
'Çıkarları gereği cinayeti gizlerler'
Katliamın üzerinden bir yıl geçmesine rağmen suikastin failleri ve bağlantılarının ortaya çıkarılmadığına dikkat çeken Duran, şunları söyledi: "Bunun çeşitli nedenleri var. Öncelikle, bu cinayetlerde belli ki çok fazla iktidar, bir başka deyişle çok sayıda devlet var. Devletler, isyancılara karşı hemen ittifak kurar, cinayet işler ve bu cinayetleri gizler. Yine de esas olarak Ankara ve Paris'in bu cinayetlerdeki konumu açık. Ankara soruşturmaya herhangi bir katkı vermeyi reddederken Paris'teki sorgu yargıcından Fransa'daki tüm PKK'lilerin dosyalarını istiyor" şeklinde konuştu.
Cesur savcılara ihtiyaç var
Söz konusu katliamın eninde sonunda ortaya çıkarılacağı umudu taşıdığını da dile getiren Duran, "Ne olursa olsun, bu tür cinayetler, eninde sonunda aydınlanır. Cinayetleri tek kişi işlemedi, cinayetlerde en az üç devletin elleri kanlı. Çok cesur savcılara, sağlam yargıçlara, derinlemesine araştırma yapan gazetecilere ihtiyaç var" diye kaydetti.
Kimler huzursa onlar yapmıştır
Gazeteci Ragıp Duran'ın "katliamda birçok devletin parmağı var" belirlemesine katılan Gülten Kaya ise, "Bu katliam üzerine son derece farklı analizler yapıldı. Paris cinayetini asla tek bir ülkenin işi olarak ya da basit bir cinayet örgüsü içerisinde ele almamak gerektiğini düşünüyorum. Zamanın tam da bu evresinde Kürt halkının haklarının farkında oluşundan, giderek gelişen hak bilincinden, bu haklar konusunda kararlı ve ısrarlı oluşundan ve yasal siyasetten beslenerek meşruiyetini genişletmesinden kimlerin huzursuz olacağına bakarsak bu cinayetlerin müsebbiplerinin en azından gölgelerini hissedebiliriz" diye konuştu.
Devlet yurttaşını kollamalı
Söz konusu katliamları önlemenin yolunun demokratikleşmeden geçtiğini söyleyen Kaya, Türkiye'nin güçlü bir ülke olmasının yolunun yurttaşlarını koruma, kollama ve gözetmesinden geçtiğini belirterek, "Bir devlet ancak demokrasi ve hak teslimiyle güçlenir. Aralarına tel örgüler ve duvarlarla set çektiğiniz milyonlarca insanı 'Araf'ta bıraktığınız zaman, ne güçlü devlet olabilirsiniz, ne de başınıza örülecek çoraplar eksilir. Güçlü bir demokrasiyle insan hakları ihlallerini asgariye indirmiş, sosyal devletin gereklerini azami yerine getirmeye çalışan, düşünce-ifade ve örgütlenme özgürlüğünü özenle geliştirmeye çalışan, birçok alanda eşitlenmeyi esas almış ve daha bir çok alandaki zaaflarını yenmiş bir ülkenin, bu çağda, 3 yurttaşına bir başka ülke topraklarında bu kadar kolay kıyılması mümkün müdür? Demek ki önce içeriye bakacağız. Önce bu ülke bu alanlardaki boşluklarını hızla dolduracak. Yurttaşlarını koruyan, kollayan, gözeten olacak" şeklinde konuştu.
Sıradan aklın işi değil
Üç kadın devrimciyi rahmet ve saygıyla andığını belirten Diyarbakır Barosu'nun eski başkanı Mehmet Emin Aktar ise, "Cinayetin zamanı ve yeri ayrı ayrı değerlendirildiğinde, hem hedefin, hem zamanlamanın ve hem de yerin özenle seçildiği anlaşılmaktadır" dedi. Katliamı organize edenlerinin aklının sıradan olmadığını dile getiren Aktar, "Sakine Cansız, Kürt siyasal hareketindeki yeri, mücadele geçmişi, Diyarbakır Cezaevi'ndeki direngen kimliği nedeniyle simge haline gelmiş bir isimdir. Bu açıdan cinayetleri organize eden aklın çok sıradan olmadığını, bu cinayetle sembol bir ismin fiziki olarak ortadan kaldırılmasının yanı sıra bunun yaratabileceği etki ve tartışmaların da incelikle hesaplandığını söylemek mümkün" diye konuştu.
Çok önceden planlanmış
Katliamın çözüm sürecinin başında gerçekleşmesiyle görüşmelerin başlamadan provoke edilmesinin amaçlandığını dile getiren Aktar, cinayetin çok önceden planlandığını düşündüğünü belirterek, "Kim veya kimler neden böyle bir katliamı gerçekleştirsin? Öncelikle Kürt/Kürdistan meselesinin artık tek bir devleti ilgilendiren veya tek bir parçadaki mücadele ile sınırlı bir mesele olmaktan çıktığı göz önüne alındığında fail veya failler listesi uzamaktadır. Bu nedenle bu katliamın aydınlanması son derece zayıf bir olasılıktır. Hem birkaç ülkenin istihbarat örgütlerinin karışmış olma ihtimali ve hem de istihbarat örgütlerinin kendilerine doğrudan yönelmeyen eylemleri aydınlatmaktaki isteksizlikleri bu katliamın aydınlanmasına engeldir" dedi.
"Benzeri cinayetlerin önüne geçmenin en etkin yolu bu cinayetlerin tüm yönleriyle aydınlatılarak faillerin cezalandırılmasıdır" diyen Aktar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ancak bundan daha önemlisi Kürdistan halkının bir bütün olarak bu cinayetlere karşı aldığı ortak tutumdur. Bu tutum cinayeti işleyenlerin hedefledikleri sonuçlara ulaşmasını engelleyebileceği gibi bu tür cinayetlerin kendilerine bir yarar sağlamayacağının anlaşılmasını da sağlar" dedi.
Derin yapıyı işaret etti
Gazeteci Hüda Kaya ise, katliamın arkasında içinde Türkiye'nin de yer aldığı uluslararası derin bir yapının olduğunu söyledi. "Cinayetlerin son derece profesyonelce oluşu uluslararası bir Gladyo'yu hatırlatmaktadır" diyen Gazeteci Kaya, "Fransa'nın bu yapı dışında olduğunu düşünmek mümkün değildir. Çok kompleks bir ilişkiler ağının bence tam ortasındadır" ifadelerinde bulundu. Katliamın amacının kadınlar üzerinden PKK ve barış taraftarlarına mesaj vermek olduğunu söyleyen Kaya, "Kürt hareketi içinde Kürt kadın hareketi bel kemiğini oluşturmaktadır. Harekete son derece gönül vermişler ve bedeller ödemişlerdir. En başta Kürt halkı ile öncü kadrolarının aralarının açılması, hareketin güven kaybı ve bir iç çatışma hedefler arasında olabilir" dedi.
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı (TESEV) Yönetim Kurulu ve Açık Toplum Enstitüsü Danışma Kurulu üyesi, İletişim Yayınları kurucusu Osman Kavala, Paris Katliamı'nın asıl hedefinin Sakine Cansız olduğunu düşündüğünü ifade etti.
'Türkiye'den işbirliği olabilir'
Kavala, gazetemize yaptığı açıklamada şu ifadelerde bulundu: "Kürt siyasi hareketi içinde simge haline gelmiş bir ismin öldürülmesiyle hareket üzerinde ciddi bir etki yaratmak amaçlanmış olmalıdır. Avrupa'da bu önemde bir suikastın ilk defa yapıldığını ve bunun da İmralı'daki görüşmelerin kamuoyuna duyurulmasıyla aynı zamana geldiğini dikkate alacak olursak, yaratılmak istenen etkinin başlamakta olan süreçle ilgili olduğunu varsayabiliriz. Suikastın Türkiye'den birileri ile işbirliği içinde organize edilmiş olabileceğini söylemek de yanlış olmaz; ancak bu ilişkiler hakkında bilgi sahibi olmadığımız için suikastla amaçlanan konusunda daha somut bir görüş ifade edemiyorum."
'Türk yetkililer işbirliği yapmalı'
Cinayetin aydınlanması için Türk yetkililerin Fransız yargısıyla ciddi bir işbirliği yapmasının gerekli olduğunu belirten Kavala, "Bu olmadığı takdirde, organizasyonda yer alanların ortaya çıkarılması herhalde mümkün olamayacaktır" diye konuştu.
'Toplumsal duyarlılık hayati'
Paris Katliamı'nın aydınlatılmasının benzeri olayları engellemek için de önemli olduğunun altını çizen Kavala, şunları söyledi: "Daha önce gerçekleşmiş, ağırlıkla Kürt siyasi hareketiyle ilişkili, önemli kısmının failleri ortaya çıkarılmamış cinayet dosyalarının yeniden ele alınması da önemlidir. Bunun için, gerçekten bağımsız çalışan, siyasi etkiler nedeniyle evrensel hukuk ilkelerinden taviz vermeyen bir yargıya ve samimi bir yüzleşme sürecine ihtiyaç var. Yargının görevini yapabilmesi için iktidarın da bu anlayışı benimsemesi gerekir. Siyasi niteliği olan cinayetlerin görüldüğü davalarla ilgili toplumsal duyarlılığın devam etmesi de bu süreçte hayati önemdedir." NOT:Yukarıdaki görüşler, Paris Katliamı'nın MİT tarafından organize edildiği gösteren belgelerin yayınlanmasından önce alınmıştır…
ALİ ONGAN