Rojava Kürdistan’da yüzüne İslam maskesi takmış çeteler Kürtlere saldırıyor. Devletle savaşmayı bırakmışlar. Kürtlerin özyönetimlerini yıkmaya çalışıyorlar. Suriye’de gerçek anlamda devrimin yaşandığı Rojava devrimini ortadan kaldırmak istiyorlar. Tarihin en büyük karşıt devrim saldırılarından biri Rojava’da gerçekleşiyor. Rojava’da yaşananlar, devrimin karşı devrime karşı direnişidir. Bu karşı devrimcilere İslamcı güçler, hatta El Kaide gibi tanımlamalar yapmak bile çok yanlıştır. Suriye’nin siyasi koşullarına özgü bir karşı devrimci saldırıdır. Arkasında bölge gericiliği, Türkiye ve özgür Kürt’e karşı olan uluslararası güçler var.

Kuveyt’te yayın yapan bir gazete bu saldırının arkasında Türkiye ve Suudi Arabistan olduğunu iddia ediyor. Bunlar Kürtlere saldırmayı istemişler; bu karşı devrimci çeteler de harekete geçmiştir. Suriye devleti karşısında ilerlemesi duran bu güçler konumlarının daha da gerilemesini durdurmak için yeni savaş cephesi olarak Rojava’yı görmüşlerdir. Saldırıda ısrarlı olmaları bu gerçekliği ortaya koyuyor. Yine ÖSO içindeki silahlı Türkmenlerin Rojava devrimine karşı savaş açması Türkiye parmağını işaret etmektedir.
İlk başlarda Suriye’de demokrasi isteyerek başlayan halk hareketi, zaman içinde Türkiye başta olmak üzere bölge devletlerinin müdahalesiyle saptırılmış, bölge güçlerinin Ortadoğu’daki güç mücadelesinin kurbanı olmuştur. Ortadoğu söz konusu olduğunda halk hareketlerinin nasıl saptırılacağına dair çok çarpıcı bir örnekle karşı karşıyayız. Suriye’deki siyasal durum kapsamlı bir irdelemeye değer.
Türkiye ve başka güçler kendi yapamadıklarını şimdi bu güçlere yaptırıyorlar. Kuşkusuz bu süreçte en sıkı kuşatma ve ambargonun KDP tarafından uygulanması da manidardır. Acaba KDP de kendi yapamadığını dolaylı da olsa başkalarına mı yaptırmaktadır?! Rojava devrimine saldırıların arkasında bu devrimden rahatsız olan güçler vardır. Ayrıca bazı istihbarat örgütleri saldırıları Suriye devleti üzerinden Kürtlere çevrilmesini kendi çıkarına görmüş olabilir. Suriye’de gerçek anlamda kimin eli kimin cebinde belli değil. Kürtler söz konusu olduğunda birbirine karşı olanların birleştiğine de çok şahit olduk. Suriye’de Kürtlere yönelik savaşta bu etkenlerin hepsi var. Yan yana, Kürtlere karşı savaşta doğrudan ya da dolaylı ortak hareket etmektedirler.
Rojava’daki saldırıları saptıran ve anlaşılmaz kılan ifadelerin başında saldırganların İslamcı olarak tanınmasıdır. Bunların kesinlikle İslami değerlerle bir alakası yoktur. Tüm inançlarda var olan hak, adalet, eşitlik ve vicdan bu çetelerin en uzak olduğu kavramlardır. Kürtler İslam’ı iktidar ve çıkardan uzak ve sade bir biçimde kültürel olarak yaşamaktadır. Böyle bir halkın özgürlük ve demokrasi mücadelesine saldıran Müslüman olamaz. Dünyanın en mazlum halkına saldıranlar olsa olsa zalim ve deccal olabilir. Bunlar karşıt İslam’dır. İslam’ı kirletenlerdir. Bunların yaptıklarını ne İslam, ne Hıristiyanlık, ne Yahudilik, ne Êzîdhilik, ne Alevilik, ne Budizm ne de başka bir inanç ve din kabul eder.
İnançlar toplumdaki en temel ahlaki değerlerdir. Herhalde dinler ve inançlar olmasaydı insandan daha tehlikeli bir canavar olamazdı. İnsanın canavarlığını inançlar ve din engellemiştir. Dolayısıyla Rojava’da katliam işleyen gerçek anlamda canavar ve cani olanların herhangi bir dinle ve inançla ne alakası olabilir? İnançlı olanlar insanlara bunu yapabilir mi? Eğer bir dinsiz, imansız, ipsiz sapsız varsa o da bu çetelerdir. Yaptıkları bunun en somut ifadesidir.  Tarih içinde inançları hep kullananlar olmuştur. Din, iman maskesi altında tarihin en büyük katliamları yapılmıştır. Ancak bunlar kesinlikle din ve inançlarla özdeşleştirilemez. Hangi din adına yapılırsa yapılsın o dine mal edilemez. Bu nedenle dini kendi amaçlarına alet edenler teşhir edilmelidir, lanetlenmelidir.
Her kim ki Kürtlere saldıranların din adına savaştığını söylüyorsa o en büyük İslam karşıtıdır. Hangi din böyle bir savaşa icazet verebilir? Tam tersine dışarıdan gelen saldırgana karşı direnme tüm dinlerin en meşru gördüğü haktır. Şu anda eğer bir cihat içinde olan varsa, o da kendi topraklarını, ideallerini, mallarını, canlarını ve namuslarını koruyan Kürtlerdir. Kutsal bir meşru savunma savaşı verilmektedirler. Ancak bu dış saldırıyı hala Türkiye’de kendine İslam diyen münafık çevreler de meşrulaştırmaya, mazur göstermeye çalışmaktadır. “Ama PYD de şöyle” deyip bu vahşi, çirkin ve kirli saldırıyı mazur gösterenler var. Böyle yapanlar saldıranlardan daha kötü bir pozisyondadırlar.
Rojava’daki tüm din adamları Kürtlerin yürüttüğü bu kutsal savaşın içindedir. Kürtlerin dini ve imanını bu dışarıdan saldıranlar Kürt melelerinden ve din adamlarından daha mı iyi bilecekler? Belki de dünyada iktidara, çıkara ve kâra en az bulaşmış olanlar Kürt meleleri ve inanan Kürtlerdir. Bu nedenle bu savaş bir yönüyle de yüzüne İslam maskesi takmışlarla özünde İslam’ı en doğru savunan ve yaşayanlar arasında sürmektedir.