Kaba bir tabir vardı “İşler Arap saçına döndü derler!“ Bu biraz da Türklerin 1.paylaşım savaşından Araplara olan sitemlerinin ortaya çıkardığı bir söylem. Türkiye’de siyaset ve siyasi gelişmelerde böyle. Her şey birbirine karışmış.

Anayasa komisyonunda görüşülüp, kabul edilen meclis iç tüzüğü bu hafta mecliste görüşülecek. Muhalefetin itirazlarına karşın AKP-MHP ittifakı ile on yedi maddeden oluşan meclis içtüzüğü meclisten geçerek yasallaşacak. Meclis içtüzüğünde yapılacak olan değişiklikler tam da oluşturulmak istenen rejimin bünyesine uygun değişiklikler. Milletvekili yeminini yapmayan veya eksik yapanların milletvekillikleri kabul edilmeyecek, grup adına yapılacak konuşmalarda kısıtlamalar getiriliyor. En önemli değişiklik ise 15. madde ile getirilen değişiklik. Bu maddeye göre disiplin suçları pankart açma, slogan atma, kaba söz kullanma, TBMM yerleşkesine silahla girme suçlarında 5 bin lira para cezası kesilecek. C.Başkanına hakaret eden, görüşmelerde yumruk atıp, küfür eden, anayasanın ilk dört maddesine aykırı ifadeler kullanan ve silah taşıyanlar 10 bin lira para cezasına çarptırılacaklar. Buna göre bundan böyle “Ermeni Soykırımı”, ”Kürdistan”, ”Kürt”, Amed, Dersim gibi kelimeler milletvekillerinin ağzından çıkmayacak. Çıkması halinde üç oturuma katılmama cezası ve para cezası verilecek. 

Bu resmen milletvekillerinin ağızlarına fermuar çekilmesi operasyonudur. Bundan böyle artık mecliste milletvekillerinin özgür görüşlerini açıklamaları mümkün olmacak. TBMM parmak kaldır-indir arenasına dönüşecek. Muhalefet ya bu zilleti kabul edecek ya da milletvekilliğinin işlevi kalmadı deyip sine-i millete dönecek. Türkiye’nin demokratikleşmesini başka metodlar ve zeminlerde arıyacak. Sine-i millete dönme ise geçmişte olduğu gibi yaz-boz tahtasına dönüştürülemeyecek.

Bizim Osman Oğuz’un röportajlarını yazılarını ilgi ile izliyorum. Bu hafta da Dersim’in canlı tanıklarından Ali Dayı (Başar) ile yaptığı röportajın ilk bölümünü içim burkularak okudum. Yılların yurtseveri, katliamların tanığı Ali Dayı yaşlanmış, felç geçirmiş. Kendisine acil şifalar diliyorum. Röportajında önemli konulara değiniyor ve haklı olarak “şimdiye kadar nerdeydiniz” diye sitem ediyor. Biz Kürtler öyleyiz Ali Dayı. Hep geç kaldık. 1.paylaşım savaşında herkes Osmanlı’dan ayrılıp kendi kaderini tayin ederken biz Osmanlı artığı ırkçı-milliyetçi İttihat Terakkicilerin ardına düştük. Bu kuyrukçuluğumuz halen devam ediyor. Ya kemalist ırkçıların, ya sahte islamcıların, ya da Kemalizmin ana rahminde büyüyenlerin peşine takıldık hep. 

Ali Dayı’nın anlatımları önemli bir gerçeğide su yüzüne çıkartıyor. Ali Dayı’nın annesinin ilk eşi Mamo Dersim-Palu hududundaki bir köyde Evdal Ağa’nın oğlu imiş. Evdal Ağa 1925 Kürt Milli Harekatının askeri. İlk önce kendisi sonrada Ali Dayı’nın annesinin birinci eşi Evdal’ın oğlu Mamo şehit oluyor. 1925 Kürt Milli Hareketini sadece sünni Kürtlerin başkaldırısı olarak niteleyenlere duyurulur. Ali Dayı’nın annesi Mihriban hanım Alan aşiretinden Alevi bir Kürt. Röportajda yazılmamış ama sanırım Evdal Ağa’da Alevi bir Kürt. Demek ki 1925 Kürt Milli Hareketine Alevi Kürtlerde katılmış. Mihriban hanım kocasının şahadetinden sonra eşinin rextini kuşanıp dağa çıkmış. 1938 Dersim Kürt Harekatında ise Ali Dayı’nın babası Demenanlı Mako ise Kutu deresinde yaralanıp sonradan şehit düşer. Ali Dayı’nın röportajını okumayı kaçıranlar mutlaka Y.Özgür Politika’nın bu haftaki Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri sayısını bulup okusunlar. Biz bir ulusuz, bir halkız, çi Kurmanc, çi Soran, çi Dimilî, çi Goran, çi Hewraman, çi Êzîdî, çi Alevi, çi Misliman, çi Hıristiyan, çi ateist…

KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:

* 25 Temmuz 1913 tarihinde İstanbul’da okuyan Kürt öğrencileri tarafından ilk Kürt talebe örgütü “HEVΔ kuruldu.

* 26 Temmuz 1930 tarihinde İran devleti tarafından Uşi valiliğine atanan Şikaklı İsmail Simko bir komplo sonucu öldürüldü.

* 27 Temmuz 1993 tarihinde G. Kürdistan’da toplanan HİK (Hareketa İslamiya Kurdistan) kuruluş kongresini yaptı. HİK başkanlığına marhum Evdırahman Dürre getirildi

* 28 Temmuz 1943’de Van’ı Özalp İlçesinin Sefo deresi mevkiinde 33 Kürt köylüsü 3. Ordu Komutanı Mustafa Muğlalı’nın emriyle öldürüldü.

* 28 Temmuz 1993’de daha önce kontgerilla tarafından kaçırılan Özgür Gündem gazetesi muhabiri Ferhat Tepe’nin işkence edilmiş cesedi, Hazar Gölü kıyısında bulundu.

* Özgür Halk Batman muhabiri Çetin Abayay 29 Temmuz 1992’de gizli güçlerce şehit edildi. 

* 30 Temmuz 1979’da AP Urfa Milletvekili M. Celal Bucak’a Hilvan’a bağlı Kırbaşı köyünde eylem düzenlendi. Eylemde,  PKK kadrolarından Salih Kandal yaşamını yitirdi.