• DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, sürekli itham eden, sorgulayan, yargılayan bir dil yerine empati yapabilecek bir dili, karşılıklı hassasiyetleri gözeterek geliştirmek gerektiğini söyledi.

 

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Rêber Apo'nun bu sürecin içerisindeki pozisyonunun belirginleştirilmesi ve koordinasyonu sağlayabilecek bir hale getirilmesi gerektiğini ifade etti.

Halkların Eşiklik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, güncel gelişmelere ilişkin ve partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının gündemine dair genel merkez binalarında basın toplantısı gerçekleştirdi.

Süreç kurulları

Takip ve Değerlendirme Kurulu’nun ilk toplantısını gerçekleştirmesinin MYK tarafından önemli bir gelişme olarak değerlendirildiğini; zaman kaybetmeden toplanmasının olumlu olduğunu ifade eden Ayşegül Doğan, şunları söyledi: “Adli ve Hukuki İşler Kurulu, İzleme ve Tespit Kurulu, Sosyal Uyum ile Bütünleşme Kurulu ile Silahsızlanma ve Strateji Koordinasyon Alt Kurulu olmak üzere toplam dört kurul oluşturuldu. Bu kurulların içinden geçtiğimiz tarihi sürecin ritmine uygun kapsayıcı ve eşgüdümlü bir şekilde çalışması, bizim en büyük beklentilerimizden biri. Önümüzdeki dönemde bu kurullar nasıl çalışacak, kimlerden oluşacak, nasıl bir koordinasyon ve eş güdüm içerisinde çalışacaklar daha da netleşecektir.

Sivil toplumun katkısı

Elbette bunu yalnızca bürokratik bir işleyişe sıkıştırmamak gerekiyor. Barış ve demokrasi talebinden bahsediyoruz ve bu talebi gerçekleştirebilmekten bahsediyoruz. Türkiye'de bu konuda azımsanamayacak kadar çok büyük bir çaba var ve bu çabanın da bu kurullara akması gerekiyor. Daha somut ifade etmek gerekirse sivil toplumun katkısını almak, bu konuda çalışmış, deneyimi olan insanların yine bugüne kadar biriktirdiklerini o kurullara aktarabilmek için onların da bu sürecin takibini sağlayabilmelerinin olanaklarını oluşturmak gerekiyor. Toplumun farklı kesimlerini de bu kurulların içerisine dahil edebilecek mekanizmaların etkin bir biçimde devreye konulması iyi olur.”

Rêber Apo'nun durumu

'Çerçeve yasa' uygulaması ve demokratikleşme sürecinde Rêber Apo'nun rol ve pozisyonunda merak edildiğini belirten Ayşegül Doğan, şöyle devam etti: “Kritik bir konu. Sayın Öcalan'ın bu süreçte üstlendiği bu ağır ve tarihi sorumluluğu yürütebilecek imkânlara şartlara kavuşması. Bugüne kadar geçirdiğimiz tüm evreler niye kendisinin etkin bir şekilde kesintisiz iletişim koşullarına sahip bir şekilde bu sürecin içerisinde yer alması gerektiğini bize gösterdi. Yalnızca silahsızlanmanın koordinasyonu açısından değil, Sayın Öcalan’ın kendi sözleriyle ifade etmek gerekirse; Kürt-Türk tarihsel ittifakını ve birlikteliğini kalıcı bir hale getirmek için de bu sürecin içerisindeki pozisyonunun belirginleştirilmesi ve koordinasyonu sağlayabilecek bir hale getirilmesi partimiz açısından oldukça kritik bir başka nokta. Yine Sayın Öcalan’ın kendi ifadesiyle sabırla bu yolu açmanın tarihi bir fırsat olduğunun bilincinde olarak basit, dar ve geleceğe hizmet etmeyen yaklaşımları terk ederek hep birlikte ortak yaşamı örelim, diyor. Biz de bunun altını önemle çiziyoruz."

Karşılıklı hassasiyetler

Yeni dönemin dilinin, yeni sözlerl ve kelimelerle olması gerektiğini vurgulayan Doğan, "Sürekli itham eden, sorgulayan, yargılayan bir dil yerine empati yapabileceğimiz bir dili, karşılıklı hassasiyetleri gözeterek geliştirebilmeliyiz” dedi.

2015’te başarsaydık

Kürdistan’da kurulan taziyelere dikkat çeken Ayşegül Doğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bugün barışı konuşurken geçmişin acılarını birbirinden ayırmadan, birbirinin karşısına koymadan, mukayese etmeden nasıl ortak acılar olduğunu görmemiz gerekiyor.  Tam da ülkeye dönüşlerin konuşulduğu bir zaman dilimindeyiz. Dün toplanan MYK’da bulunan pek çok insan taziye çadırlarından, yas evlerinden sıcağı sıcağına o masaya geldiler. Konuşmanın çok zor olduğu günlerden birini daha geçirdik ama en çok söz söylenmesi gereken günlerin de böylesi zamanlar olduğunu biliyoruz ve bunun için mücadele ediyoruz. Hiç dönemeyecekler için taziyeler kuruldu. Yarım kalmış, tamamlanmamış yaslar bunlar. 2015'te başarabilseydik, 2015'te kalıcı bir barışın olanaklarını hukukla sağlam bir hale getirebilseydik bugün binlerce insanla vedalaşmak zorunda kalmazdık.

Yüzleşme cesareti

İnsanlar, daha fazla ölüm, daha fazla acı, daha fazla kayıp, daha fazla kan, daha fazla gözyaşı; daha fazla annelerin ağlamasını istemiyor. Bu, bir klişe değil. Bu, çok kıymetli bir söz. Bu sözün kıymetini, değerini bilmek ve bu annelerin seslerini duymak gerekiyor. Gördüğümüz anneler; mezarsız ölülerine ağlayaN, evlatlarının mezar taşlarına ulaşmak isteyen, kemiklerini arayan anneler. Barış istiyorlar ve başka hiçbir anne aynı acıyla sınanmasın, diyorlar. Hayatını kaybedenleri anmanın en sahici yolu yeni kayıpların yaşanmayacağı bir gelecek kurmak ve bunu başarmaktır. Geçmişi unutmadan, yüzleşme cesaretini göstererek kurabilmeliyiz ortak geleceğimizi." 

***

Büyük hazırlığın kongresi

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, 6 Eylül'deki kongrenin, büyük dönüşüm kongresinin hazırlığını yapacak bir kongre olacağını söyledi.

Doğan, şunları söyledi: "Değişim ve dönüşümü, 6 Eylül'den sonra yapacağımız kongrede örgütleyeceğiz ve o kongremiz yeni bir soluk olacak. Türkiye siyaset tarihinde iz bırakacak. Aynı zamanda da hali hazırda siyasette yeni bir soluk olmasını hedefliyoruz. Bunun yanı sıra bir yandan kongre hazırlık komisyonu, bir yandan genişleme mutabakat komisyonumuz, diğer yandan da biliyorsunuz program tüzük komisyonlarımızın çalıştığında daha önce ifade etmiştim. Bu çalışmalar da devam ediyor. 6 Eylül'deki kongremizde büyük değişiklikler görmeyeceksiniz. Sözünü ettiğimiz büyük değişim ve dönüşüm kongresi ancak birkaç ay içerisinde henüz takvimi netleşmemiş olsa da birkaç ay içerisinde yapılabilecek bir kongre. Bu kongreye ilişkin hazırlıklar da sürüyor.”

***

Gazeteciler İmralı'ya gidebilmeli

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan DEM Parti Sözcüsü Doğan, İmralı Heyeti'nin görüşmelerine ilişkin sızdırıldığı öne sürülen tutanakların MYK toplantısında gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine, söz konusu metinlerin gerçek olmadığının hem İmralı heyeti hem de diğer taraflarca açıklandığını söyledi.

Doğan, Rêber Apo'nun konuyla ilgili "bana yönelik bir komplo" ifadesini kullanmasının ne anlama geldiğinin sorulması üzerine, "Buna aslında doğrudan Sayın Öcalan yanıtı vermeli. İşte bu yüzden gazeteciler gidebilmeli. Bu yüzden toplumun farklı kesimleri Öcalan'la doğrudan temas kurabilmeli" dedi.

Doğan, Rêber Apo'nun söz konusu değerlendirmesinin barış ve çözüm arayışlarıyla bağlantılı okunması gerektiğini belirterek, "1993'ten bu yana barış ve çözüm arayışı olan ama hemen her defasında çeşitli provokatif girişimlerle, ne yazık ki sabotajlarla akamete uğrayan süreçler var" ifadelerini kullandı.

Rêber Apo'nun söz konusu metinleri sürece yönelik "provokatif bir girişim" olarak değerlendirmiş olabileceğini belirten Doğan, "Ancak doğrudan niye kendisine yönelik bir komplo olarak değerlendirdiğini heyetimiz görüştüğünde belki açıklar. Gazeteciler, Öcalan'a soru sorabilmeli" dedi.

Süreç hız kazanmalı

Doğan, benzer sızıntıların yaşanmaması ve kamuoyundaki soru işaretlerinin giderilmesi için sürecin daha şeffaf yürütülmesi gerektiğini vurguladı. "Süreç hız kazanmalı. Süreç hakla, hukukla güvence altına alınmalı. Sürecin işleyişi artık şeffaf bir şekilde olabildiğince, her şey şeffaf olamıyorsa bile olabildiğince" diyen Doğan, arka kapı diplomasisinin çatışma çözümü süreçlerinde kullanılan bir yöntem olduğunu belirtti.

DEM Parti'nin arka kapı diplomasisi konusunda kamuoyunu bilgilendiren bir siyasi parti olduğunu söyleyen Doğan, "Tutanak, derlenen metinler ya da hassasiyetleri kaşımaya çalışan kesimlerin eline fırsatlar vermemek için kanalları açmak gerekiyor. Taraflara soruları doğrudan yöneltebilmek gerekiyor" şeklinde konuştu.

 

Henüz takvim yok

 

Doğan, İmralı Heyeti'nin Rêber Apo ile yeniden görüşüp görüşmeyeceği ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile diğer siyasi parti liderleri ile yapılması beklenen görüşmelere ilişkin de bilgi verdi. Henüz belirlenmiş bir takvimin olmadığını belirten Doğan, "Şu anda ne İmralı Adası'nda DEM Parti İmralı Heyeti'nin Sayın Öcalan ile görüşmenin belirlenmiş bir takvimi var ne de diğer siyasi partilerin genel başkanları, işte Sayın Bahçeli ya da Sayın Cumhurbaşkanı ile yeniden bir görüşme planlaması var" dedi. Önümüzdeki günlerde benzer planlamaların yapılabileceğini belirten Doğan, "Sonuç itibarıyla biz bu sürecin ivme kazanmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı.

Doğan, sürecin uzatılmaması gerektiğini tekrarlayarak, "Önümüzdeki günlerde hızlı bir biçimde ülkeye dönüşlerin sağlanabilmesi için gereken bütün o etkin mekanizmaların işlevlerini tamamlayabilmelerini de bekliyoruz. Çok da sarkıtmamak gerekiyor. Malum nedenler dolayısıyla, riskler, provokasyonlar, sürecin hep söylene geldiği üzere enfekte olma ihtimaline karşı tedbirlerin geliştirilmesi için" şeklinde konuştu.