Başta bütün kadınlar, özelde ise siyasi ve ataerkil baskı altındaki savaş bölgelerinde yaşayan kadınlar açısından, kendini belirli bir tarihsel, siyasi zaman ve mekanda konumlandırma anlayışına sahip olmak ve geçmişin yapı ve düzenleri (tarih, kültür, siyasi ve sosyoekonomik koşullar, iktidar ilişkileri) ile ilgili bir bilinç geliştirmek büyük önem arz ediyor. Bir birey için söz konusu bilinç ve anlayışı geliştirmek kolay değil. Radikal değişim ancak mücadelenin güçlü bir kolektif sosyal ve siyasal harekete - 21. yüzyıldaki Kürt hareketi gibi - dönüşmesiyle mümkün olabilir. Bu makalede, Kuzey Kürdistan’daki dönüşüm sürecinin, Kürdistan İşçi Partisi PKK’nin 1970’li yılların sonunda sahneye çıkmasıyla birlikte başladığı argümanını geliştireceğim. Zira bu tarih, aynı zamanda binlerce kadın için de bir dönüm noktası olmuştur.
Kürdistan İşçi Partisi’nin 70’li yılların sonundaki kuruluşundan itibaren meydan okuması hem Türk devletine hem de feodal toplum yapısını sürdürmek isteyen gelenekçi Kürtlere yönelikti.
Özellikle 90’lardan itibaren hem gerilla saflarında hem de siyasi alanda kadın katılımında ciddi bir büyüme yaşandı (Alinia, 2004, p. 65). PKK, dünyadaki bütün gerilla hareketleri arasında en fazla kadın üyeye sahip hareket konumunda olup, hem gerilla hem de sivil yaşamda kadın haklarını ve özgürlüğü üzerinde ciddiyetle durması nedeniyle de farklı bir noktada durmaktadır. PKK içinde önemli bir konu haline gelen eğitim, kadın örgütlerinin siyasi düşüncesinin altını çizmektedir. Kadınların halen geniş bir kesimi ailelerinin erkek üyelerinin denetimi altında. Aynı zamanda devlet baskısı ile karşı karşıya kalıyorlar. Siyasi araştırmalarla kombine edilen bir eğitim programına katılmak, birçok kadın açısından önemli bir siyasi, sosyal ve ideolojik ilerleme anlamına geliyor. Çifte baskı çemberinden çıkıp PKK veya Kürt hareketine katılma kararı, yeni amaçlar ve bağımsızlığın net ifadesi olmaktadır (Westrheim, 2009).
1995-1997 yılları arasında PKK gerilla güçleri arasında yer alan Anja Flach (2007), genelde Kürt kadınları, özelde ise silahlı mücadeleye katılmış olanları özgürleştirmek için eğitimin can alıcı bir araç olduğuna dikkat çekiyor. Neden savaştığın konusunda bir bilinç olmadan, gerilladaki zor yaşam koşullarıyla başa çıkman mümkün değil. Eğitim de kadınlar arasında daha güçlü bir siyasi bilinç düzeyinin açığa çıkartılmasının anahtarı olarak görülüyordu (Flach, 2007, s. 86).
Kadınların gerilla mücadelesi için örgütlendirilmesi karmaşık bir mesele. İlk etapta geleneksel ailelerden kadınlar, PKK’ye katılmak için çoğu kez evden kaçmak zorunda kalır. Daha sonra ise birçok aile, kızları dağda silahlı güçlere katıldığı için gurur duymaya başlar. Hatta bazıları, kızlarını dağa gitmek için cesaretlendirir.  Wolf’a göre kadınlar açısından gerilla yaşamını seçmedeki temel ortak neden, bütün Kürtlerin - hem kadınların hem de erkeklerin - karşı karşıya bırakıldığı baskıdır. Kadınların Kürt ataerkil aile yapısında yaşadığı baskılar ikincil ama güçlü bir temel faktör gibi görünüyor (Wolf, 2004, s. 197-198). Flach’ın (2007) belirttiği gibi, 1970’li ve 1980’li yıllarda PKK’ye katılan kadınlar, çoğunlukla üniversite veya lise öğrencilerinden oluşuyordu. Onları mücadele iten, Türkiye’deki Kürtler üzerindeki baskılarla ilgili büyüyen bir bilinç ve Kürt kimlik ile sosyalist bir yaşam model arayışıydı. Birçok kişi, yakınları veya arkadaşları katledildiğinden veya işkence edildiğinden PKK’ye katıldı. Kadınlar arasında da yüksek bir oran bu sebeple katıldı (Flach, 2007, p. 61).
PKK mücadelesinin daha iyi örgütlendiği 1990’lı yıllarda siyasi açıdan bilinçli ve eğitimli çok sayıda kadın - Avrupa’dan da - gerillaya katıldı. Yine Öcalan’ın 1999’daki kaçırılışından sonra binlerce kadın örgüte katıldı. Çoğunluğu PKK’nin yeni siyasi çizgisini desteklemeyi arzuladı ama öncelikle PKK/PAJK’ın çizgisi temelinde kadın hakları için mücadele etmeyi amaçlıyorlardı. Kadınların erkek yoldaşlarından bağımsız olarak örgütlenmeyi başardığı biçim, onların hem siyasi olarak örgütlenme hem de toplumu örgütleme imkanları üzerinde temel etkide bulunuyor. PAJK, kademeli olarak ideolojinin ve üyelerin eğitiminin koordinasyonunu üstlendi ve bunu yaparken bütün eğitim programının bir parçası olarak cins sorunları üzerine odaklanıyor (Flach, 2007, s. 53). PKK’ye, her türlü sosyal arka plandan kadınlar katıldı. Bu, uzun vadede PKK lehine geniş bir halk desteğinin açığa çıkmasına sebep oldu.
Benzer örgütler Kürdistan’ın diğer parçalarında kuruldu. Mevcut durumda Suriye’de de kadınların merkezi pozisyonlarda yer aldığını görebiliyoruz. Kadınlar, devam eden mücadele içinde merkezi bir rol oynuyor. PKK içindeki kadın örgütlenmesi birçok açıdan hareket içinde hareket gerçeğini açığa çıkarıyor. Hem gerilla sahasında hem de dışında yürütülen kadın çalışmaları, Kürt ulusal hareketinin büyümesinde önemli rol oynamıştır. 1980’li ve 1990’lı yıllardaki küçük ölçekli siyasi katılımla başlayarak Kürt kadınları öncü, belediye başkanı ve milletvekili olmayı başardı. Bu, onların rahat bir siyasi yaşama sahip olduğu anlamına gelmiyor. Hala da kendi yoldaşlarının cinsiyetçi yaklaşımlarına karşı mücadele etmek zorundalar.
1990’lı yıllarla birlikte Kürtler, hem tarihsel hem de siyasal açıdan giderek büyüyen bir Kürtlük bilincini geliştirebildi. Bunda, yabancılaştırılmayı ve susturulmayı daha fazla kabul etmeyip, haklarını kolektif bir şekilde aramak için sokaklara çıkan Kürt kadınlarının mücadelesinin payı büyüktür. Bu bilinçlenme süreci içinde örgütlenmeyi ve taleplerini yükseltmeyi öğrendiler.
Kürt ulusal hareketinin 21. yüzyıldaki ayırt edici özelliği, kolektif siyasi haklar ve demokrasi arayışıdır. Son 30 yılda Kürt kadınlarının siyasi katılımında büyük bir yükseliş kaydedildi; çoğunlukla BDP gibi siyasi partiler ve diasporadaki siyasi, kültürel ve sosyal kurumlar sayesinde. Mojab (2000, s. 93), kadınların örgütlenerek evden çıkarılıp yaşamın kamu alanına çekildiğini belirtiyor. Bu süreç içinde kadınlar, siyasi örgütlenmelerin tabanına dahil oluyor, kadın grupları oluşturuyor, yayın çıkarıyor ve toplumun, eşit olmayan cinsler arası ilişkiler konusunda duyarlı kılınmasına katkıda bulunuyor. Laura B. Perry’nin (2005) de vurguladığı gibi, baskı altındaki toplumlarda kadınların, kendi hakları için mücadele etme duyarlılığı daha yüksek. Bu mücadelenin bir yolu, kolektif siyasi etkinlikler içinde yer almaktır. Bu şekilde özel ve kamu yaşamı arasındaki fark kapatılıyor.
Kürt kadınları, özellikle de kadın gerillaların mücadelesi sonucu, demokratik hakların - buna kadın hakları da dahildir - kolayca veya sonsuza dek kazanılacak bir şey olmadığının farkına vardılar. Demokratik hakları ve dayanışma ile güvene dayalı bir toplum için kolektif bir mücadele verilmeli. Bu hedefe ulaşılması için kadınların eğitime ihtiyacı vardır. PKK kendini her zaman bir eğitim hareketi olarak da gördü. Bu nokta, Kürt hareketinin gelişimi ve dönüşümü için belirleyicidir. Yıllar içinde PAJK’ta yer alan binlerce kadın eğitildi. Onlar sadece pasif eğitim görmediler; hem kendilerini hem de başkalarını eğittiler. Burada eğitimin mekanı pek de önemli değil; resmi eğitim kurumlarının yanı sıra dağlardaki kamplar, bir komün evi, bir örgüt, bir siyasi parti veya bir cezaevi de eğitim yeri olabiliyor. 2000 yılında, bir komün evinde yapılan eğitime katılan yaşlı bir Kürt kadını ile tanıştım. Okuma yazması yoktu. Onunla yaptığım kısa sohbette „Burası benim okulum, her Kürt benim sınıf arkadaşım ve Öcalan da benim öğretmenim“ demişti. Onun bu sözlerini hiç unutmadım. Buydu mesajı: Okullar her yerde olabilir, öğrenme her yerde olabilir ve en iyi öğretmen, seni motive eden ve seninle ilgilenendir. Bu yaşlı kadın için en iyi öğretmeni, siyasi lideriydi.
Demokrasi ve demokratik değerlerin geliştirilmesi, eğitimsel bir öğe de kapsıyor. Bu girişime katılan herkes demokrasi için bir eğitmen olduğu gibi, dünyadaki sosyal aktörler olarak hepimiz hem eğitmen hem de öğrenciyiz. Paulo Freire’ye (1990) göre bilinçli insan olmak demek, sorgulayan, öğrenen ve dönüştüren aktif özne olmak demektir. Burada öğrenmekten kasıt, kendimize, tarihimize, eğitimimize ve toplumumuza bakış açımızın yeniden yaratılmasıdır. Bana göre 21. yüzyıldaki Kürt hareketi, bütün aktörler arasında demokratik ve dönüştürücü bir ilişki geliştirmeye çalışan özgürleştirici ve irade kazandırıcı bir eğitsel mevki.
Tarihsel açıdan baktığımızda, kadın hareketleri, farklı arka planlardan kadınlar için çok önemli özgürleştirici, irade kazandırıcı ve demokratik eğitim alanları olmuştur. Bu hareketler, bütün kadınlar için - okuma yazması olmayanlardan akademisyenlere kadar - eşit imkanlar sağladı. Kürtlerin Batı Kürdistan’da (Suriye) devam eden mücadelesi de iyi bir örnektir. Ayaklanmalar başladığından beri Kürt kadınları şehir, köy ve bölgelerde kadın meclislerle öz yönetim yapıları inşa ediyor. Farklı ihtiyaçların karşılanması için kadın merkezleri kurdular ve Kürt dilinde eğitim veren bir okulun açılmasıyla kadın yöneticilere de iş alanı yaratılmış oldu. Öyle görülüyor ki Kürt kadınları, umutla dolu bir gelişim sürecinin başını çekmekte.

Kaynakça:
Alinia, M. 2004. Spaces of Diasporas: Kurdish Identities, Experiences of Otherness and Politics of Belonging. Doctoral Dissertation. Göteborg University, Department of Sociology: Intellecta Dokusys, Sweden.
Flach, A. (2007). Frauen in der Kurdischen Guerilla. Motivation, Identität und Geschlechterverhältnis. Köln: Papyrossa Verlag.
Freire, P. (1972). Pedagogy of the Oppressed. London: Penguin.
McDowell, D. (2000). A Modern History of the Kurds (2nd ed.). New York, NY: Taurus & Co Ltd.
Mojab, S. 2000. Vengeance and Violence: Kurdish Women Recount the War. Canadian Women’s Studies 19 (4): 89–94.
Perry, L. B. 2005. Education for Democracy: Some basic Definitions, Concepts and Clarifications, in J. Zajda (ed.), International Handbook on Globalisation, Education and Policy Research. The Netherlands: Springer, s. 685-692.
Westrheim, K. (2009). Education in a Political Context. A study of knowledge processes and learning sites in the PKK. Doctoral thesis for the degree PhD, Faculty of Psychology, University of Bergen, Norway.
Wolf, J. (2004). Aspekte des Geschlechterverhältnisses in der Guerilla der PKK/KADEKunter besonderer Berücksichtigung des Ehrbegriffs. In S. Hajo, C. Borck, E. Savelsberg & Ș. Dogan (Hrsg.), Gender in Kurdistan und der Diaspora. Beiträge zur Kurdologie. Münster: UNRAST Verlag, Bd. 6, 1. Auflage, s. 183–217.