Şırnak'ın Güçlükonak (Basa) İlçesi'ne bağlı Yağızoymak (Zivinga Hecîelî) Köyü'nde 1993 yılında asker ve korucularca yapılan köy baskınında 5 kişi katledilmişti. Geçen Cuma günü Ömer Çetin'in kemikleri torbalarda ailesine teslim edildi. 20 yıl sonra Ömer Çetin'in kemiklerini alan ailesi, Sait Şen, Beşir Baskak ve Abdullah Güler'in yanına defnetti.

Çetin'in ağabeyi Ahmet Çetin, 1993 yılında asker ve korucuların havadan ve karadan gerçekleştirdikleri operasyonda köyleri Hirareş'e girdiklerini, bütün köy halkını okulun bahçesindeki meydanda iki gün boyunca beklettiklerini ve köy halkına işkence ettiklerini söyledi. Asker ve korucuların köylülerden Beşir Baskak, Sait Şen, Abdullah Güler ve Ahmet Güler'i bütün köy halkının gözü önünde gözaltına aldıklarını ve beraberinde götürdüklerini anlatan Çetin, "Yakınlarımızı 'ifadeleri var' diye Yağızoymak Köyü Jandarma Tabur Komutanlığı'na yakın bir yere götürdüler. Hirareş ve Ziving köyleri arasında bir noktada uçurumdan atılıyorlar ve üzerlerine el bombası atıyorlar. Orada Beşir Baskak, Sait Şen ve Abdullah Güler ölürken, Ahmet Güler isimli köylümüz arkadaşlarının cenazesinin altına saklanıyor ve o şekilde kurtuluyor. İki saat yaralı bir şekilde Ziving köyüne ulaşan Güler, köylülere durumu anlatıyor ve diğer arkadaşlarının orada öldüğünü, cenazelerin orada olduğunu söylüyor. Bunun üzerine köylüler olay yerine gidiyor ve Sait Şen, Beşir Baskak ve Abdullah Güler'in cansız bedenleriyle karşılaşıyorlar. Köylüler onları alıp Yağızoymak Köyü yakınlarındaki Jandarma Tabur Komutanlığı'na yakın bir yerde defnediyorlar" dedi.

Herkesi meydanda topladılar

"1993 yılında askeri operasyon Ziving ve Xırsê köyleri kırsalında başlayarak bizim köyümüz olan Hirareş (Yüzbaşoğlu) köyüne doğru geldi. Yaklaşık 300 ile 400 arasında asker ve korucu köyü bastı ve korucuların hemen hepsi tanıdık olmasına rağmen gelip köylülere işkence yaptılar" diyen Çetin, "Başka kimseyi bulamadılar, hayvanlarını besleyen köylüleri katlettiler. Askerler köye ilk geldiklerinde bütün köylüleri okulun bahçesine topladılar. Kadın, erkek, yaşlı, çocuk yakaladıkları herkesi alarak okula getirdiler. Okul bahçesinde ilk başta kardeşim Ömer Çetin ve Abdullah Güler isimli yurttaşları sorguya çektiler. Yaklaşık 4 veya 5 kişiyi sorguya aldılar; ama en çok kardeşimin üzerine gidiyorlardı" dedi. 


Eşine tecavüz etmekle tehdit
"Sabah saatlerine kadar işkencede kalan kardeşim bir şey söylemediği için askerler 'gidin karısını getirin çırılçıplak yapıp ona işkence yapacağız bakalım o zaman konuşur mu konuşmaz mı?' diye kardeşimi konuşturmak için tehdit ettiler" diyen Çetin, kardeşinin askerlere "Beni öldürün bana bunu yapmayın, bunu görmek istemiyorum" dediğini aktardı. Çetin, söylenenlere daha fazla dayanamayan kardeşinin askerlerin elinden kaçmaya başladığını aktararak, "Sokağa çıkan kardeşime askerler ateş ederek vururlar, vurulduktan sonra Ömer ayağa kakıp yürümeye başlar. Biraz yürüyen kardeşim köy camisine kadar gelir; ama arkasından gelen askerler silah dipçikleri ve tekmeler ile vurmaya başladı. Yaralı halde alıp tekrardan okula götürdüler" diye konuştu.

Üzerine gaz döküp yaktılar

Kardeşi Ömer'in yaralı haliyle sabaha kadar işkenceye maruz bırakıldığını dile getiren Çetin, "Kardeşim sabaha kadar tuvalet çukurunda yaralı bir şekilde bekletildi. Babam kardeşimin öldüğünü sanıyordu. Babam komutana 'Madem oğlumu öldürdünüz verin onu toprağa gömeyim' diye yalvardı resmen; ama komutan babama 'oğlun yaşıyor onu daha öldürmedik' dedi. Kardeşime yaralı halde sabaha kadar işkence yaptılar. Kardeşim konuşmayınca da köyden aldıkları gaz ve odunlarla kardeşimi yakarak infaz ettiler. Kardeşim tamamen yakılmıştı. Hiçbir şeyi kalmamıştı. Kemiklerinden başka ve köye yakın yerde gömdüler" şeklinde konuştu. Kardeşinin kemiklerini 20 yıl sonra alabildiklerini dile getiren Çetin, Önce DNA testi için İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. Ve birkaç gün önce de DNA testinin sonuçlanması ardından kardeşimin kemiklerini bir torba içinde bize teslim ettiler. Bizler de kardeşimi aynı baskında öldürülen arkadaşlarının yanına gömdük" dedi.

Hiçbiri yargılanmıyor

Çetin, şunları söyledi: "Eğer Erdoğan'da gerçekten Müslümanlık ve adalet olsaydı Kürt halkına yapılan bu zulüm ve işkencelerin hesabını sorardı ve biz Kürtler de o zaman Erdoğan'ın samimi olduğuna inanırdık. O dönemde kimlerin orada görev yaptığı köye hangi komutanların baskın yaptığı belli olmasına rağmen eğer hesap sorulmuyorsa bu da onların aynı zihniyete sahip olduğunu gösteriyor."
Çetin, 20 yıl önce insanları faili meçhul olarak ikişer üçer kişinin öldürüldüğünü; ama bu dönemde ise insanların Roboskî'deki gibi toplu katliamlarla infaz edildiğini söyledi.


JİHAT AKÇA / CENGİZ OÐLAÐI / DİHA/ŞIRNAK