Kardeşim olmayan 'Türk'
Forum Haberleri —

Rojava
- Kürt siyasetçi, aydın ve entelektüellerin, yeni duruma göre konuşması ve yazıp çizmesi; Kürt siyasi yapıların, basit hesaplara düşmeden bu gelişmeye yön vermesi gerekiyor.
CİHAN EREN
Kürtler, duygu ve düşüncede niteliksel bir gelişme yaşıyor. Türk devletinin, dinci çeteler eliyle yürüttüğü Rojava'ya saldırı, Kürtlerin ulusal birlik bilincinde niteliksel bir gelişmeye yol açtı. Kürt siyasi yapılarının, bu yeni durumu cesaretle yönetmesi, meşru müdafaa çizgisinde örgütlemesi ve demokratik toplum olarak kurumlaştırması görevi vardır.
Kürdistan'ın diğer parçalarında ve yurt dışındaki Kürtlerin ayağa kalkışı, Rojava ile dayanışmayla sınırlı eylemler değildir. Gösterilerde haykırılan ‘Kürtler ve Kürdistan, bir ve tektir’ sloganı, Kürt halkının eski bir duygusu ama üst düzeyde politik bilince dönüşmüş olmasıyla yeni bir düşüncedir. Bu sosyo-psikolojik durum ve toplumsal bilinçlenmenin çok iyi anlaşılmasına ihtiyaç vardır. Kürt siyasetçilerinin, aydın ve entelektüellerinin bu yeni duruma göre konuşması ve yazıp çizmesi gerekiyor.
Yeni durumun parametreleri
* Partilerin ve parçaların siyasetini aşan ve tüm Kürtlere ve Kürdistan'a hitap eden bir ulusal hareket durumu yaşanıyor. Bu gelişme, DAİŞ saldırıları döneminde de belli oranda yaşanmış, Rojava Devrimi'ne yol açmıştı. HTŞ, DAİŞ ve TC saldırıları karşısında gelişen ve niteliksel olarak yenilik barındıran bu Kürt ruhsal ve düşünsel hali, Kürt halkının haklarını garantileyecek bir potansiyel içeriyor. Unutmayalım ki; yeni durum, çok daha ulusal ve bilinç yüklü olması hasebiyle bir önceki gelişmeden niteliksel olarak ayrışıyor.
* Kürdistan'ın herhangi bir parçasında etkili olan siyasi yapıların, diğer Kürt grup ve yapılara karşı kullandığı dil pozitiftir. Bu, KNK gibi daha kapsayıcı ve bütünleştirici ulusal birlik örgütlendirilmesine güçlü zemin hazırlıyor. Bu anlamda ulusal birlik için iç ve dış koşullar, 2013’teki süreçten daha uygundur.
* Her parçadaki Kürtler, diğer parçadaki Kürtlerin siyasi taleplerine kayıtsız kalmayı aştı. Kürt bireyler, halk olarak tüm Kürtlerin siyasi haklarının yasal güvenceye kavuşmasını yüksek sesle talep ediyor. Rojava etrafında yaşananlar, bu gerçekliğin tezahürüdür.
* Kürtler, demokratik siyasi bir sistem içinde kendilerini yönetmek istediklerini ilk defa bu kadar yüksek sesle hep birlikte dile getirmeye başladı.
* Kürtlerin genelinde ama özellikle de Başûr’da ulusal düzeyde politika yapma bilinçlerinde yeni gelişmeler ortaya çıktı.
* Tüm bu gelişmeler, Rojava Devrimi ve direnişi etrafında yaşanıyor ve gıdasını onun ruhundan alıyor.
* Kürtler, ilk defa Arap ırkçı ve milliyetçiliğinin Arap selefiliğinden, Türk ırkçı ve milliyetçiliğinin de Türk-İslam sentezinden beslendiğini bu kadar çıplak görüyor. Kürtler, Arap selefiliğinin ve Türk-İslam sentezinin aynı zamanda Kürt soykırım ideolojileri olduğunu daha iyi fark etti. Rojava'da yaşananların Kürt-Arap savaşı ve çatışması değil, Türklerin Kürt halkına saldırısı olduğunu fark etmiş bulunuyor. Tüm bunlar, Kürtlerde iktidar İslam'ı ciddi sorgulamaya yol açtı.
İş, Kürt siyasetine kalıyor
Bütün bu gelişmelerin önemi, nitelikli politik bilince ve pratik eyleme dönüşmüş olmasıdır. Bundan sonrası iş, Kürt siyasetine kalıyor. Kürt siyasi yapılarının basit hesaplara düşmeden bu gelişmeye yön vermesi gerekiyor.
Unutulmamalıdır ki; başını Türk devletinin çektiği karşıtlar da Kürtlerin kazanımlarını sekteye uğratmak ve yok etmek için yoğun çalışıyor.
Kürtlerin Kuzey ve Doğu Suriye'de alan kaybettiği söyleniyor. Yine coğrafik sınırlar odaklı değerlendirmelerle Kürtlerin ideolojik ve politik etkisi küçük gösterilmeye çalışılıyor. Bu tür değerlendirmeler, vatan bilinci ve kültürü sorunlu Türk egemenlerinin ideolojisinin ürünüdür. Kürtler, binlerce yıldır anavatanları Kürdistan'da yaşıyor ve Arap topraklarını işgale gitmedi. Rojava Devrimi'yle sadece tüm Suriye'yi demokratikleştirecek bir proje önerdi. Bu projenin tohumları Arap halkı içinde yeşermiş olup mücadelesi sürecektir. Örneğin son saldırılarda en az 200 Arap savaşçının QSD saflarında şehit düştüğü söyleniyor.
Düşman ve düşmanlık sponsoru
Şam yönetimi ile görüşmeler sürüp kısmi anlaşmalar yapılmışken, Arap bölgelerindeki QSD güçlerine saldırmak, HTŞ, DAİŞ ve TC şer ittifakının, Kürt-Arap düşmanlığı yaratmak ve Kürt soykırımı yapmak amaçlı bir taktiğiydi. Bu, daha önce TC’nin DAİŞ eliyle yapmaya çalıştığı şeydi. QSD Komutanlığı geri çekilerek bu Osmanlı oyununu bozunca bu defa Türk özel savaş aygıtı, QSD’nin dağılmasından, savaşacak durumda olmadığından dem vurmaya başladı. Bu propagandayla Kürtlerin DAİŞ’e karşı zaferinde yarattığı itibarı zedelemeye çalışıyorlar.
TC, Kürt düşmanlığını hem sürdürüyor hem de sponsorluk ediyor. Türk özel savaş elemanı olduğunu bildiğimiz odakların ve bu odakların yönlendirmesi altındaki kimi grup ve şahsiyetlerin, Kürtlere kurmaya çalıştığı tuzağın bir ayağı da ‘halkların kardeşliği dedik Araplar bize ihanet etti ve demokratik ulus ile Kürtler kaybetti’ şeklinde formüle ettikleri propagandadır. Bu, Kürtlerin stratejisine saldırıdır, ancak Kürtlerdeki politik bilinç, Kürtlerin ezici çoğunluğunda Arapları değil, Türkleri düşman görmeye yol açıyor. Bu, doğru bir duygu ve bilinçtir. Türk özel savaş rejiminin, Kürtlerin Şam yönetimi ve selefi çeteler yerine Arap halkına düşman olmasını istediği, Kürt halkında biliniyor.
TC’nin Suriye politikasından ötürü Kürt halkının ortak duygusu ve düşüncesi olmaya başlamış ve giderek daha yüksek sesle dillendirilen şu cümleyi büyük harflerle herkesin dikkatine sunmak istiyorum: BU 'TÜRK', BENİM KARDEŞİM DEĞİL, DÜŞMANIMDIR.







