Kayyum atanan 28 belediyenin 24'ünün web sitesi kapatılmış. Hepsi de DBP belediyeleri. Web sayfalarını tıkladığınızda "Site güncelleniyor" ya da "Site geçici olarak bakıma alınmıştır" yazısı çıkıyor. Kayyum atanan 3’ü AKP, biri MHP’li 4 belediyenin resmi web sayfasında ise böyle bir durum yok. Onlar da kanunsuzca görevden alındılar. Fakat fikriyatta süreklilik olduğundan bu sitelere dokunmamışlar. Ne de olsa bu belediyelerde yönetim anlayışında, rant, doğa talanı ve sömürü meselesinde kayyum atayanlarla atananlar arasında esasta bir fark bulunmuyor.
Fakat Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) belediyeleri öyle mi? "İnternet Sitemiz Güncelleniyor" yazan Cizre Belediyesi sayfasında silmeyi unuttukları "Demokratik, Ekolojik ve Cinsiyet Özgürlükçü Yerel Yönetim" cümlesi pek çok şeyi açıklıyor.
Kayyum atanan 24 yerel yönetimde ve aslında toplamda 102 belediyede yapılmak istenen toplumsallaşan kendini kentini yönetme arzusunun bütün izlerini hızla silebilmek. 12 Eylül darbecilerinin ardılları yurtsever devrimcilerin ilmek ilmek ördüğü özgün yerel yönetim deneyimlerini, giderek daha da güçlenen halkların öz güven ve iradelerini sıfırlama peşindeler. Onlara göre demokratik öz yönetim deneyleri biriktiren, politik talepleri ve irade beyanları ile örgütlü güce dayanan bu siyaset artık çok oluyor. Üstelik bugün mahkemesi olan Cerattepe'de olduğu gibi toprağını şirketlere karşı savunan başkalarına da örnek oluyor.
Görünen o ki, "güncellenmek" ya da "bakıma alınmak" istenen giderek güçlenen halk iradesi karşısında kırılıp dökülen ceberut devlet iktidarı. Halk iradesi, yerel denetim, yönetimi etkileme gücü, kenti birlikte yönetme arzusu, Fatsa deneyimini dahi aşan özyönetim deneyleri onları zorluyor. Statükonun çürüyüp dökülen, artık dikiş tutmayan duvarlarının halklar tarafından tekmelenmesi egemenleri korkutuyor. O yüzden anti demokratik temelde halklara karşı birleşiyorlar. Fiilen 12 Eylül darbe dönemi fabrika ayarlarına direksiyon kırabiliyorlar.
Kayyum kadınlara da darbe
Fakat şu işe bakın. Her biri yüzde 50’lerin üstünde oy alarak seçilmiş yerel yönetimlerden bahsediyoruz. Bunlardan Cizre Belediyesi’nde alınan oy oranı yüzde 81. Her yerel yönetimin bir kadın eşbaşkanı bulunuyor. Kadınlar, emekçiler ve gençler burada kendine yer bulabiliyor.
Sadece sandıktan sandığa bir araya gelmeyen, aynı zamanda örgütlü bir güçten, sokak hareketinden bahsediyoruz. Bu dinamiklerin en önemli politikalarının başında cinsiyet eşitlikçi program geliyor. O yüzden kayyum kadınlara darbedir deniyor. Sadece temsilde eşitlik anlamında eş başkanlık kurumsallaşması değil, kadınlar karar mekanizmalarında söz sahibi oluyorlar. Özgün kadın politikaları izleniyor. Bunun için kendi ekonomisi olan "Kadın Politikaları Daire Başkanlığı" kuruldu. Her gün en az 3 kadının erkek şiddetiyle öldürülmesine bir çözüm getirme gündemi olmayan devletin yaşama düşman nobran eli yerellere ulaştığında Kadın Politikaları Daire Başkanlıkları da polisin, kayyumun darbesine maruz kaldı. HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu kayyum atanan belediyelerle alakalı bu gerçeğe işaret eden açıklamalar yaptı. Kaygılı belirtti. Kayyumun eline geçen, gizli tutulması gereken belgelerle ilgili' Bu belgelerde tacize, tecavüze uğrayan kadınların bilgileri var. Bunlara el koyanlar arasında kadına taciz yapanın, tecavüz edenin olup olmadığını nerden bileceğiz' diye sordu. Bütün kadınlar, kadın hareketi, feminist mücadele bu soruyu birlikte ve daha güçlü bir şekilde sorabilmeliyiz.
Bu arada Çanakkale Belediye Başkanı’nın kayyum darbesi hakkında bir fark ortaya koyması ise nispeten sevindirici bir durum. Sur Belediyesi ile aralarında imzalanan "Kardeşlik Protokolü’yle ilgili "Biz kayyumlarla kardeş falan olmayız. Çanakkale halkı Sur halkı ile kardeştir. Kayyumlar demokrasilerde halkı temsil edemez. Halkı seçilmiş olan insanlar temsil eder" dedi. Çok da iyi etti. Olması gereken bütün belediyelerin, seçilmişlerin sesini yükseltmesi.
Elbette sadece gerçekleri söylemek yetmez, onu dönüştürmek için elimizi taşın altına koymamız da gerekli.