğini düşünüyor.
Özellikle büyüyen bir ekonomiye sahip olan ve yeraltında devasa bazalt kaya rezervleri bulunan Hindistan’da bu tür pompalama istasyonlarının kurulabileceği düşünülüyor.
Karbonat minerallerinin oldukça istikrarlı olduğunu ve güvenli bir depolama yöntemi bulduklarını ifade eden Matter, biraz daha pahalı olan bu yöntemi cazip kılacak bir çok yönü bulunduğunu ifade etti.
Teknoloji ile depolanabilir
Bazalt kayaların içine karbondiyoksit pompalandığında bol miktarda su kullanılması gerekiyor. Kullanılan teknoloji de halihazırdaki karbondiyoksit depolama yöntemlerinden biraz daha farklı. Bu nedenle bu yöntem biraz daha pahalı.
Şu anda dünyada az sayıda karbondiyoksit pompalama istasyonları var. Tümü de gazı tükenmiş petrol ve gaz rezerv bölgelerinin içine pompalıyor.
Matter’a göre bazalt kayanın içine pompalanan karbondiyoksiti kontrol etmek gerekmiyor. Oysa eski gaz ve petrol rezerv alanlarında sürekli kontrol şart.
Bilim insanlarına göre bu teknolojinin kullanımı konusunda yaşanacak gelişmelerle birlikte büyük tartışmalara neden olan küresel ısınma tarih olabilir.
Sellere ne sebep oldu?
Geçtiğimiz hafta Almanya ve Fransa’yı vuran ve en az 10 kişinin ölümüne neden olan sellere neyin sebep olduğu merak konusu. Mevsim normallerine göre altı haftada yağan yağmurun bir günde düşmesine “omega blokajı” denilen bir hava fenomeni neden oluyor.
Bilim insanlarına göre havaların normalden fazla sıcak olduğu dönemlerde havada normalde çok daha fazla su bulunuyor. Buna geniş bir alanda alçak basınç sistemi yaratan “omega blokajı” eşlik ettiğinde çok büyük miktarda yağışlarla karşılaşılabiliyor.
Meteorologlar Atlantik Okyanusu üzerindeki sıcaklık anomalileri, Kuzey Kutbundaki buzullardaki ısı farkı ya da tropikal bölgelerdeki sıcaklık değişimlerinin bu duruma neden olabildiğini ama her zaman bu koşulların oluşması ile omega blokajının ortaya çıkmadığını ifade ediyor.
Beyin kanaması geçirenlere tedavi umudu
ABD’de beyin kanaması sonucu felç geçiren hastalara kök hücre tedavisi oldukça olumlu sonuçlar verdi. Tedavi sonucu tekerlekli sandalyeye bağlı hastaların büyük ilerlemeler kaydettikleri görüldü.
Deneysel tedavi beyin kanaması sonucunda uzuvlarının kontrolünü kaybetmiş hastalar için geçerli. Bu aşamada bilim insanları kazalar sonucu felç kalan hastaların tedavi kapsamında olmadığını ifade ediyor.
Stanford Üniversitesinden Gary Steinberg, deneye katılan ve tedavi öncesinde sadece bir parmağını hafif oynatabilen bir hastalarının yürümeye başladığını ve elini başının üstüne kaldırabildiğini söyledi. Kaliforniya’daki SanBio şirketi tarafından gerçekleştirilen deneysel tedavide beyin kanaması geçiren hastaların beyinlerine kök hücreler düzenli olarak enjekte ediliyor.
Son deneyde tüm katılımcılar ölçülebilir derecede ilerleme gösterdi. 1’in tamamen felç, 100’ün ise tamamen bağımsız olarak değerlendirildiği skalada hastaların skalada ortalama 11.4 artış sağladıkları ve bunun hastaların hayatlarında oldukça dramatik iyileşmelere sebep olduğu bildiriliyor. Deneysel tedavide sağlıklı iki kişiden alınan mezenchymal kök hücreler genetik olarak kodlanıyor ve bebeklerde beynin gelişmesini sağlayan Notch1 geni aktif hale getiriliyor. Bu kök hücreler enjekte edildikten sonra beynin hasarlı noktalarını onarmaya başladıkları görülüyor.
Bilim insanları tedavi yönteminin olumlu sonuçlar vermesi durumunda çok daha geniş hasta gruplarında kullanılabileceğini ifade ediyor.
Bebek bir yıldız!
Avrupa Uzay Ajansı tarafından yayınlanan bu fotoğrafta evrene merhaba diyen bebek bir yıldız, IRAS 14568-6304 görülüyor. Fotoğrafın merkezindeki Circunus bulutunun içinden gözkırpan yıldız 2280 ışık yılı uzakta. Circunus bulutu 180 ışık yılı genişliğinde bir alana yayılmakta. Bilim insanları bu bulut içerisinde 250 bin Güneş gibi yıldız oluşturacak kadar yeterli gaz olduğunu düşünüyor
Negatif düşünce gerekli mi?
Çoğu zaman negatif düşüncelerin sağlığımız için iyi olmadığı söylenir. Ancak bilim insanları negatif düşüncelerin akıl sağlığını korumak için gerekli olduğunu söylüyor.
Sinirlilik, üzüntü, keder yaşamın önemli parçalarından. Birçok araştırma bu duyguların günlük yaşamda belirli düzeylerde yaşanmasının akıl sağlığını koruduğunu gösteriyor. Psikolog Jonathan M. Adler’e göre bu duyguların bastırılması hoşnutluk hislerimizi çürütebilir. Adler, hayatın sunduğu karmaşık ve farklı duyguları kabul etmenin insanın düşünsel olarak güçlü olmasının en önemli anahtarlarından biri olduğunu savunuyor. Mutluluk, pozitif duygular ve düşünceler de akıl sağlığını koruyor. Ancak yaşamı, yaşamın getirdiği olumsuz duyguların perdelenmesi kişi için ciddi sonuçlara neden olabilir. Bilim insanları negatif düşünce sistemini yoğun bir şekilde bastıran insanların daha az başarılı olabileceklerini düşünüyor.
Adler ve Hal E. Hershfield yaptıkları bir araştırmada duygusal tecrübelerdeki çeşitlilik ile akıl sağlığı arasındaki bağlantıyı ele aldı. Denekler üzerinde 12 psikoterapi oturumu yapan iki bilim insanı negatif düşüncelerle pozitif düşüncelerin harmanlandığı kişilerin daha iyi bir akıl sağlığı işaretleri gösterdiğini tespit etti.
Yine negatif düşünceler birçok insan için olumlu sonuçlar doğuruyor. Adler’e göre bu tür insanlar daha fazla sağlık kontrolleri yaptırıyorlar, beslenmeleri ve yaşamlarını düzenleme konusunda daha dikkatliler.
Adler, negatif düşünce ve duygulardan kaçmak yerine onları kabul etmemiz gerektiğini savunuyor.