Hakkari’nin Gever (Yüksekova) İlçesi’nde, M. Reşit İşbilir, Veysel İşbilir ile Bemal Tokçu’nun katledilmesinin birinci yıldönümünde, Türk devlet güçleri bir can daha aldı. Tek kurşunla hedef gözetilerek vurulan DBP Gençlik Meclisi çalışanı 18 yaşındaki Rojhat Özdel, ağır yaralı halde yerde bekletildi. Daha sonra hastaneye kaldırılan Özdel, kurtarılamadı. Özdel’in babası Mustafa Özdel’in de 14 yıl hapis cezası aldığı ve Şırnak T Tipi Kapalı Cezaevi’nde rehin tutulduğu öğrenildi.
Türk devleti, bir yandan ‘süreç’ derken diğer yandan Kürtleri rehin almaya ve öldürmeye devam ediyor. Kobanê serhildanı sonrası devletin yargısız cinayet işlemesi yasallaşırken Kürtler üzerindeki tatbikat da başladı. Türk devletinin her türlü terör faaliyetine rağmen sindiremediği Gever hedef seçildi. Görgü tanıklarının beyanlarına göre, İpek Yolu üzerindeki Han Petrol ile Yüksekova Dershanesi’nin karşısında bulunan alanda özel harekat polisleri uzun namlulu silahlarla Rojhat Özdel’in (18) üzerine ateş açtı. Evine yaklaşık 100 metre uzaklıktaki tepede koltuk altından tek kurşunla vurulan Özdel, Yüksekova Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı ancak, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Hastaneye de saldırı

Özdel’in cenazesi hastanedeyken, onlarca zırhlı araçla hastaneyi basan polisler, yaralı ve hastalara aldırmaksızın gaz bombası atıp plastik mermi sıktı. Saldırı sırasında bazı özel harekat polisleri kitleye dönerek, “İyi ki vuruldu. Size yine sıkacağız. Gerekirse yine aynısını yaparız” şeklinde tehditler savurdu. Polisler, gerginlik esnasında görüntü almaya çalışan DİHA muhabiri Sami Yılmaz’a da plastik mermi sıktı. Sabancı Kavşağı’ndaki polis saldırısı sırasında zırhlı araçlardan atılan gaz bombası kapsülü yoldan geçen VEDAŞ Arıza Servisi’ne ait aracın arka camına isabet etti. Aracın arka bölümünde oturan VEDAŞ işçisi İlker Aslan çenesinden yaralandı. Aslan, mesai arkadaşları tarafından Yüksekova Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.

Kaymakam ve Vali kılıf hazırladı

Özdel’in katledildiği gün Yüksekova Kaymakamı İbrahim Çenet’in Facebook sayfası üzerinden “eski cezaevi ve Sanayi Mahallesi’nde uzun namlulu silahlarla polise saldırı olduğu” yönündeki yazısı dikkat çekerken, Valilik olaydan sonra yaptığı açıklamada, olay yerinden uzak olan Adliye Lojmanlarını adres göstererek “silahlı çatışma” iddiasında bulundu. Özdel’i kastederek, “Çıkan çatışmada yüzü maskeli şahıs bir adet silah ve bir adet molotofkokteyli ile birlikte ağır yaralı olarak yakalanmış olup tedavisi için Yüksekova Devlet Hastanesi’ne kaldırılmıştır. Olay yerinde yapılan inceleme sonucunda yaralı şahsa ait olduğu tespit edilen tabanca ile 8 adet boş kovan, molotofkokteyli ve bir adet maske ele geçirilmiştir” açıklamasını yaptı.

Davutoğlu’nun talimatı
Ancak, görgü tanıklarının ifadeleri Valiliğin açıklamasını yalanlıyor. Görgü tanıkları, İpekyolu üzerinde yaşanan olaylar ardından zırhlı araçlarla bölgeye sevk edilen polislerin, herhangi bir uyarı yapmadan ateş açmaya başladığını söyledi.
Özdel’in elinde molotof gördüklerini ancak silah olmadığını vurgulayan tanıklar, özel harekat timlerinin önce yoğun gaz bombası ve plastik mermi kullandığını, ardından çıkmaz sokağa doğru kaçan Rojhat’ı M-16 piyade tüfeği ile taradığını dile getirdi. İnfaz ve Valiliğin açıklaması akıllara, 15 Ekim’de “iç güvenlik yasa tasarısı” hakkında konuşan Türk Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı, “Molotofkokteyli atmak vardır, maske takıp kendi kimliğini gizleyerek neredeyse bir sivil çatışma ortamı yaratmaya çalışmak vardır. Arkadaşlar bunlara da kesinlikle tolerans gösterilmeyecek” açıklamasını getirdi.

Tanıklar: İşkence yapıldı
İki evin arasında çıkmaz bir noktada yaşanan infazı, sokakta bulunan bir evden izlediklerini anlatan bir başka görgü tanığı ise “Çocuk vuruldukta sonra polisler üzerine çullandı. Küfür ederek, ‘Yanındaki kimdi? Kardeşin miydi? Çabuk söyle p..’ diyorlardı. Bir saat boyunca yerde bekletildi. İnlemeleri duyuyorduk. Öldüğü anı dahi duyduk. Sonra emniyet müdürü geldi. Bir komiserleri, uyarı ateşi açıp açmadıklarını sordu. Vuran polisler de uyarı ateşi açtıklarını, kendilerine ateş açılması üzerine vurduklarını söyledi. Ama biz şahidiz, hiçbir şekilde uyarı ateşi açılmadı, çatışma da çıkmadı” ifadelerini kullandı.
Olaya 5 metre uzaklıkta tanıklık eden bir başka kişi de Özdel’in yaralı halde yerde bırakıldığını anlattı: “İki tane çocuk yoldaydı. Hemen arkasından özel harekata ait iki zırhlı araç geldi. Arabadan uzun boylu yüzü maskeli bir polis indi. Sokağın başında çömelerek 7-8 el ateş etti. Sonradan gelen polislerden biri ‘Neden sıktın’ diye bağırdı. O da ‘Ben havaya sıktım, durmayınca vurdum’ dedi. Hiçbir uyarıda bulunmadan arabadan iner inmez sıktı. Yaralı halde yerdeyken, ‘O yanındaki kimdi? Kardeşin miydi?’ dediler. Çocuk yerde yaralı halde bir süre bekledi. Gözleri açıktı ama konuşamıyordu.”

Tanıklara yalan beyan dayatması

Özdel’in hastaneye kaldırmasından sonra polislerin evlerine gelerek kendisine şahitlik yapması yönünde teklifte bulunduğunu da söyleyen görgü tanığı, polislerin, “Gel akrebe bin, savcılığa ifade vermeye götürelim seni. 20 dakika sürmez. Bize ateş ettiklerini, uyarımıza rağmen durmayınca vurduğumuzu anlatırsın” dediğini aktardı.

Polis ambulansı engelledi
İlçede yayın yapan bir yerel haber sitesinin yayınladığı infazdan sonra cep telefonu ile çekilen bir görüntüde de Özdel’in vurulduğu yere çok sayıda polis aracı geliyor. Olayın meydana geldiği iki evin önünde ise özel harekat polisleri bekliyor. Yine görüntüde olay yerine çağrılan ambulanstaki sağlık personelinin Özdel’in vurulduğu yere sedyeyi almadan gittiği görülüyor. Bir müddet burada bekleyen sağlık personelinin daha sonra dönüp sedyeyi aldığı görülüyor. Sağlık personelinin ilk olarak sedyeyi almadan Özdel’in vurulduğu yere gitmesi akıllarda soru işareti bıraktı. Yine görüntüde sağlık personelinin ağır hareket ettiği görülüyor.

Güvenlik kamerasına el koydular

Öte yandan polislerin olayın yaşandığı yerin hemen yanında bulunan Yüksekova Belediyesi Eğitim Destekevi’nin bulunduğu binaya gelerek, binanın dış cephesinde bulunan güvenlik kamerasının hard disklerine el koyduğu öğrenildi.

10 kişi gözaltında

Özdel’in katledilmesi ardından ilçede protesto gösterileri düzenlenirken, 10 kişi gözaltına alındı.

Babası cezaevinde

DBP Gençlik Meclisi’nde çalışma yürüten Rojhat Özdel’in 2012 yılında bir yürüyüşe katıldığı gerekçesiyle tutuklanarak Hakkari Kapalı Cezaevi’ne götürüldüğü, yapılan itirazın ardından bir hafta sonra bırakıldığı, davasının da sürdüğü öğrenildi. Özdel’in babası Mustafa Özdel de 14 yıl hapis cezası aldığı için Şırnak T Tipi Kapalı Cezaevi’nde rehin tutuluyor. Özdel’in cenaze töreni gazetemiz yayına hazırlandığı sırada devam ediyordu.

DİHA/HAKKARİ