
Devlet gözetiminde öldürüldü
Dava sonunda Adliye önünde açıklama yapan Okey’in avukatı Alptekin Ocak, polise verilecek en hafif cezanın verildiğine dikkat çekerek, „Bu kabul edilemez. Karar toplumun adalet duygusunu ve vicdanını yaraladı„ dedi. Avukat Ocak, „Festus Okey devletin gözetimi ve denetiminde öldürülmüştür. Aile bu nedenle devletten özür bekliyor ve tazminat istiyor. Her şeyden önce özür bekliyor“ diyerek, İstanbul Emniyet Müdürü, Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürü ve olay sırasında karakolda görevli bütün polisler hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını ve iç hukuk yollarının tükenmesi durumunda ise davası Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuracaklarını söyledi.
Burada ayrımcılık var
Göçmen Dayanışma Ağı adına konuşma yapan Ufuk Ahista da Festus Okey’in devletin koruması altında bir göçmen olduğunu hatırlatarak „Onu savunacak kimse olmadı. Bizlerin de müdahillik talebi kabul edilmedi. Bütün dava sanık polisin ifadesi üzerinden yürüdü. Biz vicdanen rahat değiliz. Burada ayrımcılık da söz konusu. Mülteciler, göçmenler görülmüyor. Onlar bir cinayete kurban gittiklerinde de ölümleri soruşturulmuyor“ diye kaydetti.
Ceza en alt sınırdan verildi
Kararı bianet’e değerlendiren İstanbul Barosu Avukat Hakları Merkezi Başkan Yardımcısı Avukat Ömer Kavili de polis Cengiz Yıldız’ın alabileceği en düşük cezayı aldığını söyledi. Kavili, bir insanın silahla öldürülmesi karşısında verilen 4 yıl 2 aylık cezanın kimseyi tatmin edemeyeceğini söyledi. „Ateşli silahı profesyonelce kullanabilen bir kişinin, sonuçlarını bilmesine karşın, Festus Okey’i ateşli silahla öldürdü. Bu karar hiç kimsenin can güvenliği olmadığını bir kez daha gösteriyor. Yoldan geçen bir insanın kafasına balkondan saksı düşse ve ölse, benzer bir ceza verilirdi“ diyerek karara tepki gösterdi.
Mahkeme başkanı para cezası istedi
Mahkeme Başkanı’nın da tutumunu eleştiren Kavili, başkanın Festus Okey’i öldüren polisin cezasının 2,5 yıla indirilerek paraya çevrilmesi yönünde görüş bildirdiğini, diğer iki üyenin ise kabul etmediğini söyledi ve ekledi: „Cengiz Yıldız böylece para cezasıyla kurtulamadı ve iki yılın üstünde ceza aldığı için polislik görevinden de çıkarılacak.“
Dava baştan sona hukuksuz
Kavili, 2007’den bu yana etkili soruşturma yapılmayarak Budapeşte İlkeleri’nin ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin de 6. maddesinin çiğnendiğini söylüyor ve yargılamadaki şu noktalara dikkat çekti:
- Maktulü Alman Hastanesi’ne karakoldaki polisler götürdü, Okey’in üstündki tişört de burada kayboldu. Dolayısıyla bu polisler tişörtün kaybolmasından sorumludur. Ama bu konuda bir şey yapılmadı.
- Soruşturma sadece bir polis memuru ile sınırlı tutuluyor. En kötüsü de öldürülen bir insana sahip çıkanların dosyaya müdahilliği kabul edilmiyor. Mahkeme müdahilliği kabul etmediği gibi müdahillik talebinde bulunan herkese de otomatik olarak suç duyurusunda bulundu.
- Duruşmalar sırasında yargılama ilkeleri baştan sona çiğnenmiştir. Mahkemenin tarafsızlık görüntüsü yargılamalar sırasında tamamen kalkmıştır.
İSTANBUL