METİNADAN MANZARALAR - 3


Kadın gerillaların da 15 Ağustos hamlesinin başladığı günlerden beri varlık gösterdiği alanların başında gelmektedir Kaşura sınır hattı. Bu açıdan kadın ordulaşmasına doğru gelişen sürecin ilk emek ve çabaların verildiği bir alan olma özelliği de vardır. Botan’a savaş için giden gerillalar önce bu sınır alanlarında kalmış, hazırlıklarını burası üzerinden yaparak Botan ve daha öte alanlara açılım yapmışlardır. Bu açıdan Kaşura alanı, ilk kadın gerillaların emek ve direnişinin yansıdığı bir alan olma konumuyla her zaman için kadın ordulaşma tarihimizde yerini alacaktır.
1984 Ağustos ayında Zap’taki gerilla kamplarımızdan Botan’a doğru yola çıkan grupların birinde Hatice ve Hanım Yaverkaya da vardır. Bu iki kadın ilk kez Botan’a, gerilla savaşının merkezine geçecek olan arkadaşlardır. 15 Ağustos hamlesinde, ilk kurşunun patlatıldığı o sıcak ve tarihi günlerde Botan’a ulaşan ilk kadın gerillalarla birlikte kadınların dağlara çıkmasının önü açılıyordu. Bu dev bir adım olarak büyük bir kadın özgürlük hamlesiydi aynı zamanda. Kadınlar akın akın ataerkil geleneksel kurumlar içinden dağlara çekiliyordu artık. Bu iki kadın gerillanın geçtikleri yol güzergahlarının içinde Metina-Kaşura hattı da vardır. Kuşkusuz Metina’nın kırmızı topraklarından büyük bir iddiayla Botan’a doğru ilerlerken aslında tarihi bir adım yaşanıyordu bu arkadaşların şahsında.
O dönemler Kaşura-Metina hattı Botan’ın yedinci bölgesidir. Ve Metina-Kaşura hattı Botan’da ilk dönemlerde gerillalık yapmış birçok kadının mutlaka ayak bastığı, kaldığı tarihi bir yerdir. Bu nedenle Kürt Kadın Hareketinin birçok ilklerinin, önemli adımlarının atıldığı alanlardan biridir Metina. Nice kadın gerillaya mesken olmuş bir alan olarak burası öncelikle bir kadın mekanıdır. Özgür kadın için birçok çaba ve emeğin verildiği yerdir aynı zamanda. İlk kadın gerillalar 15 Ağustos hamlesinin yaşandığı o günlerde bu sınır alanında, büyük heyecanla Botan’a ve iç eyaletlere geçmeye hazırlanırlarken ne yaşadılar acaba? Yaşadıkları zorluklar, zorlukları aşma iradesi, inancı, sabrı gelişirken yaşamın ayrıntılarında neler yaşandı? Adım attıkları her patikanın özgürlüğe gittiğini, düşmana sıktıkları her kurşunu aslında binlerce yıllık erkek egemenlikli zihniyete sıktıklarını hissetmişlerdir mutlaka.

Metina’da Özgür kadın mücadelesi
Nice büyük kadın şahadetlerinin anılarıyla doludur Metina. Saraların, Dilanların, Baranların, Nucanların, Meryemlerin, Azimelerin, Koçerinlerin, Saryaların, Gülbaharların, Rojbînlerin, Zeyneplerin, Berîwanların, Sorxwînlerin mekanı olarak yiğit, güzel ve onurlu kadınların yeridir. Savaşa aktif ve öncülük özellikleriyle katılmış, mücadele ve çabasıyla örnek olmuş nice kadın savaşçı ve komuta kişiliğinin çıktığı kutsallıklarla dolu bir özgürlük alanımızdır.
Faşist Türk ordusuna, işbirlikçi-ihanetçi Kürt gericiliğine karşı Kürdistan’ın diğer dağlarında olduğu gibi Metina’da da görkemli bir tarih yazılmıştır. Amediye, Kadişe ve Kasroke Boğazı kadın direnişinin emsalsiz örneklerinin yaşandığı en önemli yerlerden biridir. 10 Ekim 1995 yılında Kadişe’de Şehit Dilan Dilsoz’un takımından sekiz kadın ve on dört erkek gerilla, Kadife tarafından gelen yüzlerce ihanetçi KDP peşmergelerine karşı son mermilerine kadar savaşarak şehit düşmüştür. Gulka’da tüm haşmetiyle dimdik duran Tepe Dilan, ismini bu direnişin sonucunda almıştır. Peşmergeler şehit düşen yoldaşları üst üste koyarak yakmış, kendilerine karşı direnmiş bu yoldaşlardan böylesi vahşi bir saldırıyla intikam almak istemişlerdir.
Şehit Dilan, Önderlik sahasında kalmış, Cizreli bir arkadaştır. Burada şehit düşen diğer arkadaşlardan şehit Meryem, Haftanin’den gelirken Begova yakınlarında 26 Ekim 97 yılında tank pususunda, Koçerin Varto ise 95 yılında Begova kuşatması sırasında saldırıda manga komutanıyken şehit düşmüştür. Savaş tecrübesi güçlü olan, komuta kişiliği, özgürlük arayışı ve mücadelesiyle öncü özellikleri belirgin olan bir arkadaştır Koçerin. Önderlik sahasında eğitim görmüş, ‘92 Güney savaşı’nda Haftanin’de, sonrasında Botan’da savaşa aktif katılmış ve 95 Güney savaşında da yer almış tecrübeli bir arkadaştır. İşte Metina nice kadın arkadaşın anılarıyla doludur. Her patikasında, her taşına, sularına ve her yerine bu anılar sinmiştir. Buram buram tarih kokar Metina.

Sosîn’in örgülü saçları

1989 kışında elli kadın Botan’dan gelerek Metina’da, o kış ilk kez kadın gerillalar olarak kendi başlarına, özgün üslenirler. Eğitim görürler. İlk olarak dağdaki, özellikle Botan’daki kadın gerillaların önemli bir nitelik ve niceliğin bir araya gelerek, ilk kez toplu eğitim gördükleri yerdir aynı zamanda. O kış eğitimi sonrası baharda, 8 Mart’ı coşkulu halaylarla kutlamış, ardından büyük bir savaşma iddiasıyla yine Botan’a gidilmiştir. Kuşkusuz bu tarihi bir gelişmedir.
90’lı yıllarla birlikte alanda kadının varlığı giderek daha fazla gelişmiştir. Zendora dağının etrafında, Kaşura’da önemli bir nitelikle çalışmalarda oldukça aktif yer alınmıştır. Bu yıllarda Zendora dağı ve çevresi kadın gerillalarının merkezlerinden biri olarak hafızalarda yerini almıştır. O dönemi gören yörenin köylülerinin, kadın arkadaşlardan bahsederken Zendora dağının eteklerini işaret etmeleri bu gerçeklikle alakalıdır. Takımlar düzeyinde örgütlenen kadın arkadaşlar savaşta aktif yer alabilmek için hem içimizdeki geri egemen erkek anlayışlarına karşı hem kimi geleneksel kadın etkilerine karşı hem de düşmana karşı büyük bir mücadele içerisinde olmuştur.
Şehit Sosîn Şırnak da Botan’dan geri çekilme yaparken Metina’da, Dergele’de tank pususunda şehit düşmüştü. O olayın canlı yaşayanı Zinarîn ile Gulka’ya çıktığımızda Dergele’de arkadaşların şehit düştükleri yeri gösterdi. O yere gittiğimizde B7 haşvesinin parçalarını gördük onca yıldan sonra. Arkadaşlar Sosîn arkadaşı uzun, kalın siyah örgüsünden tanımışlar. 1989 katılımlı olan şehit Sosîn Önderlik sahasında tanımıştım. Birlikte Derik’in Gire Sor köyünden sınırı geçmiş, dağa gelmiştik. Her o yerden geçtiğimde Sosîn arkadaşın o uzun örgülü saçları gelir aklıma. Şimdi Şehit Hasan Kıvırcık şehitliğinde sekiz yoldaşla birlikte aynı mezarda yatıyorlar.

YAJK ve kahramanlıklar
YAJK’ın (Kürdistan Özgür Kadınlar Birliği) ilk kongresinin Metina’da yapılması ve ardından sonbaharda Gulka’da kadın taburunun oluşturulması da tarihi önemdedir. 93 yılında Zele’deki kadın taburlarından sonra oluşturulan bu kadın taburu önemli gelişmelere yol açmıştır. Nice büyük kadın kişiliği, kadın kahramanlığının çıkışında bir okul olarak rol oynamıştır. Ve Gulka alanında kadın taburunun sonraki yıllar açısından da bir gelenek olarak devam etmesinin arkasında böylesi tarihi bir geçmişi söz konusudur.
Metina’dayken bu taburun komutanlığı yapan ve akabinde Botan’a geçerek 2008’de şehit düşen Gülbahar’ın da büyük emekleri hala canlılığını korumaktadır. Şehit Gülbahar, kadın tabur komutanlığında bir zirvedir. O, kadın savaşçılığının, kadın komutanlığının büyük bir birikimin ve tecrübenin somut ifadesi olmuştur. Hala Gulka’daki kadın gücü Şehit Gülbahar Taburu ismiyle örgütlenmektedir. Yine Azime’nin hareketli kadın bölüğü de geçmiş dönemlere damgasını vurmuş eşsiz kadın deneyimleri ve pratikleridir. 95 yılının pratiğinde şehit Ruken Silopi’nin, 96 baharında ise şehit Azime’nin (Zehra Okçu) bölük komutanı olduğu hareketli bölüğün Kaşura’da savaşa aktif katılım göstermesi tarihi bir adım olmuştur. Şehit Azime’nin YAJK’a bağlı bağımsız kadın birliğinin oluşumunda büyük emek ve çabaları olmuştur.
YAJK karargahının 97 ve 98 yıllarında Metina’da üslendirilmesi de hakeza aynı tarihi önemdedir. Kadın yöneticiliğinin ve örgütsel duruşunun tecrübesinin gelişmesinde şüphesiz karargahlaşma ile bağlantılı önemli bir tecrübe ve birikim edinilmiştir bu mekanda. Nasıl ki Önderliğin Metina’yı eskiden beri Anakarargahlaşmanın mekanı olarak üslendirme perspektifi olmuşsa bu gerçeklik YAJK’ın karargahlaşması açısından da böyle olmuştur.

YAJK şikefti...

Metina’nın en anlamlı ve tarihi yerlerinden biri de YAJK şikeftidir kuşkusuz. Kadın hareketimiz açısından tarihi önemi büyük olan ilk kadın kongremizin yapıldığı yer Serê Metina’daki bu şikeft olmaktadır. Birçok kez gittim bu şikefte. Her defasında yeniden görebildiğim için şanslı hissettim kendimi. Kadın hareketi açısından tarihi bir adım atılmıştı bu şikeftte. 8 Mart-19 Mart 1995 yılında burada YAJK 1.Kongresi yapıldı. Dört yüz civarında kadın gerilla Kürdistan dağlarının asil ve heybetli dağlarının derinliklerinden birinde yer olan bu dev şikeftte toplanarak kadın ordulaşmasına ivme kazandırdı. Günlerce kadın özgürlüğü ve örgütlenmesi üzerine harıl harıl tartışmalar yapıldı. Kararlar alındı. Tüm gerilla alanlarından delege olarak gelen kadın arkadaşlar büyük bir heyecan ile tarihi bir çalışmayı yürütmenin coşkusunu yaşadı. Önderlik sahasından, Botan’dan, Zagros’tan, Zap’tan, Avrupa’dan ve iç eyaletlerden gelen kadın gerillalar bir birlerine hayranlıkla baktılar o kongre sırasında. Özgürleşmek isteyen yiğit, cesur kadınlar olarak birbirlerinden güç aldılar. Birçoğu şimdi şehit olan bu gerillaların yaptığı kadın kongresiyle kadın özgürlük mücadelemizde yeni bir dönem başlamış oldu. Örgütlü, bilinçli bir kadının önünde hiç bir engelin duramayacağı anlaşıldı bu YAJK deneyiminde. Böylece YAJK’laşan kadın en büyük özgürlük silahını eline geçirmiş oldu.
İşte bu tarihi çalışmanın yapıldığı YAJK şikefti bugün de buram buram tarih kokuyor, kadın özgürlüğü kokuyor. Yılın çeşitli zaman ve iklimlerinde gittim bu şikefte. Her defasında değişik arkadaşlarla gittim. Üç metre kar yerdeyken çıkmıştım şikefte bir keresinde. Öndeki arkadaşların ayak izlerine basarak yukarı çıkış epey zorlayıcı olmuştu. Yine şiddetli yağmur ve sisin olduğu, şimşeklerin çaktığı bir zamanda şikefte ulaştığımda arkadaşlar dev bir ateş yakmışlardı mağaranın içerisinde. Dışarıda şimşekler çakarken biz ateşin etrafında sıcak çayımızı yudumluyorduk keyifle. Mağaranın çeşmesinden akan suyun da tadına doyum olmuyor. Kışın sıcak, yazın buz gibi soğuk olan bu çeşme asil bir çeşmesidir. Mağaranın girişi ve üst katlarının pencerelerinin taşlarla örülmesine baktığımızda tarihi bir şikeft olduğu anlaşılıyor hemen.

Unutulmayan yoldaşlıklar

Geçmişte Saddam’ın zulmünden kaçan bir köy olduğu gibi buraya sığınmış, hala mağarada kırılmış testiler, çanak çömlek parçalarına rastlamak mümkün. Şikeftin tavanının simsiyahlığı, sarkıtları gizemli bir hava katıyor buraya. Bir keresinde dışarıda çetin bir kış geçirilirken, mağaranın kardan kalın bir tabakayla örtündüğü bir zamanda kadın tarihi dersini vermiştim bu şikeftte. Bu kadın mekanında kadın tarihimizi tartışmanın anlamı farklıydı. Duygularım kabarmış, yağmur gibi düşünceler akmıştı beynime.
Sara arkadaşın ve nice yoldaşın anılarıyla doluydu YAJK şikefti. Kongrenin divanında Sara arkadaş yer almış. Şehit Şilan Kobanê de kongrenin alt yapısını hazırlamada Roza ile birlikte büyük emekleri geçmiş. Tepeciler doçka ve BKC silahlarıyla mağaranın hemen üstünde kongrenin güvenliğini almış. Bir keresinde de KJB’den gelerek kadın arkadaşlarla toplantı yapan Roza Pazarcık ve Kavenda’nın yanı sıra, Gülistan ve Peyman’ın da içinde olduğu kalabalık bir kadın topluluğuyla birlikte gitmiştik şikefte. O gün de oldukça anlamlıydı. Şikeftin ziyaretçileri yılların gerillası olan arkadaşlardı. Kimi de ilk kez göreceklerdi bu tarihi kadın mekanını. O kongreye katılan bu yoldaşlar o günkü hislerini anlatırlarken duygu yoğunluğu dolmuştu şikefte. Her biri o günlerde birlikte oldukları yoldaşları getiriyorlardı gözlerinin önüne. Bugün, bu mağarada kongre için toplanmış arkadaşların bir çoğunun şehit olması hüzünlendirdi bizleri. Roza arkadaş “on sekiz yıldan sonra gelebildiğim nihayet” demişti. Onun heyecanı bizi daha fazla heyecanlandırmıştı. Serê Metina’dan şikefte doğru sarp ve asi arazide inmeye çalışırken Roza arkadaş bir yandan anılarını anlatıyordu. Hele şikefte girdiğimizde duygular zirvede yaşandı. O dönem bu mağarada YAJK’ın kurulmuş olmasıyla çok büyük bir çalışma yapılmıştı gerçekten.
Kadın mücadelesi açısından tarihi olan bu mağara özgürlük tarihimizde her zaman hak ettiği değeri alacaktır. Artık sonsuza dek ismi “Kürdistan Özgür Kadınlar Birliği- Yekînêyê Jinên Azad ya Kurdistan” yani kısaca YAJK olarak anılacak bu asi dağ parçası. YAJK ile tarihi bir özgürlük hamlesi yapan kadın özgürlük mücadelemiz bugün Ortadoğu’nun kadın devriminin öncülüğünü yapmaktadır artık…
Keşke taşlar, sular, ağaçlar ve kuşlar bir dillenselerdi... Özgür kadın yürüyüşünün görkemli hikayesini, eşsiz asi duruşunu bir dillendirebilselerdi keşke... Metina’da geçtiğim her patikada, soluduğum her nefeste, zirvelerinden seyrettiğim her yerde mücadelemiz açısından tarihi önemde rol oynamış bu mekanı hissetmeye, yaşamaya çalıştım. Böyle kadın direnişi ve savaşkanlığının zirvede yaşandığı bu kutsal mekanlarda heyecanla, severek ve coşkuyla çalışmak kahraman şehitlerimizin anılarına bağlılığının gereğidir.

Bazı notlar

Kış kampları dağdaki gerillaların, özgürlük militanlarının büyük yaşam mücadelesi verdikleri, özgürlük arayışını, bilincini yükseltmeye çalışarak yeni başlangıçlara, yeni görev ve sorumluluklara kendini iddialı bir biçimde hazırlamaya çalıştıkları özgürlük mekanlarımızdan biridir. Kış boyu eleştiri-öz eleştiri silahının en büyük özgürlük aracı olarak, birbirini yoldaşça geliştirme, dönüştürme ve destek sunma alanlarımızdır. Eğitimde herkes hem öğretmen hem de öğrencidir. Her arkadaş öğrenirken bir yandan da öğrendiklerini paylaşmayı esas alır. Kış boyu ideolojik-askeri birçok temel ders görülür. Bu derslerden biri olan kadın özgürlük tarihi dersi sadece kadın kamplarında değil erkeklerin oldukları kamplarda da görülmektedir. Kadın birlikleri kendi eğitimlerini kendileri örgütlemekte, derslerini kendi öz güçleriyle görmektedir. Ancak kadın tarihi ve toplumsal cinsiyetçilik dersinin yanı sıra erkeklerin gördükleri klasik erkekliği öldürmeye dönük özgün derslerin tartışmaları kadınların hazırladıkları eğitim programları temelinde ve kadınlar tarafından verilmektedir. Bu artık bir gelenek haline gelmiştir. Kadın kendisini değiştirdikçe, yeniden yarattıkça bu gelişme erkeği de dönüştürmeye zorlamaktadır.
Bu kış da kadın özgürlük tarihi dersini, hem kadın hem de erkek birliklerinde, özellikle 92 yılından beri Sara yoldaşın anılarıyla dolu bu mekanda, birçok kadın gibi onun anısına vermeye çalıştım. Özellikle kadın gerillaların özgürlük savaşımızın başından beri yer aldığı bu mekanda, yine kadın hareketimizin ilk kongresi, YAJK’ın kurulduğu, birçok kadın kahramanının, kadın şahadetler gerçeğinin, kadın bölük ve taburlarının görkemli pratiğinin yaşandığı bir mekan olarak Metina’da kadın tarihi derslerini vermek oldukça anlamlıdır. Muazzam duygu yoğunluğu yaşatmaktadır. Geliştiricidir, sorgulayıcıdır, güzeldir...
Anılarla, ilklerle dolu Metina’da kış kamplarında verdiğim kadın tarihi derslerinde arkadaşların tartışmaları, diyalogları zengin anlam ve duygularla doluydu. Erkeklerin en fazla ilgili olduğu derslerden biridir kadın tarihi. Metina’nın zirvelerinden birinde, erkeklerin olduğu bir kamp yerinde verdiğim kadın tarihi dersi her zamanki gibi önemli bir yoğunluk ve zengin tartışmalarla geçti. Okuma, anlatım, diyalog, eleştiri ve özeleştirinin olduğu derste arkadaşlar oldukça ilgili ve katılımcılardı.

Büyük bir özgürlük zemini

Kürt Özgürlük Hareketi olarak gerçekten de mevcut dünya düzenine ters bir yaşamı örgütlemişiz bu dağlarda. Bugün insanlık vahşi kapitalizmin saldırıları altında inlerken, yaşam her yönüyle bireycilik, güdü ve paranın tutkusu altında tüketilirken, yaşama dair geriye pek anlamlı bir şey kalmazken insanlığın geldiği durum intiharın eşiğidir. Biz ise Önder Apo’nun özgür yaşam felsefesi temelinde kutsal mekanımız dağlarda özgür yaşamı yeniden inşa etmenin tartışmasını yapıyoruz, yaşam düzenini ona göre örgütlemiş durumdayız. Bu yönüyle dağdaki yaşam mevcut dünya yaşamına tümüyle taban tabana zıt bir yaşam. Dünyada hakim yaşam bireycilik, maddiyatçılık olurken özgürlük dağlarındaki yaşam komünal ve maneviyatı esas alan bir yaşam. Bu büyük bir şans, büyük bir özgürlük zeminidir kuşkusuz.
Evet, dağlarda böyle bir özgür yaşam düzeni herkesi şaşırtmakta, büyük ilgi merkezi olmaktadır. İşte özgürlük tartışmalarının sürekli olarak yapıldığı bu kutsal dağlarımızda bu kışın gittiğim erkek arkadaşların kamplarının birinde kadın tarihi dersi bir hafta boyunca sürdü. Özlü ve sade düşünceler dile gelmişti. Konuşan her arkadaşın belirttiği önemli hususlara ilişkin defterime birçok not düştüm. Tartışmalarda öne çıkan bazı hususları başlıklar halinde yazacak olursam;
“Kadın tarihine ilgim gelişti, öncesi ilgisizlikti, empati gelişti... PKK’de bir erkek kendisini değiştirmezse adım atamaz.
Toplumun özgürlüğünün kadının özgürlüğünden geçer tespitine artık ikna oldum... Geçmişte, evde kadına yaptığımız haksızlıklardan dolayı vicdan azabı duyduk. PKK’de neolitik canlanıyor, kadın canlanıyor. Önderlik kadını güç yaptı, yücelti, irade kazandırdı... PKK, kadın kurtuluş ideolojisi temelinde şekillenmiştir...
Kapitalizm, kadın düşmanı bir sistemdir. Egemen erkek kültürü toplumsal değerleri hep özelleştirirken kadın ise tersine hep toplumsallaştırmıştır...
Bu erkeklik, başımıza bela olmuş...
Erkek, kadından daha beter köle durumuna düşürülmüş...  Bundan sonra özgür erkek arayışını daha güçlendireceğim…
Egemen erkeklik yerine özgür erkek kavramı ne hoş geliyor kulağa...” gibi değerlendirmeler görüldüğü üzere epey dikkat çekiciydi. Yine bu dersteki tartışmalarda özgürlük sorununun sadece kadının bir sorunu değil erkeğin de temel bir sorunu olduğunun tespit edilmesi son derece önemli bir konu oldu.
Özellikle kış eğitiminde, kadın ve erkek arkadaşların bölüklerinde, kamplarda, kah yeraltı mangalarında kah mağaralarda metrelerce karın artında, kara kışa ve düşman saldırılarına inat özgürlük tartışmalarının yapılmış olması son derece çekici ve anlamlı yaşam arayışlarının güzel bir anı, parçasıydı... Evet Kürdistan dağlarında, özgür yaşam yeniden inşa edilirken öncelikle kadın ve erkek kişilikleri de özgürlük ve eşitlik ilişkileri temelinde yeniden inşa edilme sürecini yaşamaktadır. Geleneksel kadın ve tahakkümcü erkek şekillenmesi yerine özgür kadın özgür erkek kişiliğinin radikal mücadelesi verilmektedir. Özgür dağ kadını ve özgür dağ erkeğinin yaratılışı öyle heyecan veriyor ki bu kutsal dağlarda…  DEVAM EDECEK