
İstanbul’da Cemal Kaşıkçı’nin öldürülmesinin ardından Suudi Arabistan’a bütün ülkelerden çeşitli tepkiler gelmeye devam ediyor. En çok tartışılan mevzu Suudi Arabistan’a silah satışı. Listeye bakınca neredeyse bütün Avrupa ve Amerika’nın Suudi Arabistan’a silah satışı yaptığını görmek mümkün. Öyle küçük rakamlar karşılığında değil hem de. Belli Suudi Arabistan bunca silah ve savaş aracıyla ne yapıyor? Bunu düşünmek Kaşıkçı’dan sonra akıllarına geldi ama hepsinin çok umurlarında değil.
Kanada silah satışını iptal ederken Trump, Suudi Arabistan’a silah satışına devam edeceğini söyledi. İspanya’da hakeza daha geçen hafta Yemen’de kullanacağı ihtimaline karşı bile 400 lazerli bomba satışını gerçekleştirdi. Gemi fabrikasında çalışanlar tarafından bu satış protesto edildi ama hükümet ilişkileri koruma konusunda kararlı. Bu lazerli bombaların satışı olmasaydı 1.8 milyar Euro değerinde 5 adet savaş gemisini satması riske girecekti. Bu riske girmedi.
Avrupa Parlamentosunda geçenlerde bu konuya ilişkin bir oylama yapıldı ve AB’nin Suudi Arabistan’a silah satışının durdurulması kararı öne çıktı. Almanya durdurma kararı verdi. Ki ne Almanya ne de Merkel alkışlanabilir bu kararla. Arabistan’a kaşı böyle bir tepki gösterirken Erdoğan ile Türkiye’de diğer liderlerle toplantı yaptı. Ne Türkiye’nin bu cinayette rolü tartışıldı ne de Türk ordusunun Amerika ve Avrupa’dan aldığı silahlarla nasıl ihlaller içerisine girdiği akıllarına geldi. Yemen’deki savaştan endişeli olduklarını söylemelerine rağmen BM Güvenlik Konseyi tarafından Suudi Arabistan’ın Yemen’deki iç savaşa müdahalesi onaylanmıştı. Amaç neydi? Daha çok silah satmak tabi.
AB’den Almanya gibi İngiltere’nin de Suudi Arabistan’a silah satışını durdurma talebi resmi olarak geldi. İngiltere’nin durdurmayacağını çok iyi biliyorlar. Hele Brexit ile birlikte AB kararlarını ve normlarını dikkate alacağına kimse ihtimal vermiyor. AB’den çıkma ihtimali olmasaydı da Arabistan ile ticari ilişkilerine son vermezdi. Geçen sene boyunca İngiltere, Suudi Arabistan’a 1 milyar dolar değerinde silah ve savaş malzemesi satmış. Bunu riske atar mı hiç.
AB Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, Suudi Arabistan’ın cinayette parmağı olduğu ispatlanırsa ilişkileri tekrar değerlendireceklerini söyledi. İspatlanmayacağını biliyorlar tabi. Başbakan Theresa May’de Suudi Arabistan’ın Türkiye ile işbirliğine girmeyi kabul edip soruşturmanın tam detaylı yapılmasına yardımcı olması gerektiğini açıkladı o kadar. Ha bir de cinayetinde parmağı olma ihtimali olan Suudi vatandaşlarının İngiltere vizeleri iptal etti. Alkollü araba kullanıp yakalanan göçmenleri ile İngiliz vatandaşlıktan çıkartabilecek kadar katı kuralları olan bir ülkenin, bu cinayeti planlayan bir ülkeye karşı aldığı tavır ne kadar da göstermelik. Suudi Arabistan ile İngiltere’nin ticari ve siyasi ortaklıkları Kaşıkçı cinayetinden önce de yer yer gündeme geliyordu. Bu cinayetle birlikte diğer insan hakları ihlalleri, Yemen’de yürüttüğü kirli savaşı, idamları gündeme getirilirken İngiltere iki yüzlülükle suçlanmalı.
İngiltere’nin Salisbury şehrinde bir Rus ajanının ölümünde Rusya’nın parmağı olduğu kanısıyla bütün dünyayı Rusya’ya karşı tepki koyması için uğraşırken, İngiltere’nin bu cinayette Arabistan’la ilişkilerini sürdürmesi tam bir iki yüzlülük örneği.