Nereden bakarsanız bakın, Teslim Töre’nin Avrupa’da başlatılan “Uzun Yürüyüş”e katılması da, eskiye dair bir mirasın “Kürdistan Devrimi” dünyasında ayakları üzerine oturtulması oluyor.
Tarih tek düzey değildir.
Eğer günün birinde güç sahipleri tarihin herhangi bir kavşağında yol gösterme gücüne sahiplerse, yeni bir rotanın çizilmesi de kaçınılmazdır.
Sonuçta erdemli bir buluşma.
Geçmiş gerilerde.
Gelecek daha da önemli.
Buluşmalarda, geçmişin hesabı da yapılmaz.

Her uzun yürüyüş kendi dünyasındaki gücü ikiye katlar.
Bu uzun yürüyüşün dış dünyadaki sempatiyi daha da yükseğe tırmandırmasını umuyorum.
Çünkü bahar geliyor.
Bu bahar eskileri gibi olmayacak gibi.
Kürt dünyasındaki “sessizlik” baharda yeni atılımların habercisi.
Ankara erken davranıp, Newroz’un yüksek tansiyonunu düşürmek için elinden geleni yapacak.
Bir yanda Kurtuluş için başlatılacak yeni bir hamle atakta.
Diğer taraftan, gelişecek devrimci hamleleri durdurmak için, militarizmden örülü bir duvar yükseliyor.
Artık Erdoğan rejimi, sivil bir yönetimle ilişkisini kaybediyor.
Erdoğan’ın kafasına Genelkurmay Başkanı’nın kepini koysanız, kimse farkına bile varmayacak.
Kemak Burkay AKP’li olmadığını söyledi.
Benim gündemim Kemal Burkay.
Kemal Burkay her badireyi atlatabilir?
Kemal Burkay kesinlikle tehdit edilmemelidir.
Çünkü, Kemal’i aktarıyorum:
Kemal Burkay yakın bir zamanda birçok Tv’nın refakatinde Eroğan ile birlikte elele sahneye çıkacaklar.
Daha sonar neler söyleyecekler bilmiyorum.
Ancak, ya Burkay Kürdistan’da AKP’nin bir seksiyonunu kuracak, ya da..?
“Kürdistan Sosyalist Partisi” gerilerde kaldı.
Şimdi “Erdoğan Serumu”na takılı bir Burkay var.
Kürdistanlı bir emekçiden aktarıyorum. Bir fıkra ama…:
“Kemal Burkay ile Mehmet Metiner’e tepelerden birinde duran bir çınar ağacını göstermişler ve demişler ki: “kim daha önce o çınara ulaşırsa, Türk olacak.”
Tarihi koşu başlamış.
Burkay yaşlı olmasına rağmen daha da çevik davranmış ve sonunda çınarın dalını kavramış.
Metiner ise tüm çabasına rağmen, nihayet Burkay’ın ayağından kavrayabilmiş.
Burkay ise tüm gücünü kullanarak, ayağıyla Metiner’den kurtulmak istemiş ve onu ayağının tüm gücüyle silkeledikten sonra: “Bırak ayağımı pis Kürt” demiş.
Nereden nereye…
Ya da?
Eğer titizlikle incelenirse yaşam, belki de hep aynı yerdeydi Burkay? Yoksa?