Almanya’da 8’i Türkiyeli 10 kişiyi öldüren Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU)  Neonazi hücresi sanıklarının yargılanmasına devam ediliyor. Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde görülen 22. duruşmada, 10 kişiyi öldüren ırkçı NSU örgütü üyelerinin tanık olarak arandığı ortaya çıktı. NSU’nun öldürdüğü dördüncü kişi olan Habib Kılıç’ın cinayetinin ele alındığı duruşmada ortaya çıkan bu durum herkesi şaşırttı. Kılıç’ın Münih’in Ramesdorf semtinde temel gıda malları satan bir dükkanı bulunuyordu. 29 Ağustos 2001 tarihinde Münih’te öldürülen Habib Kılıç’ın dükkanının cinayet sonrası mühürlenip üç ay kapalı tutulduğu, kan izlerinin sadece yüzeysel temizlenmesi sonrası dükkanı kurt bastığı detayı TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun rapora yansımıştı.


Başkomiser dinlendi

Duruşmada tanık olarak dinlenen Münih Emniyet Müdürlüğü’nden Başkomiser J. Wilfling’in anlatımları Habib Kılıç cinayetiyle ilgili ihmalleri gözler önüne serdi. Wilfling, cinayetten sonra iki kadının olay yerinde sportif giysili iki bisikletliyi gördüğünü anlattığını ancak bu kişilerin cinayeti işleyebilecekleri üzerinde durulmadığını kabul etti. Bu kanı nedeniyle sözkonusu iki kişinin de tanık olarak dinlenmek istendiğini ve Emniyet’in basın yoluyla bisikletlilere tanıklık etmeleri için çağrı yaptığını söyledi.

Tanıklar ölen sanıklar!

Komiser Wilfling, sözkonusu iki kişinin bisikletle kuryelik yapan kişiler olabileceği üzerinde durulduğunu anlattı. Ancak Münih polisinin tanıklık için davet ettiği iki bisikletlinin diğer cinayetler sırasında da bisiklet kullandıkları ortaya çıkan NSU üyeleri Uwe Böhnhard ve Uwe Mundlos olduğu anlaşılıyor. Zira Habib Kılıç’ın öldürülmesi sırasında ortaya çıkan bisikletli iki kişi diğer cinayetler sırasında da görülmüştü. Wilfling, Kılıç’ın öldürülmesinin seri cinayetlerin devamı olduğunu düşündüklerini ve bu yüzden de Federal Kriminal Dairesi’ne haber verdiklerini söyledi.

Yanıt bekleyen çok soru var

Alman güvenlik birimleri, yıllar boyunca seri cinayetlerin arkasında mafyanın ya da uyuşturucu çetelerinin olabileceği üzerinde durmuş, kurbanların aileleri ve yakınları şüpheli olarak görülmüştü. Cinayetin Neonaziler tarafından işlendiği, 2011 yılı Kasım ayında, NSU üyeleri Uwe Böhnhard ve Uwe Mundlos’un bir banka soygununun ardından bir karavanda şüpheli bir şekilde ölü bulunmalarının ardından ortaya çıkmıştı.

İhmal mi kasıt mı?

Davada mağdur aileler ile avukatları özellikle Alman güvenlik birimlerinin cinayetlerde ihmali, hatası ya da kastı olup olmadığı sorusuna yanıt arıyor. Müdahil avukatların, Münih Emniyeti tarafından yürütülen soruşturmada Habib Kılıç’ın neden uyuşturucu çeteleri tarafından öldürülmüş olabileceği yönünde bir kanıya varıldığını yönündeki sorularını yanıtlayan Başkomiser Wilfling, Kılıç’ın sadece Türklerle ilişkisi olduğunu, Almanlarla bir ilişkisinin olmadığını bu nedenle de katil veya katillerin Türkler olabileceğinden yola çıktıklarını söyledi. Müdahil avukatların ısrarlı soruları üzerine Wilfling, o zaman iki bisikletlinin kendileri için normal tanıklar olduğunu söyledi.

Salonda gergin anlar

Başkomiser Wilfling’in ırkçı cinayete kurban gidenlerle uyuşturucu ticareti arasında bağlantı kurmaya çalışması ve Hollanda’ya uzanan izlerin bulunduğunu söylemesi üzerine salonda gergin anlar yaşandı. Avukat Menderes Erdal, söz alarak Başkomiser’e neden cinayetlerin arkasında Neonazilerin olduğunun hesaba katılmadığını, Solingen, Mölln cinayetlerinden haberdar olup olmadığını sordu. Ancak Mahkeme Başkanı Manfred Götzl, Erdal’ı uyararak konuyla ilgili sorular sormasını istedi. Uyarıları dikkate almayan Avukat Erdal sorularında ısrar edince duruşmaya kısa bir süre ara verildi. Federal Savcı Herbert Diemer de kurban yakınlarının avukatlarını uyararak NSU ile ilgili sorular sormasını istedi.

YÜCEL ÖZDEMİR/MÜNİH